Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Hayat bayram olsa

Cumhur Bandakçıoğlu

    15 Ekim 2007

    Günümüz yaşam koşullarında hayatın bayram olma şansı olmadığından bayram günlerinin kıymetini bilmemiz gerekiyor. Bayramlar bizde olduğu gibi kimlik bunalımı geçiren, büyük şehirlerde maddi mücadelenin ön plana çıktığı toplumlarda ise, gerçek anlamından ve işlevinden uzaklaşıp kaçıp kafa dinleme günleri şekline dönüşmüştür. Neyse ki bizler şanslı azınlıktanız ve güçlü bağlarımızın olduğu memleketimiz Bolu'da bayramı bayram gibi yaşama şansına sahibiz. Sevdiklerimizle beraber olmak her zaman güzel. Bolu bu sene Ramazan Bayramı'na acı ve buruk girdi. Bolu'nun göz bebeği gururumuz, onurumuz Bolu Komando Tugayımız Şırnak'ta bölücü terör örgütünün hain saldırıları sonucu 13 arslanını şehit verdi. Emek ve Demokrasi Platformu adı altında sivil toplum örgütleri tarafından arefe günü 13 dakikalık bir saygı duruşu ve toplantı düzenlendi. Zamanlamadan mı, yoksa duyuru eksikliğinden mi, ya da organizatörlerin toplumun herkesiminden kabul görmemelerinden midir, katılım açıkçası Bolu'ya yakışmadı diye düşünüyorum. Bolu esnafı 15 dakika kapılarını kapatamaz mıydı? Elbette kapatabilirdi. Yıllarca ekmeğini yediği askerlerimiz, şehitlerimiz için toplantının yapıldığı o dar alana gelemez miydi? Belediye Meydanı dururken neden o dar alanda bu toplantı yapıldı bilinmez. Hoş katılımcıların genel şekline bakıldığında, toplumumuzda son yıllarda ciddi bir yer edinen ve hiçbir yerden eksik kalmayan günümüz modası vatandaşlarımızı, kardeşlerimizi nedense burada pek görememiz, bizi üzdü. Onlar nerdeydiler bilinmez, belkide bayram alışverişindeydiler. Hayatın bayram olma şansı olmasa da bayramların bayram gibi olması dileğiyle diyor, şehitlerimize Yüce Allah'tan rahmet diliyoruz. Her zaman olduğu gibi küçük şehrimizi turluyoruz. O da ne? Bolu Orman Bölge Müdürlüğü! Yoksa oraya da Gaziantep'ten bir müdür mü geldi? Ya da bizim Orman Müdürlüğü gitti, Antep Fıstığı Yetiştiricileri Derneği Bolu'ya mı taşındı. O ne renk öyle fosforlu Antep fıstığı yeşiline boyamışlar canım binayı. Bu kadar zevksizlik olur mu be kardeşim? Anladık dönemin anlam ve önemini belirten renk yeşil de, yeşilin bin bir tonu var. Bu kadar çirkin tonu nerden buldunuz. Uzaydan gözüksün diye mi yaptınız. Binanın orijinal rengi gayet güzeldi. Ne istediniz? Hiç olmamış! Hele ön bançesine bakıncca binanın orman binası olduğunu gösteren o güzelim ağaçlarında kesilmiş olduğunu görünce iyice kahroldum.

    Sevgili Süha Abi

    Malumunuz aramızda soğuk rüzgârlar esiyor. Bağışçılar vakfı ile ilgili iddia içeren yazılarınıza, benim bildiğim, okuduğum, benim de dâhil olduğum 3 yazardan farklı yorumlar geldi. Yener Bandakçıoğlu 24.09.2007 tarihinde Mustafa Namdar, 26.09.2007'de Cumhur Bandakçıoğlu, 01.10.2007'de yazılarınıza yorum yaptılar. Sizin ağır ithamlarda bulunduğunuz yazı ise 02.01.2007 de yayınlandı. Bu kronolojik sıraya göre sizin ağır yazınızın adresini okuyucular sizce nasıl yorumlar? Ben sizin kadar kitap okuyorum iddiasında değilim. Ara sıra uzun yolculuklarda elimize kitap alıyoruz, vakit geçsin diye okuyoruz! Herkesin her şeyi bilme gibi bir şansı yok. Öyle olsaydı dünya nasıl olurdu bilinmez. Ama ben ONOMASTIGUE isim-bilimini sizin yazınızdan öncede biliyordum. Yalçın Küçük'ün CALIGULA SARALI CUMHUR adlı kitabının 308. sayfasında karşıma çıkmıştı. Sevgili Süha abi ben gördüklerimi, yaşadıklarımı yazan bir köşe yazarıyım. Zaten size yazdıklarımda, yaşadıklarımdan örnekti. Araştırmacı yazarlığa soyunan sizsiniz. Yazıyı yazmadan bölük pörçük kaynak ve duygularla konuyu açıklamaya, benden önce siz daha fazla dikkat edeceksiniz. Bu yazılarınıza Sn. Hüseyin Sarı'nın kitabı ile burada adını vermeyeceğim bir ağabeyimizden aldığınız bilgilerle başladığınıza hiç şüphe etmiyorum. Konu dallanıp budaklanınca, Onamastique bilim dalına uzandınız. Gerçekleri inanın bende çok merak ediyorum ve bu konudaki yazılarını bekliyorum. Bu arada sırası gelmişken, Sevgili Hasan Aksoy, sevgili Zafer Aksungur abi, Sevgili Ak piliç Mustafa Aksoy abi, soyadlarınızdaki 'AK'ı bir araştırın. Ibranice Lavan, Ak anlamına geliyormuş. Kahol Lavan İsrail bayrağını işaret ediyormuş. (Zülfü Livaneli'de buradan payını alıyor) Açık mavi ve ille de ak! Yani konu çok derin! Sevgili Süha abi Bolu Kuzey'den Güneye 5 Km 'yi Doğudan Batıya 8 Km'yi ya geçer, ya geçmez. Bolu'nun eti de budu da belli, kumaşı da belli. 70 Yaşına gelmiş ve de geçmiş insanların kimseden bir menfaati olamaz. Bense Allahın şanslı kullarından birisiyim. Amerika?yı da gördüm Japonya?yı da. Ümit Burnu'nu da gördüm, Lapon topraklarını da. Yani kimseden sağlanacak bir menfaatim yok. O yazdıklarınız hoş değildi. Söyledikleriniz de hoş değil! Şakası bile kötü. Senin gibi çok okuyan bir ağabeyimiz daha bir abi olmalı.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak