Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Bayrak !

Cumhur Bandakçıoğlu

    28 Mart 2005

    Hepinizin yakından takip ettiği gibi ülke gündemini bu hafta bayrak krizi sardı. Güzel Bolumuzda Türk Bayrağı?na yapılan saygısızlıkları, krizin çıktığı gün itibarıyla tek bir vücut olarak en güzel şekilde lanetledi ve paçavra takımına gerekli mesajı verdi. Avrupa Birliği sevdasıyla verilen tavizler paçavra takımını çok uzun zamandır iştahlandırıyor ve onlara rahat bir ortam sağlıyordu. Perşembenin gelişi çarşambadan belliydi. Bu olayı 13- 14 yaşlarındaki çocukların heyecan için yaptıklarını kabullenmek, büyük saflık olur. Hepimiz biliyoruz ki Nevruz kutlamaları ve Güney Doğu ile ilgili yapılan her türlü mitinglerde bölücü başının ön plana çıktığını, resimlerinin halk kahramanı gibi elerde dolaştığını görüyoruz. Diyarbakır eski Belediye Başkanı?nın eşi olmasının dışında hiç bir özelliği olmayan bir şahsiyetin Avrupa?dan bulduğu yüzle, ortalıklarda lider edasıyla dolaşıp beyanatlar vermesi, terörist başının bacılarının adeta çok kutsal şahıslar gibi ellerini öpülmesi ve bunların gövde gösterisine dönüştürülmesi, akıllara durgunluk verecek hadiseler. Bu tarzın Güney Doğulu, Kürt kökenli vatandaşlarımıza hiç bir getirisi olacağını zannetmiyorum. Tam tersi büyük tepkilere ve uçurumlara yol açacaktır. İçinde terörist başı olan hiç bir motif kabul görmeyecektir. Norveçli koca popolu diplomatlar değil. Norveç?in topu gelse fayda etmez.

    Büyük gazetenin büyük yazarları !

    Son dönemlerde Hürriyet gazetesine takmış olduğum, bu köşenin okuyucuları tarafından çok net biliniyor. Gazetenin 25 Mart 2005 tarihli sayısında Sn. Fatih Altaylı?nın döktürdüğü yazılardan birinin başlığı; ?Kalamiti Canan, Billy The Kid Onur?a karşı? Yazının içeriği kısaca hırsızlık ve kapkaça karşı İzmirli milletvekili Canan Arıtman?ın, gerekirse silahımı kullanırım ifadesi ve Sn. Fatih Altaylı?nın onu eleştirerek, Güney Afrika örneğini vermesi. Geçen Haftaki köşe yazımda bende Güvenlik şirketleri ve Güney Afrika örneğini vermiştim. Tabi Hürriyet Gazetesi?nin yazarları çok özel kişiler olduğu için Sn.Fatih Bey?de 3 günlük Güney Afrika gezisiyle (Başbakanımızla katıldığı) bu ülkeyi çözmüş, anlamış ve örnekleyerek ahkam kesmeye başlamış. Derki yazısında; Bireysel silahlanmanın bir çözüm olmadığının en açık örneği Güney Afrika?dır. Dünyada en çok silahlı soygunun yaşandığı ülke. Çünkü gelir dağılımında müthiş bir adaletsizlik var 8 milyon aç. 10 milyon işsiz var. (Altaylı İsveç?te yaşadığı için, Türkiye?deki gelir dağılımını bilmiyor tabi) Evlerin duvarları 3 metre ve elektrik telleri istisnasız her kapıda girerseniz vurulursunuz ibaresi yazılı. Sonuç silahlı soygunlarda ölen 30 Bin kişi. Canan Hanım?da bunu mu istiyor diye yazmış... İşte hürriyet gazetesi gibi büyük bir gazetenin yazarının 3 günlük geziyle olaya teşhis koyuşu, olayın sebebini tamamen gelir dağılımındaki adaletsizliğe bağlaması!

    Güney Afrika?yla Türkiye arasındaki asıl fark; Bizim insanımızın dini, imanı, tarihi, kültürü ve aile yapısıdır. Türkiye?deki toplumsal patlamayı önleyende budur. Yoksa gelir dağılımındaki duruma bakarsak sonucun bizde de oraya yaklaşması çok yakındır.

    Yine aynı gazetenin büyük yazarlarından Sn. Yalçın Doğan, Sn. Başbakan?ın Güney Afrika gezisinden sonra Türkiye?nin ihracatı böyle artacaktır, artmaktadır diye bir övgü yazısı yazmıştı. Kendisine bir gün sonra yazı gönderdim. Bu Tip gezilerin ve özellikle bu gezinin ihracatımıza hiç bir katkısı olmadığını olamayacağını belirttim (Hangi hükümet başta olursa olsun). Bir anket yapmasını, acaba bu geziden hiç bir ihracat bağlantısı yapılıp yapılmadığını sordum. Tabi bir cevap gelmedi ve gelme şansıda yoktu zaten. Bizim gibi ihracat emekçisine ihracatın bu gezilerle arttığını söylemek ve bunu köşe yazısı yapmak açıkçası çok dokunuyor ve güldürüyor.

    Uzun lafın kısası toplumun göz önünde bulunan bir çok ünlü isim sadece yazmış olmak için yazıyor.

    CHP

    Sarıgül vakasıyla doruğa çıkan Genel Merkez?le bazı İl yönetimleri arasındaki sıkıntı sonucu 18 il yönetimi görevden alındı ve 12?sine atama yapıldı. Bu illerden bir tanesi de BOLU.

    Görevden alınan il başkanı ve bir önceki il başkanımız Baykal yönetimiyle bir türlü bağdaşmamıştı. Bu bağdaşmazlığın nedenlerin sebeplerini hepimiz biliyoruz. Gidenlere yolunuz açık olsun gelenlere de hoş geldiniz diyoruz. Yeni yönetiminin partideki ayrışmaların önüne geçmesini, küskünleri partiye getirmesini, yapabiliyorlarsa ucuz delege oyun sahalarının kapatmasını, hatta yıkılmasını, CHP?nin Bolu da daha aktif bir hale gelmesini partinin şimdiki merkezinden ve onun üst katından çıkıp, BOLU sokaklarına yayılmasını istiyoruz. Bu vesileyle Sn. Yüksel Ceylan?a yeni görevinde başarılar diliyoruz.

    Ah Antalya !

    Geçtiğimiz hafta Hükümetin Antalya?ya yaptığı yatırımları övmüş, Bolu'ya yapılmayanları eleştirmiştik. Antalya?dan arkadaşımız ve okuyucumuz Seren Göksu aşağıdaki yazıyı bize göndermiş;

    ?Başbakan'ın açtığı yol çöktü
    Antalya

    Antalya'da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın katıldığı törenle açılışı yapılan Şarampol Tünel Geçişli Köprülü Kavşağın üst yolunda, yaklaşık 1 metre derinliğinde çukur oluştu. Antalya'da 19 Mart Cumartesi günü, Başbakan Recep Tayyip Erdoğa-n'ın katıldığı törenle açılışı yapılan Şarampol Tünel Geçişli Köprülü Kavşağın üst yolunda, zemindeki dolgu malzemesinin çökmesi nedeniyle yaklaşık 1 metre derinliğinde çukur oluştu. Ziya Karabulut'un kullandığı 34 BC 0151 plakalı otomobil, Şarampol 2 Köprülü Kavşağı?nın üst kısmındaki Adnan Menderes Bulvarı'nda seyir halindeyken, yolda çökme meydana geldi. Otomobilin alt kısmı oluşan çukura çarparken, yaralanan olmadı. Çukurun yaklaşık 1 metre derinliğinde ve 1 metre çapında olduğu görüldü.

    Serenciğim olsun.. Bize ne yani. Bolu'ya da yapsınlar, 1 metre çöksün. Biz onu doldururuz. Olur böyle şeyler. Hizmet gelsin de, yapılsın da...

    Yeni TCK

    Bolu Barosu yeni Türk Ceza Kanunu ile ilgili olarak Bolulu Gazetecilere seminer düzenlemiş. Hem Baro?ya hem de gazetecilere olan yakınlığımızdan ötürü bizimde çorbada tuzumuz olsun diyoruz ve bir internet mesajını gazetecilerimize ve polisimize yardımcı olmak amacıyla burada sunuyoruz.

    Nisan'da yürürlüğe girecek yeni Türk Ceza Yasası ile basın hırsıza hırsız, hortumcuya hortumcu diyemeyecek.

    Hırsıza uğursuza soyguncuyu, suçlarıyla yazan gazeteciler hapis cezası alacaklar, uğursuzlarda ortada dolaşacaklar!!!

    Peki bu kişileri gazeteler okurlarına nasıl anlatacaklar? Suç dünyasının terimlerinin yeni anlamları!

    HIRSIZ : Kaynak arayışı içinde olan girişimci vatandaş.

    HORTUMCU : Hortumun emiş özelliğini parasal alana uygulayan buluş adamı

    SAHTEKAR : Bir şeyin aynısını yapma derdindeki yaratıcı insan

    KALPAZAN : Merkez Bankası fahri çalışanı

    TECAVÜZCÜ : Güzellikler karşısında çaresiz kalan yiğit

    HOLİGAN : Döner bıçağıyla gezen sportmen şahıs

    KAÇAKÇI : Var oluşunu sınırlar ötesinde arayan macera tutkunu gezgin..

    KAPKAÇÇI : Kadınların çantasında ne olduğunu çok merak eden macera tutkunu kişilik

    YANKESİCİ : Cebimizdekilere! ilgi ve tutkuyla yaklaşan muzip kişi

    MAFYA : Misyonu, yasaların olmadığı bir toplumda işlerin daha kolay yürüdüğünü ispatlamak olan özel teşebbüs

    SÖMÜRÜCÜ : İşçiye iş verip para vermeyen güzel

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak Bolu Çatı Tamiri Bolu Kamera Sistemleri Tonet Sandalye