Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Beyaz bir hafta...

Cumhur Bandakçıoğlu

    30 Ocak 2006

    Almanya dönüşünün yorgunluğunu atmadan, sektörün önemli organizasyonlarından İspanya?nın Valencia kentinde düzenlen ev tekstili fuarını ziyaret etmek için yola çıkıyoruz. 20 Ocak 2006 tarihinde Almanya Münih üzerinden Valencia?ya ulaşıyoruz. Valencia İspanya?nın 3?üncü büyük şehri. Tarihle iç içe yaşayan bir Akdeniz şehri. İspanya?nın turunçgil deposu olarak adlandırabiliriz. Bir diğer önemli özelliği de dünyanın en önemli liman şehirlerinden bir tanesi oluşu yani deniz taşımacılığının Akdeniz?deki ana limanı. Akdeniz ülkelerinden gelen konteynırlar Valencia da büyük tonajlı gemilere yüklenerek Atlas Okyanusu?na açılmaktadır.Bu da şehir ve İspanya için ciddi bir gelir kaynağı. İspanya?da daha önce 3 ay ve 2 ay gibi sürelerle yaşadığım için İspanya?nın yeri bende farklıdır. Tabi benim için en önemli özelliği hiçbir zaman İspanyolların beni ilk bakışta yabancı olarak görmemeleridir. Aslında bu Türklerin geneli için geçerlidir diyebilirim. İki ülke insanı gerçekten fiziksel olarak birbirine benzemektedir. Birde buna şahsımın damak yapısı eklenince İspanyolca birkaç kelimeyi (s)vurgulu olarak konuşmamız, ciddi bir avantaja dönüşmektedir. Valencia gerçekten çok güzel bir şehir. Parklar, bahçeler, tarihi yapılar ve yollar anlatmakla bitmez. Hava (+17) derece, bir gömlek ve ceketle dolaşıyoruz. Hele hele İsveç ve Almanya sonrası adeta cennete düşmüş gibiyiz. 2 tam günü işimize ayırdıktan sonra 23 Ocak 2006 günü bu güzel sıcak diyarı bırakarak Münih üzerinden memlekete dönmek üzere yola çıkıyoruz. Gökyüzünden Fransa ve İsviçre Alpler?ini görüyor ve aşağıda karakışın hüküm sürdüğünü yine anlıyoruz. İstanbul uçağına 45 dakika kala Münih?teyiz, koşturmaca başlıyor. 19:25?de kalkacak uçağımızı buluyoruz. Neyse ki 20 dakikalık bir rötar bizi bekliyor. 20 dakikaların arkası kesilmiyor ve 21:30?da Lutfhansa (Alman Hava Yolları) yetkilisi İstanbul uçuşunun, İstanbul?daki hava koşulları sebebiyle iptal edildiğini bildiriyor. Hızlı bir şekilde tüm yolcuları Münih Franz Joseph Strauss (Alman siyaset adamı.. Besteci Richard Strausss la karıştırılabilinir.. Ben açıkçası karıştırdım..Her ikisi de Münih doğumlu ) Hava Limanı çevresindeki otellere yerleştiriyorlar. Organizasyon gerçekten mükemmel! Ertesi gün 24.01.2005?de sabah uçağı ile 11:30?da İstanbul?a uçmayı planlıyoruz. Durum yine pek parlak değil. Riske etmemek için biletimizi İzmir?e çeviriyoruz ve 11:15 uçağıyla İzmir?e uçuyoruz. İstikamet Uşak. Meşhur Bel kahve rampasında (İzmir?e 10-15 km Uşak-Ankara istikametinden) kar yağışı bizi karşılıyor. Turgutlu, Salihli ve Kula?yı kar altında geçiyoruz. Normalde 2 saat gibi bir sürede aldığımız Uşak yolunu 4,5 saatte alıyoruz, onu da altımızdaki 4 çeker Audi Quatra sayesinde. Beyaz hafta Uşak?ta da devam ediyor. 26.01.2004 günü Atlas Jet?in 08:00 uçağıyla İzmir?den İstanbul?a gitmeyi planlıyoruz ama yine İstanbul?daki kar engeline takılıyoruz. 08:00?de kalkacak uçağımız öğleden sonra 13:00?de kalkıyor ve nihayet İstanbul?dayız. Tam 4 gündür bu şehre ulaşmaya çalışıyoruz. Ülkemizin, Antalya?yı saymazsak bir tane önemli hava limanı bulunmaktadır. İstanbul Atatürk Hava Limanı! Bu hava limanı maalesef ilk karda allak bullak oluyor, işletemiyoruz. Atmaya gelince mangalda kül bırakmıyoruz. Kış mevsimi boyunca kar altında olan Stockholm, Moskova, Helsinki, Toronto; Vancouver, Chicago gibi hava limanları acaba bir gün olsun kapanıyor mu? Kaldı ki kar yağışı, İstanbul?un yüz misli fazla olan yerler. Neyse geçte olsa memlekete geliyoruz. İstanbul kar altında. Caddelerde araç yok, o yüzdende bu avantajı değerlendiriyoruz. Hatta hep böyle olsa diyoruz. Cuma günü akşamı istikamet kutsal topraklar. Hendek ve Boludağı Karanlıkdere itibarıyla kar yağışlı. Meşhur duble yolumuz(Abant- Bolu) kar ve buzdan dolayı sıkıntılı ve Bolu bembeyaz! Yaklaşık 2 ay aradan sonra merhaba! Hükümet Konağı güzel gözüküyor. Başkada bir şeye bakmıyorum. Esnaf sıkıntılı! Tavukçuluk sektörü sıkıntılı! Beyaz Bolu'nun beyaz et krizi! Hükümet Futbol Federasyonu?ndan, Bolununsesi Sn. Rektörden golü yemiş durumda. Bolununsesi?ni bilmem ama hükümet epey gol yiyecek gibi gözüküyor. Bırakın rakipleri kendi kalesine bile gol atıyor, defansta değişiklik şart. Her ne kadar enflasyon düştü, ihracat 10 katladı, borsa rekor kırıyor, vatandaş simit çay içebiliyor, yabancılar kapıda sıra bekliyor dense de memleketin lay lay lom havasının ne kadar kırılgan olduğu ve ipimizin dışarıda olduğu doğalgaz ve kuş gribiyle bir kez daha ortaya çıkıyor. Yani istenilirse Türkiye ekonomisi 3 günde çökertilebilinir. Allah yardımcımız olsun! Pardon.. Duyamadım? Tabiî ki iyi şeylerde yaptılar... En azından özel hava yollarının kurulmasına ve yurt içi yolcu taşımacılığına olanak sağlayarak, THY?nin yıllarca yaptığı sömürüye son verdiler. 110 YTL?ye uçtuğumuz İstanbul-İzmir parkurunu bugün 49 YTL ye uçabiliyoruz? Birde Cuma Namazı problemimiz olmuş. Kadın-erkek omuz omuza... Atatürk?ü de dolamışlar dillerine.. Güya onu arkalarına alarak sempati toplayacaklar. Can sıkıntısı, yapacak iş bulamama..Gereksizin birinin laflarına inanma, koyun olma iç güdümüzün son örneği..Abuk sabuk şeylerle uğraşma.. Bakalım daha neler göreceğiz!

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak Bolu Çatı Tamiri Bolu Kamera Sistemleri Tonet Sandalye