Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Siyasi arenada 2. kuşak Özal dönemi başlıyor

Cumhur Bandakçıoğlu

    28 Ağustos 2006

    Bu hafta memleketimiz için önem arz eden, Brüksel kaynaklı kuş gribi reçetesi ile yerel politikada bizim CHP den gelen istifalar ve istifalarla ilgili tepkiler üzerinde birkaç kelam laf etmeyi planlamıştım. Hoş bizim CHP derken CHP ile resmi bir bağlantım olmadığını anti parantez belirtmek istiyorum. Evet, tam bu konulara yoğunlaştığım 25 Ağustos 2006 Cuma günü bizim şirket bir konuğu ağırladı. Tabi konuğumuzun adı Ahmet Özal olunca, bizim yazmayı planladığımız konuda otomatikman değişmiş oldu. Sosyal yönü oldukça kuvvetli olan şirketimizin patronu Hazim Sesli, aynı zamanda EGAFED (Akdeniz Bölgesi Genç İş Adamları Denekleri Federasyonu) başkanlığını sürdürmektedir. EGAFED aylık toplantısını bu ay bizim SESPA?nın Kapadokya toplantı salonunda gerçekleştirdi Antalya, Aydın, Didim, Gazipaşa, Isparta, Kuşadası, Kütahya, Söke, Uşak ilerinden oluşan federasyon üyeleri toplantının son bölümünde Sn. Ahmet Özal?ı ve siyasi hareketini dinledi. SESPA?nın ev sahibi olarak ve de yerel bir gazetede köşe yazarı olarak, Sn. Ahmet Özal?ı bende dinledim. Kendisine de tanıtılırken, Bolu ile olan organik bağım anlatıldı. Sn. Özal yerel basınla olan bağımı öğrenince bana biraz daha ilgi gösterdi. Ahmet Özal ismi benimde hafızamda siyaset ve politikayı takip eden her sade vatandaş kadar yer almakla beraber, 80?li yılların ilk başlarında yakın çevremde sıklıkça telaffuz edilen ve olumlu yönleri ve takdir edilen farklı kişiliği ile yer almaktadır. Tabi EGAFED görüşmesi öncesi yüz yüze tanışmamızda bu hatıralarımı kendisine açmadım. Türkiye?de, iktidar partisi haricinde her kesimin söylediği gibi, kasım ayı itibarıyla ülkemizde ciddi sıkıntıların baş göstereceği, Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi ve sonrasında bu sıkıntıların dozunun artacağı yönünde fikir birliği kabul görmekte. İşte bu dönem öncesinde de siyasi arenada yeni oluşumlar, yeni hareketlerle birlikte mevcutların farklı oluşum girişmelerini hep birlikte görmekteyiz. Öyle ki bir önceki hafta bulunduğumuz Ege yöresinde, kulağımıza CHP-MHP işbirliğinin gelecek seçimlerde sahne alacağı haberi bile geldi. İşte bu dönemin yeni hareketlerinden bir tanesi de 2. Özal hareketi olarak adlandırılan Ahmet Özal hareketidir. Sn. Ahmet Özal ve arkadaşları geniş tabanlı siyasi bir oluşum için zemin araştırmalarını bitirmekte olup yakın bir gelecekte Türkiye Cumhuriyeti idaresine yer sahibi olmayı planlamaktadırlar. SESPA?da yapılan toplantıda Sn. Özal?ın söyleyip altını çizdiği hiç bir konuda kendisiyle çelişmedim, her aklı selim gibi bahsettiği konularda fikir birliğinde olduğumu belirtmek istiyorum. Görüşmeden aldığım notları ve anekdotları kısa kısa Bolu kamuoyuna sunuyorum;

    Türkiye Cumhuriyeti yetersiz kadrolar tarafından yönetilmektedir.

    Günü kurtarma adına ciddi tavizler verilmektedir.

    Dış Politika ve Ekonomide çok ciddi hatalar yapılmaktadır. Sıkıntılar büyüktür. Dış borçlanmayla Türkiye kalkınamaz.

    Türkiye IMF?den kurtulmak zorundadır.

    İç tasarruf artarsa Türkiye gelişir.

    Vergi sistemi düzeltilmediği takdirde sanayimiz kurtulamaz.

    Anayasa değişmelidir.

    Sosyal güvenlik meselesi ülkenin öncelikli sorunlarındandır.

    GAP projesi geliştirilerek bölgenin kalkındırılması sağlanamadığı takdirde, Kuzey Irak?taki ekonomik gelişme ülkemizi olumsuz yönde etkileyecektir.

    ABD?yi yok sayamayız. İktidar için ABD?den icazet alındığına inanmıyorum. Medya yönlendirme yapabilmektedir. Yerel medya, ulusal medyadan çok daha etkili olabilmektedir.

    Türkiye iç korkularından kurtulmalıdır.

    Cumhurbaşkanlığı hesapları için Avrupa ve Amerika?ya ciddi tavizler verilmektedir. Tayip Erdoğan Cumhurbaşkanlığı?nı istemektedir.

    Dokunulmazlık sadece kürsüde olmalıdır.

    Yabancılara ev satışı için, toprak satışı değil üst hakkı satılmalıdır.

    Yeni kurulacak parti alternatif olmak zorundadır. Partide eski siyasetçilerin yüzdesi oldukça düşük olacak. Milletvekilli adayların 30? lu yaşlarda ve %50?ye yakın bayan olmasını istiyor

    ANAP?ın başına geçme gibi bir düşüncesi yok. ANAP?ın tıpkı önceki DP, AP, gibi hizmetlerini yaptığı ve ömrünü tamamladığı inancında. AKP aldığı oy oranın %30?unu ANAP seçmeninden almıştır.

    Konular konuları açarken bende birkaç soruyu direk olarak kendisine sordum. Türk seçmenin bir seçimde Başbakan yaptığı politikacıyı, bir seçim sonrası yerin dibine vurmasını nasıl açıklıyorsunuz dedim. Toplumda psikolojik yıkıntı var. Ekonomi ile alakalı, bunun dışında başka bir şey düşünmüyor ve deneme yanılma yoluna müracaat ediyor diye cevapladı. Buradan AKP?nin seçimi ezici bir üstünlükle kazanmasının altında 2000 krizinin bulunmakta olduğu ve yeni bir partinin kuruluşu için en iyi zeminin kriz sonrası dönem olduğu sonucunu çıkartabiliriz. Avrupa Birliği?ne girebilir miyiz diye sorduğumda, Sn.Özal; Girebiliriz ama o dönem geldiğinde zaten Avrupa Birliği dağılma sürecine girer dedi. Ayrıca Türkiye?nin Avrupa Birliği dışındaki birlikteliklere yönelmesi gerektiğini de ekledi.

    Önümüzdeki seçimlerde durum ne olur sorusuna, Ünlü bir gazetecinin kendisine söylediklerini direk aktardı; AKP?nin alternatifi olursa %5 olmazsa, % 25 oy alır.

    Son olarak, tepkisizliğin sonunun fırtınayı getirdiğini kimsenin unutması gerektiğini söylüyor.

    Ahmet Özal, genlerinde bulunan liderlik vasıflarına haiz bir karakter. İnsanlarla rahat bir şekilde diyalog kurabiliyor. Özal isminin avantajları, dezavantajlarına göre Türkiye?nin seçmen yapısından dolayı daha fazla. Bugün mecliste bulunan siyasetçilerin birçoğundan çok daha donanımlı bir isim. Evet, önümüzdeki günlerde siyaset sahnesi sizlerinde gördüğü üzere çok hareketlenecek.

    Tufan Türenç?ten 2 yıl önde görüyorum!

    Hürriyet Gazetesinin önde gelen köşe yazarlarından Sn. Tufan Türenç, AKP Genel Başkan yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat için 23 Ağustos 2006 tarihindeki köşesinde şu tanımlamayı yapıyor; Dengir Mir Mehmet Fırat eksantrik bir isim. İsmi gibi kendisi de eksantrik bir kişilik. Rahatsız edici sivri bir dili, cüretkâr ve siyasi nezaketten yoksun bir üslubu var. Siyasi rakiplerine hakaret etmekten sakınmayacak kadar pervasız.
    Bütün bu özelliklerini sert, gülmeyen, sevecenlikten yoksun bir yüz ifadesi tamamlıyor.
    Dengir Mir Mehmet Fırat benim bugüne kadar gördüğüm en haşin siyasi söylemleri olan politikacı. Sanırım bu özellikleri nedeniyle AKP içinde bir hayli seviliyor. Bendeniz ise;

    27 Ocak 2004 tarihinde DİMYAT- PİRİNÇ-BULGUR başlıklı yazımda Boluspor?un Abant girişinden aldığı, üç kuruşluk gelirini bitiren Dengir Mir Mehmet Fırat için; Bilemiyorum ne kadar doğru veya yanlış ama Sn. Mir Mehmet Dengir Fırat? ın böyle bir eylem içinde olması beni hiç şaşırtmadı. Gerçekten çok farklı, özel ve de karizmatik isim soyada sahip olan Sn. Fırat ister istemez, doğal olarak bu tür olaylarda sahne olacaktır. Kendisi bana göre bu dünyaya görevli gelmiştir! Etnik kimliği, boyu, posu, endamı, makamıyla başlı başına bir karakterdir. Lütfen ismine bir daha bakın;  Mir Mehmet Dengir Fırat safi karizma! Yani benimde böyle bir ismim olsa herhalde bende her şeyin ortasında olurum. Hâlihazırda ulusal basınımızda da birçok yerde Sn. Fırat ı manşet olarak görüyoruz. Bir kez daha söylüyorum olay tamamen isimden. Çok Karizmatik!

    Asıl olan ne, bir kez daha ifade edeyim. Sn. Fırat aslında fazla bir özelliği olmayan bölgesindeki gücü sebebiyle siyasi partilerde yer bulan, kendisini ifade etmek ve gündemde yer tutmak için farklı çıkışlar yapabilen, futbol takımı gibi parti tutmayan politikacı tipinde bir şahsiyettir. Gerçekten önemli özelikleri olan bir politikacı olsaydı herhalde bugün kendisini bir bakanlık koltuğunda görürdük.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak