Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Hafızalardaki yerini kaybeden şehir Bolu

Cumhur Bandakçıoğlu

    10 Aralık 2007

    Yaklaşık 1,5 ay aradan sonar tekrar Bolu'dayız. Bu mevsimlerde havanın erken kararması ve eski kışların, yani kar yağışının eski günlerde olduğu gibi olmamasıyla, Bolu kasvetli bir şehir olarak karşımıza çıkıyor. Tabi bu kasvetin en büyük sebepleri ise alt yapı yetersizlikleri, düzensiz şehirleşme ve de hava kirliliğidir. Yağan yağmur, inşaatların ve şantiyelerin umarsız bir şekildeki uygulamaları, köylerden tarlalardan traktör ve kamyon tekerlekleriyle şehire inen çamurlar, Bolumuzu maalesef çağdışı bir görünüme sokmakta. Tabi bunu bir kültür ve yaşam biçimi olarak da algılamamız gerekiyor. Hâlbuki Bolu dışarıdaki insanların hafızalarında bambaşka bir şehir olarak yer alıyor. Belediye başkanımız sürekli olarak 50 yıl sonrasının Bolu'sunu planlıyoruz diyor. (ki bu olması gereken bir yaklaşımdır) Ama bu memlekette 50 yıl sonrasını, bende dâhil göremeyecek insanların çoğunlukta olduğunu unutmamız gerekir. Yani uzun lafın kısası, ciddi anlamda bir makyaj ve modern şehirleşmeyle insanların hafızasında yer eden Bolu'nun geri getirilmesi gerekiyor. Muhtemelen doğal gazın gelmesiyle birlikte daha hızlı bir değişim yaşayacağız. Daha önceleri belirttiğim gibi Eskişehir örneği burnumuzun dibinde ve bundan faydalanmak lazım. Yerel seçimlere 1 yıl kaldı. Bu süre iyi değerlendirilmeli. Bu süreden hem Bolu, hem de başkanımız kazançlı çıkabilir. Aklın yolu birdir, inanıyorum ki başkanımızda bu şekilde düşünüyordur. Politika da siyasette her şey olabiliyor. Bir yıl öncesinde 1 numaralı vekilimiz olan Sn. Mehmet Güner?in adına, artık rastlamıyoruz bile. Yerel seçimlerde durum biraz daha farklı, mevcut başkanın iyi hizmetle, partili partisiz herkesimden oy alabilme şansı var. Tabi bunu gerçekleştirmek tamamen kendisinin elinde. Bu da toplumun bütün bireylerini kucaklamak, hoşgörü sahibi olmak, herkese eşit mesafede durmakla gerçekleşebilir. Dar kadroların, dar düşüncelerin, bencilliğin, kendini beğenmişliğin sonu her zaman sükûtu hayaldir. Örnekleri çoktur. Çoktur çünkü toplumun yapısında bu genel bir hastalıktır. Birde kendinize aldığınız örnek önemlidir. Bugün bütün liderlerin içinde örnek aldığı daha büyük bir lider vardır. İşte bu noktada, sevgili başkanımız örnek aldığı kişiyi, hani benim tahmin ettiğim kişiyi değiştirmelidir. Bence uygun örnek Rusya Devlet Başkanı Vilademir Putin olmalıdır. Yoksa en yakın örneği, kendisine en yakında durmaktadır. Daha güzel, temiz, yaşanılır, hafızalardaki gibi bir Bolu görme dileğiyle.

    Büyük ülke, değersiz vatandaşlık!

    Devletimiz ve arkasındaki boru trampet takımı, her gün bangır bangır bağırıyor. Türkiye şahlandı, büyük bir ülkedir! Geçtiğimiz hafta hızlı bir Almanya turu yaptık. Berlin- Tegel Havalimanı?nda pasaport kontrolündeyiz. Önümde TRT sanatçıları var. Bazılarının müzik aletleri sırtında, bir kısmı yeşil pasaportlu. 3 gün kalacaklar. Kendilerine 3 günlük vize verilmiş! Sanki sorgu odasındalar. Polisle aralarında tercümanlık yapıyoruz. Hepsi yaşını başını almış insanlar. Hani bedava gel kal deseler kalmayacak türden. Niye geldiniz? Nerede çalacaksınız? Ne zaman döneceksiniz? Dönüş biletiniz nerede? Bu sahne yıllardır aynı ve çok acı. İngiltere parmak izi ve iris taramasına geçiyor. Bundan böyle belli ki daha da kötü olacak. Çünkü biliyorlar ki Türkiye onlardan gitgide uzaklaşıyor! Batıya arkasını dönerken, atalarımızın dediği gibi ?ne Arap?ın yüzü ne Şam?ın şekeri? sözünü bile unutmuş durumdayız. Türkiye yaşam biçimini değiştiriyor.

    Bir ülke nasıl kendi kendini böler?

    Türkiye?nin kimyasal ayrışımı tamamlandı, sıra fiziksel bölünmede. Taraflar 3?e ayrılmış durumda; Laik T.C. vatandaşları, dine dayalı bir devlet isteyen T.C. vatandaşları ve Güney Doğu da Kürt devleti isteyen T.C. vatandaşları. Bakkalımız, kasabımız, manavımız, bankamız, eczanemiz, okulumuz, dershanemiz, derneğimiz, kısaca her şeyimiz ayrıldı. Eskiden biz böyle değildik. Eskiden herkes, herkesle iç içe saygılı bir şekilde yaşardı. Şimdi o da bitti. Geçtiğimiz hafta Almanya seyahatimizde THY?nin yayın organı SKY Life bakıyorum. Bir dergi reklâmında şu mısralar yazıyor. ?Ay yıldız bir kez daha ikbalime gülüyor, Ve planı öteden bir dünya kuruluyor, Gayri artık karanlığın miadı doluyor, Millet yıllanmış o meskenetten kurtuluyor!? Edebiyat hocamız, Sn. Şeref Sunar bu mısraları nasıl açıklardı bilmiyorum ama ben bu dörtlüğün son dizelerindeki Meskenet kelimesinin sözlük anlamıyla pek alakalı olduğuna inanmıyorum. (Meskenet: Miskinlik- beceriksizlik. Yoksulluk ve fakirlik anlamına geliyor) Çünkü fakirliğin falan bir yere gittiği yok. Artık herkes bir araba bir ev rahatça alıyor laflarının da safsata olduğunu, Bolu'daki 30.000 kişinin icralık haberinden anlayabiliriz. Yani bu dizelerdeki meskenet sanki bana, Atatürk ve Atatürk ilkelerinden kurtuluyormuşuz manasında işlenmiş havasını veriyor. Belki ben ön yargılı düşünüyorum ama, bu toplumu maalesef bu hale birileri getirdi. Bilmem haksız mıyım? Bu aymazlıktan hepimizin çıkması gerekiyor. Uykudan uyanmamız gerekiyor. Başka Türkiye yok!

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak Bolu Çatı Tamiri Bolu Kamera Sistemleri Tonet Sandalye