Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Bolu'da bir toplantı

Cumhur Bandakçıoğlu

    14 Kasım 2005

    Geçtiğimiz hafta başı 7 Kasım 2005 günü, Bolu Kalkınma ve Tanıtma Vakfı Genel Sekreteri Sn. Ahmet Şerafettin Yamaner?den Bolu Kalkınma ve Tanıtma Vakfı ve Bolu Kalkınma Vakfı?nın müştereken, Sn Valimiz Ali Serindağ başkanlığında 11 Kasım 2005 günü, saat 17:00?de yapılacak toplantısı için bir davet alıyoruz. Çok sevdiğimiz ve saydığımız büyüğümüzün bizi böyle bir toplantıya uygun görmesi karşısında davete katılmama gibi bir şansımız yok. Sayın Yamaner?e davetinden bir gün sonra bahsetmiş olduğu konularda yazılı bir sunum yapıyorum. Ertesi gün tarafıma gelen toplantı içeriğinde adımı ?dış ses? olarak Bolu ile ilgili konularda dinlenilmesi ile ilgili bir gündem maddesinde görüyorum. Toplantıda; Sn.Valimiz, Sn. Belediye Başkınımız, her iki vakfın değerli üyeleri, Ticaret ve Sanayi Odası temsilcileri, yerel basınımızın bazı temsilcileri ve Üniversitemizin öğrenim yılının açılışı esnasında verilen tanıtım yemeğinin sponsorlarının (destekleyicilerinin) temsilcileri hazır bulundu. Toplantı gündeminin ana maddelerini kısaca şu şekilde sıralayabiliriz;

    1- Bolu'nun tanıtımı,

    2- Boludağı Tüneli?nin açılmasıyla Bolu ekonomisinin karşılaşacağı sıkıntılar,

    3- Bolu'nun turizm sektöründe özel bir statü alma gerekliliği,

    4- Bolu'da bulunan 14 adet tarihi çeşmenin restorasyonu, (yenilenmesi)

    5- Üniversite tanıtım yemeğinde sponsorluk yapan firmalara verilen teşekkür belgeleri.

    Toplantı boyunca yapılan konuşmalarda tansiyon ve hararet bazen yükselmesine rağmen hemen hemen bütün katılımcıların hem fikir olması, aynı yönde düşünmesi, aslında birçok şeyi kolaylaştırmakta. Zaten aklın yolu da bir! Toplantı öncesi gönderdiğim şahsıma ait yazılı sunumla, toplantıda görüşülen konuların ve diğer konuşmacıların düşünce ve fikirleri birbirine yakın olduğu için hepsini kurgulayarak sizlere sunuyorum.

    Bolu markası ülke genelinde mevcut potansiyeliyle oldukça önemli bir noktadır. Bu önem gerekli tanıtımlar, alt yapı sağlandığı sürece, Bolu'nun tanımı, olması gereken şekli belirlendiği sürece yerini koruyacak ve çekiciliğini hiç bir zaman kaybetmeyecektir. Buda ancak hiç bir kişisel çıkar gözetmeyen Bolu'yu seven yöneticiler, Bolu'yu seven siyasiler ve Bolu'yu seven halk ile olabilir.

    Toplantının renkli siması Sn. Yurdaer Kalaycı?nın yıllardır söylediği gibi Bolu'ya özel statü tanınması şarttır ve sağlanmalıdır. Bolu; dağ turizmi, tatil şehri pilot bölgesi olmalıdır. Zannediyorum Yurdaer Amca?nın derdinin tünel açıldıktan sonra sahip olduğu tesislerin önünden geçecek araç sayısının düşmesiyle alakalı olmadığı da bu toplantıda daha net anlaşılmıştır. Sn.Başbakanımızın tünel açılışında sarf ettiği ?Bolu, destinasyon merkezi olmalıdır? sözleri alınmış bir söz kabul edilerek, Bolu'yu seven siyasiler tarafından, Ankara?da gerekli makamlara baş ağrısı yapacak hatta onları bezdirecek şekilde dile getirilmelidir.

    Boludağı Tüneli?nin açılmasıyla, Elmalık bölgesine yapılacak tesislerin Bolu ekonomisini belli bir sekteye uğratacağı kaçınılmazdır. Öncelikle bu tesisler engellenmeyecekse, Bolu'nun ve Boluların bu tesislerden maksimum şekilde yaralanmasını sağlamak gerekir. Belediye Başkanımızın sözlerinden (Vermiş olduğu söz değil!) anlaşılacağı üzere bu tesislerden veya çevresinden Boluların faydalanması için bir takım çalışma ve görüşmelerin yapıldığını hissediyoruz. Tabi bu çalışmaların başarılı olması, sadece belli bir zümre için olmaması ortak dileğimizdir. Tünelin açılmasıyla trafik yoğunluğu otobana kayacağı için otoban güzergâhında Bolu'nun güzelliklerini tanıtan dev resimli panoların konması, (Temsa otobüslerinin Yedigöller?i kullandığı reklâmları güzel bir örnektir. Boludağı?nda mevcuttur). tünel girişine?Bolu'ya Hoş Geldiniz. Keşfedecek Çok Şey Bulacaksınız? türünden bir tabela konması ( Bunlara İzzet Baysal Şehri Bolu, Üniversite Şehri Bolu gibi resimli ilgi çekici dev panolarda eklenebilir) ciddi ilgi çekecektir. Tabela deyip geçmeyin. Otobanda bulunan Doğu Bolu-Batı Bolu tabelaları bile ilgi çekmekte bizzat şahsıma bu tabelalardan dolayı Bolu çok büyük bir yer mi diye sorulmaktadır. Bolu'nun tanıtımını sağlayacak stratejik noktalara turizm büroları yapılması,( Cici Taksi, Abant Sapağı, Gökdemirler Tesisleri, Otaban üzerindeki tesisler) Bolu'yu tanıtıcı broşür, harita vb. malzemelerin hazırlanması ve dağıtılması sağlanmalıdır. (Turistik tesisler, Otogar, Benzin istasyonları, hatta hatta bu görseller taksi ve Bolu'ya yolcu taşıyan otobüs firmalarında dağıtılmalıdır) Bu konuyla ilgili toplantıda bir komisyon kurulmuş olup çalışmalara başlayacaktır.

    İstek.

    Seveniyle, sevmeyeniyle Bolu'da bir Yurdaer Kalaycı gerçeği, markası ve birikiminin var olduğunu hepimiz biliyoruz. Yurdaer Kalaycı?nın dünya çapında ilgi gören bir meslek dalında, uzman bir şahsiyetin bu bilgi ve birikimi akademik şekle sokup dünyadaki markalarla, Üniversite şehri Bolu'da yeni nesillere aktarmalıdır diye düşünmekteyim. Yurdaer Kalaycı Osmanlı-Türk Mutfak ve Gurme Akademisi artık açılmalıdır. Biliyorum ki birçok genç bu eğitim için yurtdışına gitmekte ve büyük ücretler ödemektedir. İnanıyorum ki böyle bir akademiye yurtdışından da birçok öğrenci gelecektir. Bolu markasına büyük katkılar sağlayacaktır.

    Tabiî ki Bolu'nun cazibe merkezi olması, güzel, bakımlı, farklı ve temiz bir Bolu ile mümkün olabilir. Bunda da birinci dereceden görev Belediye?ye ve Bolu halkına düşmektedir. Parklarımız ve meydanlarımızdaki peyzaj çalışmaları en iyi şekilde ve birinci sınıf yapılmalı, şehrin ana giriş bölgesi (Cici Taksi) güzelleştirilmelidir. Abant kavşağından ?Tugay?a kadar olan duble yol bakımlı olmalıdır. Koçbank ile Eski Süreyya Oteli arasındaki dükkânların binaları Bolu'ya yakışmıyor. Bu binalar yıkılamıyorsa Belediye?nin öncülüğünde hafif bir tadilatla hepsinin ayrı can alıcı bir renge boyanması güzel bir görüntü arz edecektir. (Orta Hamam?ın yanına yapılan Cafe, Bolu'nun en güzel cafesi olmuştur diyebilirim. İmzası olanları tebrik ederim. Emsal teşkil edebilir.) Belediye Başkanımız toplantıda bu binaları boyatalım demiştir. Bunu söz kabul ediyorum.

    Gelelim, beyaz et sektörüne. Bolu ekonomisi için yararı tartışılmazken diğer yandan Bolu'nun doğasına verdiği zararda göz önündedir. Her ne kadar sektörün önde gelen isimlerinden Mustafa Aksoy toplantıda bir zararı yoktur dese de bu çok inandırıcı değildir. Bolu Ovası?nda tavuk kümesi yapımı sınırlandırılmalı, ovanın doğal görüntüsüne artık zarar verilmemelidir. Hatta bu konuya nokta konulmalıdır. Ova dışında organize bölgeler hazırlanmalıdır. Üst yakadan geçen otoban boyunca Bolu'yu tanıtıcı güzel reklâmlarını koyduğumuzu farz edelim. Yolu kullananlar şöyle Bolu Ovası?na doğru baktıklarında yüzlerce kümesi gördüklerinde tezat bir durum ortaya çıkacaktır. Bu kümesler zorunlu olarak doğayla uygun bir renge boyanarak (yeşil tonlarda) kamufle edilmelerinin de iyi olacağı inancındayım. Bunun için bir kampanya başlatılmalıdır.( Hoş bu durumda Akif Bıltır ağabeyimizin yeşil kümesleri birer tabut gibi göstereceği karikatürü de şimdiden görür gibiyim ya neyse..)

    Toplantıya kusursuz bir ev sahipliği yapan GENTAŞ A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Sn.Ahmet Kahraman?ın ağzından da gelecek günlerde çok yönlü turizm işletmelerini bünyesinde bulunduracak bir güç birliği holding yapılanmasına öncülük edeceğini öğrenmiş bulunuyoruz. Bu düşüncesinden dolayı kendisine başarılar diliyoruz ve kusursuz ev sahipliği için de teşekkür ediyoruz.

    Sevgili Kamuran Ağabeyimize de buradan bu toplantıda belki farklı sebeplerden dolayı ama üç tane BOLUNUNSESİ köşe yazarının (Sn.Yaşar Eyüoğlu, Sn.Yurdaer Kalaycı ve Ben ) bulunduğunu hatırlatmak isterim. Bilmem anlatabildim mi? Sizler bu yazıyı okuduğunuzda ben yine kuzeyin soğuk ülkesi Danimarka?da yani uzaklarda olacağım. Bolu'nun tanınmış simalarından Sn. Şevket Çatladı büyüğümüz yine bana çok uzun yazmışsın diyecek. Kendisine hak veriyor ve uyarısı için teşekkür ediyorum. Galiba haftada bir yazdığımız için çok uzun oluyor ya da köşe yazarlığı konusunda çok yoğunlaşmadığımız ve olgunlaşmadığımız için oluyor. Bu arada Sevgili Sinan Gökdemir ağabeyimizi de bu yoğunlukta aramayı unuttuk. Bizi affetmiştir inşallah.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Cafe Koltukları Cafe Sandalyeleri Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak