Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

10 Yıl Önce -10 Yıl Sonra

Cumhur Bandakçıoğlu

    15 Aralık 2009

       Bildiğiniz gibi geçen haftanın bombası Bolu Belediyesi cephesinden gelmişti. Belediye Başkanımızı ziyaret eden Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği Genel Müdürü Bedrettin Yıldırım, Bolu'nun 10 yıl önce 1946 model bir köy olduğunu, şimdi ise çok güzel bir şehir olduğunu ifade etmişti. E tabi böyle meşhur bir bürokrattan daha mütevazı bir açıklama beklemek ancak bizim gibi muhalif fanilerden beklenir.
       Bedrettin Yıldırım ismi kamuoyuna çok yabancı bir isim değil. Hoş, özgeçmişine ulaşmak pek kolay olmasa da, bu makama gelemeden tarımla hiçbir ilgisi olmadığı, tarih öğretmenliği, millî eğitim müdür yardımcılığı yapmış olduğu haliyle karşımıza çıkıyor.
       Başta, Tarım Bakanlığında, müsteşar olmak isteyen Sn. Yıldırım'ı, önceki Cumhurbaşkanımız, tarih öğretmeninden müsteşar olmaz dediği için mevcut siyasi irade, Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği Genel Müdürlüğü'ne atamış. Ayrıca Sn. Yıldırım kamuoyunda en yüksek maaşlı memur olarak da tanınıyor.
       Bana kalırsa siyasi irade kendisini yanlış yere Genel Müdür yapmış. TOKİ'nin kendisi için daha ideal bir yer olduğunu düşünüyorum. Yüz yıllık geçmişi olan tarım birliğinin başında olan kişinin, Bolu'nun 10 yıl önce 46 Model bir köy olduğunu, bugün çok ciddi şekilde yollar, bulvarlar açıldığını söylemesi, tam Aziz Nesinlik bir hikâyedir. En yalın haliyle, sanki o bulvarlar kentsel dönüşümle açılmış, Bolu'nun sulanabilir, ekilebilir tarım arazileri üzerine açılmamış gibi konuşması, durumun vahametini ortaya koymaktadır. Ben Başkanımın yerinde olsam, bu zatın bir heykelini bulvarların kesiştiği bir noktaya dikerim. Sn. Genel Müdürü bir dahaki Bolu ziyaretinde, güzel şehrimizde ben gezdirmek isterim. Köy görünümlü kasaba mı, şehir görünümlü köy mü bir anlatıveririm.

    ATLININ TÜRKÜSÜ... ( İspanya seferi öncesi, Başkanıma)

    Cordoba
    Uzakta tek başına

    Ay kocaman at kara
    Torbamda zeytin kara
    Bilirim de yolları
    Varamam Cordoba´ya

    Ova geçtim, yel geçtim
    Ay kırmızı at kara
    Ölüm gözler yolumu
    Cordoba surlarında

    Yola baktım yol uzun
    Canım atım yaman atım
    Etme eyleme ölüm
    Varmadan Cordoba´ya

    Cordoba
    Uzakta tek başına
    Federico Garcia-Lorca  (Çeviri: M.Cevdet Anday)


       Başkanım, Türkiye Belediyeler Birliğinin davetlisi olarak İspanya'ya gidiyormuş! Halbuki 10 yılda Bolu'yu, köy görünümlü kasabayı, modern bir şehre çeviren bir belediye başkanını, İspanya'dan görmeye gelmeleri lazımdı. Madrid, Barselona, Malaga, Valencia, Sevilla, Granada, Cordoba, Marbella, San Sebastian Belediye Başkanlarının Bolu'ya gelip, bu 10 yıllık başarı öyküsünü analiz edip, dersler alması gerekirdi. Yanlışsam siz söyleyin.

       Neyse efendim İspanya'da uzun süreler teşriki mesai de bulunmuş bir kardeşi olarak, Başkanıma bazı tavsiyelerde bulunacağım. E malum şimdi orada seminerlerden gezmeye, yemeye vakit bulamayabilir.
    Öncelikle, benimde ikamet ettiğim Costa del sol -Andalucia (ENDÜLÜS), damak tadı ve boğaz konusunda size en çok uyacak bölgedir. Malum biz Bolulular çorba olmayan masaya oturmayı sevmeyiz. Uzun yıllar Arap işgalinde kalmasından dolayı, İspanyol mutfağı Kuzey Afrika lezzetleriyle birleşmiş durumdadır.
      Gazpacho, geleneksel çorbalarına verilen adıdır. "Islatılmış ekmek" anlamındaki Arapça bir sözcükten türetilmiştir, esasında tarih boyunca Araplarla olan etkileşimin açık bir göstergesidir. En sık yapılan Gazpacho yemeği bizlerinde çok tükettiği domates, sirke, sarımsak, zeytinyağı, ekmek içi, soğan, salatalık ile yeşil biberin pişirilmemiş ve ekmek kırıntılarıyla koyulaştırılmış karışımından oluşur. Yağda kızartılmış ekmek parçaları, doğranmış sebze ve katı yumurta ile birlikte servis edilir. Bazen badem ve üzümde eklenebilir.
     
      Endülüs'ün her bölgesinde özel lezzetler mevcuttur. Sevilla'da Paella! (Paella, deniz mahsulleriyle karıştırılarak yapılan pilavdır. Soyluların evinde çalışan hizmetlilerin mecburi olarak ortaya çıkartıp yediği daha sonrada sosyetik bir yemeğe dönüşen lezzettir.)
    İspanyol mutfağının en önemli lezzetlerinden biride Tapas dır. İspanyol yemek adetlerini zenginleştiren, günün belirli saatlerinde atıştırılan Tapa adlı bu mezeler ve kanepeler, bizdeki çerez niyetine de yenir. Bunlar 'Tasca' adı verilen küçük işletmelerde hemen her yerde karşınıza çıkacaktır.. Bir bardak şarap, bira veya klasik İspanyol içkisi Sherry'nin eşliğinde küçük porsiyonlarla sunulan tapalar çoğunlukla peynirli, etli, yumurtalı sebzeli olarak verilir. Coca cola ile de gayet güzel olur.
     
      Kesinlikle Görülmesi Gereken Şehirler!
    Tabii ki en başta, BARSELONA! Avrupa kentlerinden çok farklı bir şehirdir. Şehirciliğin ne anlama geldiğini burada görebilirsiniz. Bolu gibi özensiz parkların olduğu bir şehrin belediye başkanı olarak, birinci sıradan Güell Parkı'nı görmenizi şiddetle tavsiye ederim.
    GRANADA! Müslüman bir belediye başkanı olarak GRANDA görülmeden olmaz. Elhamra Sarayı -Alhambra, İslam mimarisinin ulaşabileceği en yüksek noktalardan biri olarak bugünlere ulaşmıştır. Temeli 1232 yılında, Gırnata Emirliği yani Beni Ahmer (Nasiriler) devletini kuran 1. Muhammed (Muhammed bin Ahmer) zamanında atılmıştır. Elhamra´nın yapımı devam ederken Endülüs´ün diğer önemli iki şehri Kurtuba  (CORDOBA) ve Sevilla (1236 ve 1248´de) Hıristiyan Kastilyalılar´ın eline geçmiştir ve oradaki Müslüman halk çeşitli işkencelere uğramıştır.
      CORDOBA, ismi belleklerimize, Zülfü Livaneli'nin bestesi olan Atlının Türküsü şarkısıyla kazınmıştır. 19 Ağustos 1936´da doğduğu yörede Diktatör Franco´nun adamları tarafından öldürülen yüzyılının en büyük iki İspanyol şairinden biri olarak kabul edilen Atlının Türküsü'nün de şairi olan Federico Garcia-Lorca'ile ünlenen şehirdir
    Benim için olmazsa olmaz  MARBELLA.. Avrupa'nın en zengin ve soylu takımıyla, Arap şeyhlerinin buluştuğu muhteşem bir kıyı kenti! Giderseniz eğer, Marbella'nın en popüler bölgesi olan Puerto Bonus da hemen girişte solda bulunan Sinatra Kafe Bar'ın barmenlerinden Alanso'ya çok selam.
      Eh gitmişken bir Flâmenko gösterisine ve boğa güreşine gidilmeden de olmaz.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak Bolu Çatı Tamiri Bolu Kamera Sistemleri Tonet Sandalye