Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

DUYDUKLARIM, GÖRDÜKLERİM, İSTEKLERİM

Cumhur Bandakçıoğlu

    12 Nisan 2004

    Seçimin ardından kutsal topraklara (Benim için) yani Bolumuza ilk seferimizi geçtiğimiz hafta sonu yaptık.

    Doğa, tüm güzelliğini yine her zamanki gibi Bolu'da konuşturmaya başlamıştı. Seçim sonuçları yavaş yavaş unutulmaya başlamış, günlük hayat eski haline dönmüştü.

    Cadde ve parklarımız cıvıl cıvıl taşıp dolmuştu. Üniversite gençliğinin Bolu'ya gerçekten büyük canlılık getirdiği gerçeği de apaçık ortadaydı.

    Kalkınmada öncelikli iller arasına alınmayan, yine turizm teşviklerinden avucunu yalayan, kısacası ne kadar teşvik ve kapsam varsa dışında kalan Bolumuzun üzerinde durması gereken, daha doğrusu artık tek çıkış yolu olan şey üniversitemizdir. Bolu'nun üniversite şehri olma yolunda ilerlemekten başka seçeneği yoktur.

    En büyük görev Milletvekillerimize, Belediyemize ve Bolu halkına düşmektedir. Türkiye'de gerçek anlamda Üniversite şehri yoktur. Yani akademik kimliğin diğer kimliklerinin önüne geçtiği İngiltere'de Oxford, Cambridge; A.B.D'de Boston ve Virginia Eyaleti gibi. Bence Eskişehir biraz bu kimliği yakalayabilmiştir. Bolu ise bu iş için biçilmiş bir kaftandır.Türkiye'nin en önemli karayolu trafiğinin üstünde olması, doğal güzellikleri ve bozulmamış munis insanıyla özel ayrıcalıklara sahiptir.

    Vilayeti, Belediyesi, tüm halkıyla Bolu bu işe kilitlenmelidir, diye düşünüyorum. Son yıllarda popüler olan özel üniversiteler Bolu'ya davet edilmeli. (Nasıl sanayi kuruluşlarına gelin size uygun şartlarda arazi verelim deniyorsa) Bu kuruluşlara bir takım ayrıcalıklar tanınarak Bolu'ya yatırım yapmaları sağlanabilir. Düşünsenize Bolu'da İzzet Baysal Üniversitesi'nin yanında birkaç özel üniversitenin de faaliyet gösterdiğini. Uzun lafın kısası Bolu, Üniversitesine sahip çıkmalı ve Bolu ekonomisine büyük faydası olan bu kurumu hatta bu sektörü daha da ileriye götürmelidir.

    Bolu'da büyük bir konut sıkıntısı olduğu söylenmekte olup depremden sonra 3 kat zorunluluğunun olması Bolu'daki inşaat sektörünü zayıflatmıştır. Ne kadar doğru, ne kadar yalan bilemiyorum, ama Düzce bu zorunluluğu 4 kata çıkarmış. Eğer adam gibi inşaat ve kontrolü yapılırsa 4 değil, 5 kat neden olmasın? Her gün sallanan Japonya'da insanlar tek katlı evlerde oturmuyor. Konut probleminde en büyük sıkıntıyı herhalde üniversite gençliği yaşamakta. Bu konu üzerinde projeler üretilmelidir. Konut ve barınacak yer problemi çözülmeden Üniversite şehri olmamız tabi biraz zor.

    Gelelim Anıtpark'a, Maalesef bu parkımız senelerdir adam gibi bir peyzaj uygulamasına sahip olamamıştır. Yarım yamalak bir asfalt, simetrik, hiç bir özelliği olmayan, bütünlük sergilemeyen bir parktır. Çok daha güzel hale getirilebilinir. Atatürk Heykeli'nin her iki tarafındaki girişlerdeki aydınlatma elemanları özel olarak vatandaş gelsin, beni kırsın cinsinden seçilmiş. Bizim vatandaşımızın düşünce yapısına daha uygun kırılması zor olan bir şeyler bulmak daha faydalıdır, diye düşünüyorum. Yine kış ayları için yapılacak kış bahçesi veya sera olarak adlandırılan camekanlı bir kafenin parka özel bir hava getireceği inancındayım.

    Kardelen Sinemasının, Roma Dondurmacısı ve diğer büfelerin önüne dekoratif masa ve sandalyelerin konması (bu Deniz Fast-food'un olduğu bölgedeki işyerleri içinde geçerli olabilir) Bolu'ya güzel bir hava getirir. Belediye bu işten gelir elde eder, ayrıca buraların temizliğini de bu işletmelere ihale etmiş olur. Bu işe karşı çıkmayın ve yapın. Dünyanın her köşesinde bu tip yerler mevcut. Fransa'nın kalbinin attığı Paris'teki meşhur Champs Elysees'de (Şanzelize diye okunur bizde) bile adam dükkanının önüne bir kaç masa atabiliyor. Bolu'da neden olmasın? Sizce de hoş olmaz mı?

    Üniversitemizde çok güzel etkinlikler yapılmakta. Türkiye'de bir çok insanın göremeyeceği bu etkinliklere halkımız sahip çıksın. Üniversite, Bolu'nun geleceğidir.

    Bir şey duydum. Yok, yok dedim. Abartiyorlardir dedim.

    Bolu Fen Lisesi'nde ders ortasında, namaz vakitlerinde bazı öğrenciler namaz kılmak için dersten çıkıyorlarmış. Özel izin kartları varmış bu öğrencilerin.

    Dine, Diyanete bizde karşi degiliz. Ama ders ortasinda bu işin yapilmasi neyin arapçasi oluyor bilemiyorum. Eger çok manevi eksiklik hissediliyorsa bu işin kazasi var. Ne bileyim bu işe uygun egitim kurumlari var. Bu haber bana biraz abarti geldi. Yine de ben bir kez daha hatirlatayim; Bazilari avucunda süt görüp kendilerini mandira zannetmesin.

    Haftanın Bomba Haberi

    Geçtiğimiz hafta içinde İnternet'ten takip ettiğim haber Bolu Olay gazetesinde yer aldı: "Belediye Çiçek Pasajına Döndü!"

    Haydaa dedim, buyurun buradan yakın dedim. Gittim, bizzat baktım. Mey'den vazgeçtim. Midye dolma, kalamar bile yoktu. (Bildiğiniz gibi Çiçek Pasajı İstanbul Beyoğlu'nda Meyhaneleriyle ünlü pasaj)

    Polis Günü Kutlu Olsun

    Ülkemizdeki yaşam koşullari ve bu meslegin kendine has zorlu şartlarina ragmen, bu meslegi seçen saga, sola bakmadan idealistçe görev yapan polislerimizin ve şimdi emekli olmuş, çocuklugumuzun polis amcalarinin Polis Günü'nü içten kutluyorum.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Cafe Koltukları Cafe Sandalyeleri Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak