Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Uzun Geceler VII

Cumhur Bandakçıoğlu

    3 Ocak 2010

     

      1992'den bu yana yılın son ayında, askerlik dönemi ve bir kaç istisna dönem hariç, İsveç'in başkenti Stockholm'de bulunmaktayım. 7 yıldan bu yana da İsveç'le ilgili paylaşımlarımı sizlere aktarıyorum. Sadece geçen yıl serinin 6.'sında seyahatimizle ilgili bir şeyler yazmamışız. İsveç'e olan sempatimizin arkasında her zaman dediğim gibi sevgili arkadaşım Mustafa Yaman ve ailesiyle, İngiltere deki eğitimimiz sırasında tanıştığımız İsveçli okul arkadaşlarımız yatmaktadır. Küresel ısınmanın bir göstergesi olmalıydı ki, İsveç de son 3 yıla kar yağışı almadan giriyordu. Bu yıl uçağımızın Baltık denizi üzerinde alçalmasıyla deniz üzeride gördüğümüz yoğun buz kitleleri eski İsveç günlerini hatırlatır derecede soğuk ve karlı bir havayla karşılaşacağımızı müjdeliyordu. Enteresandır pasaport kontrolündeki bayan polisin mutlu bir yüz ifadesiyle bu sene çok kar var demesi, adeta İsveçliler'in gerçek mevsimlerini özlediklerinin dışa vurumu gibiydi. Evet, 23 Aralık gününden itibaren hava sıcaklığının 0 derecenin üzerine hiç çıkmadığı, hemen hemen her gün kar yağışına sahne olan bir Stockholm yaşamaktayız. İtiraf etmeliyim ki, Stockholm bu haliyle, yani beyazlarla kaplıyken çok daha güzel. Küresel ekonomiden İsveç de çok ciddi yaralar almış durumda, dünyaca ünlü markalarını bir bir kaybediyor. Daha önceki yıllarda dünya telekomünikasyon devi Ericsson sahip olduğu pozisyonunu kaybetmişti. Volvo ve Scania anavatanından çıkmış yabancı firmalara gitmişti. Bu yıl sonu da İsveç'in dev otomotiv markalarından Saab büyük bir sıkıntının ortasında üretimini durdurarak 5 bin çalışanının işine son verdi. Yani Saab markası eğer bir alıcı çıkmazsa, sona doğru yaklaşıyor. Uzun lafın kısası İsveç'te da durumlar pek iç açı değil.

    Yine de her yönüyle bir kültür ve doğa şehri olan Stockholm çekiciliğini her dönem sürdürmeye devam edecektir. Medeniyetin dolayısıyla gelişmiş şehirciliğin geçmişle muhteşem bir kombinasyonu olan Stockholm, birçok şehre model olacak niteliktedir. Yılın son gününü İsveç Beşiktaşlılar Derneği'nin düzenlediği geceye Bolulu hemşerilerimiz, Cemil Kocagözoglu, Cenk Kocagözoglu, Hüseyin Yılmaz, Serdar Özkan, Emre Sarınalbant ve tabii ki Mustafa Yaman ve aileleriyle beraberce girdik. Bolu'yu ve Bolulular'ı bolca andık, kulaklarını çınlattık. Bu sene diğer dostlarımız Erdem Toraman, Fahri Öztabağı abimiz, Sefa Tunç hocamız ve Sabri Bozkurt'la görüşme şansını yakalayamadık. Onlardan peşinen özür diliyorum. İnşallah bir dahaki sefere diyelim ve bu seneki uzun geceler yazımızı 2 kareyle bitirelim.

     

    Resim 1. Medeniyetin basit bir göstergesi.  Saçaklardan düşebilecek buzlar dolayısıyla, yayaların yaklaşmaması gerektiği alana dikkat çeken binalara asılı işaretler.

     

    Resım 2.  Sıkça gözlenen bir enstantane, Hayır hayır kayak yapmıyor! Buzlu yol ve kaldırımlarda düşme tehlikesine karşı yürüyüş batonlarıyla yürüyen İsveçli bir bayan. Ülkemizde kış aylarında çokça rastlanan düşme sonucu meydana gelebilecek birçok kırık vakasına karşı, basit ama etkili bir korunma yöntemi.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak