Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Şanzelize'nin Yolları Taştan Sen Çıkarttın Beni Baştan!

Cumhur Bandakçıoğlu

    5 Ekim 2016

          Şanzelize'nin Yolları Taştan Sen Çıkarttın Beni Baştan!

          Eskilere göre Hürriyet Caddesi, yenilere göre İzzet Baysal Caddesi, Bolu'yu küçümseyenlere göre Mecburiyet Caddesi, Alaaddin Başkanımız'a göre de Şanselize Caddesi, yerel basından takip ettiğimize göre sil baştan yenileniyormuş. Şimdiye kadar gördüğümüz hiç bir şehirde benzerine rastlamadığımız türden bir malzemeyle yapılan araç trafiğine kapalı caddemiz, yapıldığı ilk gün itibarıyla eleştirilere maruz kalmıştı. Bugün gelinen noktada bu eleştirilerin ne kadar haklı olduğunu çok net bir şekilde görmekteyiz. Bu malzemeyi bulup ortaya atan, bu malzemenin kullanılmasına vesile olan ve de Başkan'ı ikna edenlerin vebali büyüktür. Çünkü, ülkemizin, şehrimizin, insanımızın binbir güçlükle kazandığı paralar, ister istemez heba olmuştur. Birçok defa yazdığım gibi ben ülkemizde çok ciddi bir mimari fantezi hastalığı olduğunu düşünmekteyim. Bu yüzdende şehirlerimiz her türlü standarttın dışında, bir birine benzemez, hiç bir tarzı olmayan, estetik kaygıdan uzak yapılarla arabesk bir şekil almaktadır. Gelelim Şanzelizemize, umarım fazla maceraya kapılmadan, şakşakçıları gazına gelmeden, eskisinden dersler çıkartılarak, Amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek duymadan, çok daha işlevsel, çok daha estetik, uzun süre kullanılabilecek bir caddeye sahip oluruz. Hazır caddeye el atılmışken, cadde üzerindeki tabela kirliliğine bir son verilmesi isabet olur. Bolu gibi özgün bir coğrafyanın en kıymetli caddesi, İstanbul'un az gelişmiş semtlerindeki caddelerinin ikizi görüntüsünden kurtulur. Caddede de yapılacak İyi bir değişikliğin Bolu'ya güzellik katacağını düşünmekteyim. Bu yüzdende yapılan değişikliği memnuniyetle karşılamakta ve merak içinde beklemekteyim.
           Mimari fantezilerle devam edelim. Maalesef ülkemizde mimarlık eğitiminde ve uygulamalarında ciddi bir sıkıntı olduğunu kaçınılmaz bir gerçektir. Mimarlarımızın, hayal dünyalarına karışmak istemiyorum ama, bu hayal dünyaları çevre şartlarıyla ve gerçekleriyle senkronize olarak gitmek zorundadır. Aksi halde ortaya çıkan yapılarda çok ciddi sorunlarla karşı karşıya kalınmaktadır. Ekonomimizin lokomotif sektörü olan İnşaat Sektörü son 10 yıldır ciddi bir gelişim yaşamıştır. İş yerimiz, Atatürk Hava Limanı'na çok yakın, Türkiye'nin önemli gruplarından (Oldukça köklü bir aileye ait) bir tanesinin eski fabrika binasının üzerine kurulmuş bir site içerisinde bulunuyor. 5 Blok tamamen mesken, 3 blok iş yeri ve ofis tarzında, ayrıca büyük bir çarşısı bulunmakta. Yaklaşık 3 yıldır faaliyete. Dışarıdan baktığınızda herkesin yaşamak ve çalışmak için can atacağı türden bir kompleks! Ama gelin görün ki, muhtemelen ödüllü bir mimarlık şirketinin elinden çıkmış bu proje her tarafından dökülüyor. 3 yıldır yönetim problemi var. Malikler, siteyi kendileri yönetmek istiyor, yönetemiyorlar, özel bir yönetim şirketine devrediliyor. Bu sefer şirketin uygulamalarıyla malikler çatışıyor, herkes herkesi mahkemeye veriyor. Her anlamda kaoslar yaşanıyor. Ülkemizde bu büyüklükteki siteleri yönetecek yetişmiş kalifiye elemanı yok. Site yöneticiliği konusunda yüksek okulların açılması artık mutlak bir gereksinim olmuş durumda. Başta büyük şehirler olmak üzere bu tip projeler mantar gibi çoğalıyor. Büyük bir bölümü mimari fantezilere teslim olmuş bu sitelerde komşuluk ilişkileri de çok düşük düzeyde oluyor. Farklı kültür ve dünya görüşünde gelen insanlar büyük zevk ve sevinçle aldıkları dairelerinde mutsuz ve sıkıntılı bir hayata teslim oluyorlar. Uzun lafın kısası, bir ülkenin, bir şehrin, gelecek kuşaklara devrinde mimarlarımıza çok büyük işler düşüyor. Mimari fantezilerini çevre ve doğa şartlarıyla senkronize etmeleri şart!
         

          Tatar Turgay!
           Bolumuz'un daha bir Bolu olduğu günlerde, kendine has güzel insan figürleri ve özgün karakterleri vardı. Herkese dokunan, herkes de bir tebessüm bırakan bu değerlerimiz yavaş yavaş aramızdan ayrılıyor. İşte bu ayrılık kervanına son yolcusu Tatar Turgay lakaplı, Cemal Yeler abimiz oldu. Benim hafızalarımda iflah olmaz bir Boluspor hastası olarak yer alan ve Büyük Boluspor resminin değişmez karakteri Tatar Turgay abimize yüce Allahtan rahmet, sevenlerine başsağlığı diliyorum.
                                                    

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Cafe Masa Sandalye Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak