Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

STOCKHOLM?den merhaba

Cumhur Bandakçıoğlu

    27 Aralık 2006

    22.12.2006 tarihinde, bir kez daha hemen her yıl olduğu gibi Nobel ülkesi İsveç?e merhaba diyoruz. Malumunuz İsveç bu yıl ülke gündemimize Nobel Edebiyat ödülünü alan yazarımız Orhan Pamuk ismiyle gelmişti. Bu yılki seyahatimize, 2 yıllık bir aradan sonra sevgili Cemil abim ve değerli eşi Nida Doyran?da eşlik ediyor. Yaklaşık 14 yıldır müdavimi olduğumuz İsveç?te uçağımızın alçalmasıyla birlikte küresel ısınmanın acı yüzünü görüyoruz ve her zaman beyazlarla kaplı olan ülkenin topraklarını ilk defa orijinal rengiyle görme şansını yakalıyoruz. Arlanda Hava Alanı?nda bizi Bolu'nun Stockholm sefiresi Seçil Yaman karşılıyor. Dışarıya adım attığımızda ilk defa yumuşak bir hava yüzümüze vuruyor. Kırk yıl düşünsem böyle bir havayla bu mevsimde Stockholm?de karşılaşacağım aklıma gelmezdi. Anlaşılan her zaman başlık olarak kullandığım ?Uzun Beyaz Geceler? galiba bu sefer sadece ?Uzun Geceler? olarak karşınıza çıkacak tabi hava bize bir sürpriz yapmazsa. Stockholm notlarımızı haftaya sizlerle paylaşmaya devam edeceğim. Bu vesileyle Tüm Bolu Sevdalıları ve Bolununsesi okurlarının Kurban Bayramı?nı ve yeni yılını kutlarım.

    Mafya

    31.02.2005 tarihinde gazetemizde ?MAFYA? baslıklı bir yazı yazmıştım. Şöyle bir hatırlamak gerekirse; Tam ve kesin olarak nasıl ortaya çıktığı bilinmemekle beraber açılımından anlaşılacağı gibi MAF; MOERTE ALLA FRANCIA ITALIA ANELA (Fransızların Ölümü, İtalyanları Kurtarıyor) İtalyanlarla Fransızlarla arasındaki pürüzlerden meydana çıktığı zannediliyor. Bir başka hikâye ise Sicilyalı bir kıza Fransız bir askerin 1282 de saldırması ve bu kızın annesinin Ma Fia (Kızım) diyerek bağırması Palermolu bir gencin bu çağrıyı duyarak Fransız Askeri öldürmesi de MAFİA çıkışı ile ilgili başlıca anlatılanlardandır. MAFIA?nın asıl belleklere kazınması ise Mario Puzo?nun ölümsüz romanı BABA (Don Vito Corleone) seri filmler olarak beyaz sahneye taşınması ile olmuştur. Evet, son dönemde Bolu kamuoyunu gündemine Mafya sözcüğü, Boluspor?un otopark ihalesiyle düşmek üzere olduğunu görüyoruz. Muhtemelen otopark gelirini daha efektif bir biçimde toplamak isteyen yönetim bu işi dışarıdan bir takım insanlara ihale etmek niyetinde. Bildiğiniz gibi otoparkçılık mesleği de genelde adına mafya denen oluşumlar tarafından sıklıkça icra edinilen iş kollarından bir tanesidir. İlerleyen aşamada bu işle yetinmeyecek olan bu şahıslar, Bolu'daki potansiyeli görüp bar kafe iş kollarına girmeleri ve öğrenci kitlesiyle tanışmaları uzun sürmeyecektir. Hatta hatta kendilerini memlekete davet edenlerle kurdukları yakınlık bazı diyalogları da arkasından getirecektir; ?Yav sevgili abicim sen mühim bir şahsiyetsin bak güzel para kazanıyorsun, etraf çakal dolu biz senide koruyalım? diyerek ek işlere de gireceklerdir. En son aşamada ise; ?e baba bizi buraya getirdin ama biz sermayemizi kaybettik. Para kazanamıyoruz bu ne biçim is, senin plazanın önü kamyon otobüsle dolu? E bir Müslümana bu kadar para çok, sen bize biraz bakman lazım? deme cesaretini de göstereceklerdir. Bu iş biraz daha düşünülmeli ve istişare edilmelidir. Bolu'ya abuk subuk insanlar taşınmamalı taşındırılmamalıdır. BOLUSPOR?un çıkarı bile söz konusu olsa.

    2005?te Bolu'yu düşlüyorum dum!

    03.01.2005 de aşağıdakileri yazmıştım. Yaklaşık 2 sene sonra duruma bir göz gezdirelim ve karşılaştırma yapalım.

    Abant sapağından şehir merkezine kadar duble yolda çevre düzenlemesi yapılmış modern bir şehre girebilmeyi. Uzun bir süreçte olsa en azından yol yapıldı?

    Cici Taksi?nin bulunduğu, ana göbekten hareket ettiğim zaman yeşil dalga sistemiyle Hükümet Konağı?na kadar hiç durmadan arabamla ilerleyebilmeyi. Gerçekleşti.

    Hükümet Konağı?nın Bolu'ya layık bir şekilde yapılabildiği günler. Gerçekleşti

    Parklarında, caddelerinde çekirdek tüketmeyen, yere sigara izmariti atmayan güzel kültürlü insanların dolaştığı bir yer. Maalesef yerinde sayıyor.

    Anıt park?ı çevreleyen şimşirlerin ezilmeden, üzerine, basılmamış bir şekilde, görüntü kirliliğinden uzak göründüğü. Çok ama çok kötü. El bile sürmüyorlar. Belediyemiz hiç kusura bakmasın. Türkiye?nin en kötü kaldırımlarına, refujlarına, peyzajına sahibiz. Zevksizlik diz boyu. İzzet Baysal caddesine çıkan ara sokaklara yapılan bakır görünüşlü aydınlatmalar çok çirkin. En ufak bir estetik yok. Başkanımız ekibine takviye yapmalı aksi takdirde en zevksiz sokaklar, caddeler ve parklar Oscarını da alır bu kadrolarla.

    Yapılan işler buram buram arabesk kokuyor. Evet güzel yollar açıldı ama kuru kuru hoş durmuyor.

    Üniversitedeki akademik havanın şehrin her yerini etkilemesi. Kısmen etkiliyor.

    Katılımcı yönetimle lokal hizmetlerin en mantıklı ve modern bir şekilde halka ulaştığı.Bu konuda gözlem yapacak kadar şehirde değilim. Yorum halkın.

    Devletin teşvik kapsamına sokarak, Bolu'nun kalkınmasına pozitif etkilerin görüldüğü bir şehir. Vuslat başka bir hükümete kaldı.

    Gece sokaklarında dolaşırken temiz orman havasının solunduğu bir kent.Rüyanızda görüsünüz.

    İnsanların iki adımlık çarşıya arabalarıyla değil, yürüyerek veya bisikletleriyle gittiği bir yasam tarzı. Otapark Mafyasından sonra gerçekleşebilir.

    Abant?ta, Gölcük?te ve benzeri yerlerde kırık şişelerin, pet şişelerin ve poşetlerin yerlerde olmadığı günler. 12 yaş üstü nüfusumuzu yasamadığını sayarsak bir ihtimal gerçekleşme şansı var.

    Boluspor?un 2. ligde top koşturduğu günler. Kısmen gerçekleşti. İnşallah tamamına erelim.

    İnsanlarının birbirini sevdiği, tuttuğu küçük günlük hesapların yapılmadığı bir yaşam sekli. Türkiye?de parmakla gösterebilecek bir Bolu düşlüyorum. Düşlemeye devam ediyorum.

    Gerçekleşenleri göz önünde bulundurarak eksik ve yarım kalanlarında bir gün gerçekleşmesi dileğiyle!

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak