Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Bir Atilla Kefeli geçti bu hayattan!

Cumhur Bandakçıoğlu

    7 Haziran 2011

         Ben onu hep çok sevdim. Muhtemelen beni ilk kucağını aldığı günden beri sevdim.
         Sıra dışı bir insandı.  Boyuyla, ten rengiyle,  zekâsıyla, hareketliliğiyle, yani A'dan Z'ye her yönüyle farklıydı. 1986 -1999 yılları arasında hemen hemen 24 saat yan yanaydık.

         Öncesinde okullar kapanır kapanmaz Bayramoğlu'nda alırdım soluğu. Tatil bahaneydi, hep onun yanında olmak isterdim.
         Bonkördü. Parası olduğu sürece verir, zenginliğini herkesle paylaşırdı. Sofrası hep kalabalıktı.
    İlk Nike'mı o getirmişti yurt dışından. Daha Walkman bizim Bolu'da görülmemişken kulağıma takmıştı. Hesap Makineli kol saatimi gören gelip bir daha bakardı. Yaz tatili bitip Bayramoğlu'dan Bolu'ya hiç dönmek istemezdim, aslında Atilla Abim'den hiç ayrılmak istemezdim.

          Sünnetimde beni hastaneye o götürmüştü. Karlı bir havada Kütahya'ya askere giderken yine o yanımdaydı. İlk Bodrum tatilimi onun sayesinde yaptım. İlk yurtdışına onun katkılarıyla çıktım. Onun sayesinde zenginliği gördüm. Uzun lafın kısası eğrisiyle doğrusuyla, hayatı onun sayesinde öğrendim.
          Onun bütün sevdalarını, aşklarını bilirdim. Sırdaşıydım. Şeytan tüyü vardı. Kadınların ruhunu okşardı. Kısa hayatında 4 kez nikâh masasına oturdu. 23 yaşında 3 çocuk sahibi olmuştu. Dedim ya sıra dışı bir insandı. Kendi istediği gibi, kendi doğrularıyla yaşadı. Pek kimseyi dinlemezdi. Onu çok sevenleri ve sevdiklerini bazen üzerdi. Bu da hayatının en anlaşılmaz noktalarından bir tanesiydi! Bir diğer anlaşılmaz nokta ise o zehir gibi bir zekânın, özel hayatında ve iş hayatında ciddi hataları engelleyememesiydi.

        1999 yılı itibarıyla imparatorluğun sonu geliyordu. Yollarımız istemeyerek ayrıldı. Artık ancak hafta sonları veya özel günlerde görüşebiliyorduk.  Oldukça dirençliydi. Eski maddi gücünü kaybetse de, liderlik vasfını hiç kaybetmedi. Girdiği her ortamda kendini kabul ettirir dikatleri üzerine çekerdi. Kendini sevdirmesini bilirdi. Dayı olduğum gün 16 Ekim 2010 tarihinde, dayı oğlumun hastalığının artık çaresiz olduğunu öğrenmiştim.

        Denizi çok severdi. 1997 Yazında tam 2 ay çok sevdiği yelkenlisi 'Aylin I' le Akdeniz ve Ege'de dolaştık. Biz 15. gün de pes etmiştik. O, 2 ay boyunca her gün aynı zevk ve zindelikle yaşadı. Denizin kendisine iyi geleceğine inanıyordu.  Karadeniz de bir ev bulalım dedi. 28 Mayıs Günü Şile'ye gittik. O zaten evi bulmuştu. Sadece bize göstermek istiyordu.  1 Haziran 2011 itibarıyla durumu ağırlaşmaya başladı. Aynı gün Saat 23.00 de ellerimizle yoğun bakım ünitesine götürdük.  2 Haziran'ı 3 Haziran'a bağlayan o Mübarek gecede saat 00.20 de ruhunu teslim etti.

        Ne tesadüftür ki; evliliğimin 1. yıldönümünün arifesinde, 4 Haziran 2011 tarihinde 52 yaşında Erenköy Galip Paşa Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından Karacaahmet Mezarlığı'nda dedesi ve sevgili babasının kucağına uğurladık.

        Yaşımdan ötürü birazda karakterim dolayısıyla, nişan, söz gibi sosyal kelimeleri pek haz etmem. 26 Mart 2010 tarihinde nişanlandım. 27 Mart 2010 gecesi de aile arasında bir yemek tertiplemiştik. Benim huysuzluğumu bildiği için eşim Işıl,  27 Mart Gecesi düzenlenen yemeği 'Yaza Merhaba Partisi' olarak adlandırmıştı, konuklarımızı o şekilde davet etmiştik. Atilla Abimi de aile büyüğü olarak gördüğüm için 1 numaralı masa içinde yer ayırtmış ve oturtmuştuk. Oturduğu masadan çok kısa sürede kalkıp arkadaşlarımın masasına gelen sevgili Abim;  Ulan beni 'Yaza Merhaba Partisi' diye davet ediyorsunuz. 'Hayata Evlada Masasına' oturtuyorsunuz benim morukların içinde ne işim var diye ver yansın etmişti. Ve bu diyalog günlerce gülme konumuz olmuştu. Ne yazık ki onun tabiriyle 'Hayata Elveda Masası'ndan hayata ilk elvedayı Atilla Abim yaptı.


          Sevgili Atilla ağabeycim bütün sevdiklerin; aşkların, ailen, arkadaşların okul arkadaşların hatta ilkokul arkadaşların, çalışanların, seni yalnız bırakmadı, hepsi seni uğurlamaya geldi.  Emir, Seden ve Demir son görevlerini layıkıyla yaptılar. Mekân'ın cennet olsun, hakkını helal et. Sana karşı bir kusurumuz olduysa bizi affet.

        Bu arada unutmadan söyleyim Abi;  Kadınlar seni çok sevmiş bunu son yolculuğunda bir kez daha anladım.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak