Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

İstikamet Tam Bölünmüş Türkiye mi?

Cumhur Bandakçıoğlu

    23 Şubat 2010

     

        Bilmem haksız mıyım? Son gelişmelerden anlaşılacağı üzere ülkemiz kaygan bir zemine iyice oturdu. Adeta öyle bir sis perdesinin içine girdi ki, karşısına ne çıkacağı belli değil. Ciddi bir iç bölünmeye doğru gidiyor. Sn. Başbakan'ın bile son bir haftalık süreç karşısında rahat olduğunu zannetmiyorum. Gelişmeler öyle bir hal aldı ki, mevcut durumda kendisi bile çırak çıkabilir.

      Türk toplumunun her bireyinin kafasını önüne eğerek düşünmesi gerekiyor. Biz ne yapıyoruz? Nereye gidiyoruz?

    Zannediyorum İmralı'daki zat ve PKK bile ülkedeki bu ayrışma karşısında biz bugüne kadar boşuna kendimizi paralamışız diyordur. Hatta topa tüfeğe hiç gerek yok, biz kendi etnik nüfusumuzun sempatisini kazanıp birliktelik sağlarsak ilk genel seçimde iktidarız diye düşünüp hesap yaptıklarını söylesek yalan olmaz.

      Evet, Türkiye bölünüyor, Bolu gibi sakin huylu bir şehir bile bölünüyor. İşte Bolu Barosu Avukatları! İşte iktidar ve ana muhalefet partisi il başkanlarının karşılıklı açıklamaları. Birisi bir şey diyor. Diğeri adeta gerilimi artırmak için başka bir şey diyor. Bolu'da akıllı adam olmadığı için getirilen bir belediye başkan yardımcısının partizanca ve gereksiz tutumu ortalığı karıştırıyor. Belediye Başkanımız, "Allah şerlerinden korusun" açıklaması ile AKP Kahramanmaraş Milletvekili'nin "eğer bir iktidara gelirlerse yanarız" açıklamasıyla birebir örtüşürken diğer taraftan içlerindeki psikolojiyi de dışa vuruyor.

      Hoşgörü gittikçe uzaklaşıyor. Önümüzde 2 yol var. Ya birlikte birbirimize saygı içinde yaşayacağız. (ki bu konuda iyi bir sınav vermiyoruz) Ya da bölüneceğiz. Bu bölünme, 2. Cumhuriyet olarak değil 2 ayrı Cumhuriyet olarak devam edecek. İsteyen istediği tarafta istediği yaşam biçimiyle yaşayacak. Aksi halde bu ülke gelecek kuşaklarına hiçbir zaman düzelmeyecek bir kavgayı miras olarak bırakacak. Zaman aklı başı alma ve hoşgörü zamanıdır.

        Darbe değil ama zamlar götürür.

        Basit haliyle ülkemizin gelirleri giderlerini karşılamıyor. Yani sahip olduğu nüfusu adil bir şekilde doyuramıyor. Böylelikle fakirlik kronik bir hastalık haline alıyor. Fakirliğin olduğu yerde özgür ve özgür düşüncede ister istemez yok oluyor. Düşünce yapısı sağlıksız bir toplum bir o yana bir bu yana yalpalıyor. Gelir ve gider arasındaki farkı düşürmenin en kolay yolu ise halkın cebinden daha fazla para çekmekten geçiyor. Bu yüzdende dünyanın en pahallı benzini kullanma gibi çeşitli rekorlara imza atıyoruz. Son olarak, Dünyadaki en pahalıları bizde listesine, pasaport harcını da eklemiş bulunuyoruz.

      Hem de dünyanın en ilkel pasaport modelini kullanarak! Evet, pasaport harcında Dünya rekortmeniyiz. Ama daha komiği T.C.'de yaşamak, Avrupa'da yaşayıp T.C. vatandaşı olmaktan daha pahalı. Almanya'da yaşayan bir vatandaşımız T.C. pasaportunu 5 yıl uzatmak için, 237.-TL öderken.  Bizler burada 616.-TL ödüyoruz.  Bu nasıl bir iştir? İktidarın karşısındaki en büyük tehlike hayat pahallığı ve geçim sıkıntısıdır. Asıl üzerine gidilmesi gereken budur. Hukukçularımızı bu farklılık karşısında göreve davet ediyorum.

        Kayakta gelişmeler yetersiz, ama iyi yönde!

      'Büyüksün Estonya Büyükelçisi' başlıklı yazımız oldukça ilgi uyandırdı. Özellikle bu spora sevdalı okurlar konuya taraf oldu. Tam olarak yazımın karşı tarafı sayılmasa da, Grand Kartal Genel Müdürü Sn. Halit Ergül Abimizde kendi açısından hassasiyetini bir maille bana açıkladı. Tesislerin 3 ay gibi çok kısa bir süre açık kalmasının, çok yüksek maliyetlerle karşılaşmasının kendilerine getirdikleri olumsuzlukları, ayrıca kendisinin de kurucuları arasında olduğu Bolu Dağcılık Kış Sporları Derneği'ni 1998 tarihinde kurduklarını,
    amaçlarının Bolu'dan kayakçı yetiştirip ilimizi temsil etmekte olduğunu, 5-6 sene bu derneği ayakta tutmaya çalıştıklarını, bu dernek aracılığı ile gelenlere indirimli bilet, ücretsiz kayak ve kayak eğitimi yapmaya çalıştıklarını, fakat Bolu halkının buna ilgisiz kaldığını da, birazda sitemle dile getirmiş. Zaten bizde Bolu halkının ilgisizliğini de yazımızda belirtmiştik. Bu arada Halit Abi'nin kızı Elif Ergül Uludağ'da yapılan Türkiye Kayak yarışmalarında Bolu bölgesini temsilen 2. olmuş. Bizimde zaten dileğimiz yukarıdaki işletme sahiplerinin birkaç sporcu yetiştirmesi yönündeydi. Konuya olan duyarlılığı ve bizi muhatap aldığı için Halit Abi'ye teşekkür ediyorum.

      Diğer taraftan Bolu Doğa Sporları ve Sportif Havacılık Kulübü'nün düzenlemiş olduğu kayak kursları tam gaz devam etmekte. Kamuran Abimiz'inde kursa katılacağı haberini almış bulunuyoruz. Anlaşılan o ki Kamuran Abi, Makedonya'dan sonra Kanada'ya, ya da İsveç'e göz kırpıyor gibi.

      Bir başka güzel gelişme de Kıbrıscık ve Bolu sevdalısı Mehmet Bilgin Abimiz'den geliyor. Kayak Federasyonu yetkililerinin Mart ayı içinde Köroğlu Dağları'nda incelemelerde bulunacağını ve Kıbrıscık Grubu olarak bu konuda da yatırım yapmak istediklerini mutlulukla öğrenmiş bulunuyoruz.

    • Ayhan 24 Şubat 2010 . 11:01

      Bolu´da kayak tesisleri olmasına rağmen,halkının bu spordan mahrum kalmasına olan duyarlılığınıza sonsuz teşekkürler...Kaleminize ,duygularınıza sağlık Cumhur Bey...
    • Ahmet24 Şubat 2010 . 09:28

      Cumhur Bey öncelikle yazılarınızla bu spor tutkunlarına yardımcı olduğunuz için teşekkür ederim. Halit Beye de bu indirimli ve ücretsiz kayak dersleri vermeye çalıştıkları için teşekkür ederim. Bu arada Halit Beyin kızı Elif Ergül ü de kutlarım. Başarılarının devamını dilerim. Umarım Bolu da kayağa olan ilgi giderek artar ve ülke ve dünya sıralamalarında üst sıralarda oluruz. Mehmet Bilgin Beyi de yapacağı yatırımlardan dolayı kutlar,Bolumuz için hayırlı olmasını dilerim.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak