Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Kayıplar Aranıyor

Cumhur Bandakçıoğlu

    11 Temmuz 2005

    Memleketin doğal güzellikleri, iklimi, havası (Kış ayları hariç), büyük şehirlere yakınlığı, konaklama tesisleri ve bir çok vilayette bulunmayan spor tesisleri ile milli takımların ve spor kulüplerinin gözde yeri olduğunu özellikle kamp ve hazırlık dönemlerinde ülkenin en önde gelen markalarından bir tanesi olduğunu herhalde hepimiz biliyoruz. Gün geçmesin ki, güreş milli takımı gelmesin. Milli devşirme atletimiz hazırlık çalışmalarını Bolu'da yapmasın. Son örnek zannediyorum basketbol genç milli takımıydı. Zaten profesyonel futbol kulüplerinin yapmış olduğu kampları yazmamıza gerek yok. Yaz dönemi kamplarında Almanya, Avusturya ve İsviçre ile birlikte ülkemizin tek tercih edilen markası Bolu'dur. Çok net bir şekilde anlaşılacağı gibi bu coğrafya ve üzerindeki tesisler sporcuları, sportif mücadelelere hazırlamak için birçok avantajı barındırmaktadır. Daha Türkçesi bir sporcu havzasıdır. Yani bir vahadır. Hani göçmen kuşların hedefe ulaşman önce konakladıkları sazlıklar gibidir. Doğuştan yetenekten çok, yönlendirme, çalışma, disiplin, inanç ve tabiki maddi olanaklarla başarıların elde edildiği bir spor dünyasında yaşıyoruz.

    Son dönemlerde bir çok arkadaşımızın yeni bebeği olması sebebiyle, onların yaşadıklarını birebir şahit oluyorum. Bebeklerin kazanacakları alışkanlıklar için doktorların ağız birliği ile söyledikleri; bebeklerin birer boş hard disk gibi olduğudur (bilgi işlem dünyasında kullanılan bir deyim, yani bilgisayarın belleği oluyor.) Ne yüklerseniz, ne verirseniz ona sahip oluyorsunuz. Bu tanının desteklediği üzere eğer yönlendirmeler yapılırsa, Bolu coğrafyası birçok sporcuyu bağrından rahatlıkla çıkartabilecek altyapıya haizdir. Teknolojinin bu kadar gelişmediği dönemlerde, henüz Ankara ile İstanbul?a D-100 üzerinden ulaşabildiğimiz, Spor akademisini değil, üniversitemizin adı olmadığı günlerde, Ana Tamirhane?nin ve YSE?nin külüstür, ama bir o kadar karakterli servislerinin Aladağ?a sporcuları taşıdığı, Bolu nüfusunun 35- 50 bin olduğu, kışları hava kirliliğinin rekor kırmadığı yıllarda, Bolulu sporcuları duyardık. Radyoların, televizyonların spor bültenlerinde, hem de yüzde yüz su katılmamış Bolu çocuklarının, ya da Bolu'da yaşayan insanlarımızın adını duyardık. Boluspor?u kastetmiyorum, o zaten farklı bir boyuttaydı. Ama Boluspor?un da alt yapısından çıkıp gazetelere manşet olan Aliler, Müfitler, İsmailler Hakkılar vardı. Bisikletçiler vardı gruplar halinde. Bolu'nun sokaklarında, stadın etrafında renkli formalarıyla idman yaparken görür özenirdik. Bir dönem TRT spor bültenlerinin değişmez misafirleriydi. Silifke Anamur etabının Bolu Bölgesinden diye devam ederdi spiker? Muratlar, Nezihler, İsmailler, İbrahimler, Cenkler vardı. Mustafa Hotakoğlu Abimizin, hani Aladağ?ın ormanlar kralı diye adlandırdığımız gölgesinden korktuğumuz ama çok sevdiğimiz Mustafa Abimizin talebeleri vardı. Naciler, Cihanlar, Bahattinler, Beyhanlar vardı, masatenisinde gururumuz. Sonra bir polis abla geldi Robin Hood misali daha önceleri hiç bilmediğimiz okçuluğu getirmişti Bolu'ya polis Tülin abla. Öğrencileri vardı Gülşenler, Barışlar isimlerini duyardık daha ben Antalya?yı keşfetmemişken, Antalya?da yapılan uluslararası yarışmalarda aldıkları dereceler vardı. Jimnastikçilerimiz vardı. Dünya çapında derecelerle gururumuz olan, yıllarca Bolu ismini en üste yazdıranlar Muratlar, Suatlar, Gülçinler, lastik çocuklar vardı. Daha niceleri vardı burada ismini yazmayı unuttuğumuz. Boksörlerimiz, güreşçilerimiz vardı. Hatta folklorcularımız vardı. O yıllarda Sultanlar daha bu işe yeni başlamıştı, dans etmeyi bilmiyorlardı. Ördeğimizi, Kıbrısçıklı çobanlarımızı Avrupa?da bile bilmeyen yoktu. Teknoloji gelişti, İstanbul 2,5 saate, Ankara 1,5 saate düştü. Üniversitemizin altında birde spor akdemimiz oldu. Olimpiyat ve gençlik evimiz yapıldı. Olimpiyatlara katılan sporcumuz yok. İyimi oldu, kötümü oldu? Var olmak isteyen bir değerimiz Milli Atıcımız Çiğdem Özyaman?ı da elbirliği ile Konya ovasına kaçırdık. Yoksa ben mi Bolu'nun uzağında kaldım da haberim yok bilinmez ama birileri kayboldu. Kayıplar ve aranıyorlar! Görenlerin duyanların herhangi bir fikri olanların haber vermesi Bolu namına rica olunur.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Cafe Masa Sandalye Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak