Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Marka Şehir Avcıları!

Cumhur Bandakçıoğlu

    28 Haziran 2011

         Geçtiğimiz hafta içinde Bolumuz'un yetkili ve etkili makamlarıyla beraber Doğu Marmara Kalkınma Ajansı önderliğinde; 'Marka Kent Bolu Logo ve Slogan Yarışması' düzenlendiğini gazetemizden öğrenmiş bulunuyoruz. Uzun lafın kısası Bolu'nun marka değerini yükseltmek için yapılan bir ön çalışma olarak değerlendirebiliriz.
        Öncelikle; ülkemizde, `marka'  demekle `tanınır, bilinir' olmak birbirine karıştırılan iki kavramdır. Marka'nın sözlük anlamı ise; Benzer ürünleri, ya da hizmetleri başkalarının ürün ya da hizmetlerinden ayırt etmek üzere kullanılan, ya da belirli bir hizmetin sunulması sırasında kullanılan AYIRT EDİCİ İŞARET olarak tanımlanmaktadır.
         Bu kavram karmaşasından kurtulmak için, her şeyden önce marka olmanın öncelikle kaliteli olmak, ulaşılır olmak, sorunsuz tüketilir olmak anlamına geldiğini bilmemiz gerekir.
        'Marka Şehir' tanımıyla 2003 yılında Gaziantep'de katıldığım bir toplantı esnasında tanıştım. Toplantıyı düzenleyen GAGİAD (Gaziantep Genç İşadamları Derneği) toplantı boyunca Gaziantep'i 'Marka Şehir' olarak lanse ediyor, Gaziantep'in diğer şehirlere göre birçok dalda artılarını ortaya koymaya çalışıyordu.  Daha sonraları 'Marka Şehir' kavramı daha da popüler oldu. Özellikle danışmanlık şirketleri için yeni bir iş dalı da bu akımla ortaya çıkıverdi. Sonuç olarak hemen hemen her şehir 'MARKA ŞEHİR AVCILARI' dan nasibini almaya  başladı. Eh bunun yanında şehirlerin yetkili ve etkili makamları içinde yeni bir meşguliyet konusu çıktı.
         Gelelim 'MARKA ŞEHİR' adayı Bolumuz'a. Bolu bu konuda ülkenin en şanslı yerleşim merkezlerinden bir tanesi gibi gözükmektedir. Ve ilk bakışta rakiplerine, yani diğer şehirlere göre fazlaca artısı bulunmaktadır. Bu da Marka Şehir Avcıları için bulunmaz bir nimettir. Ama bu artı sadece kavramsal bir yanılmadır. Özünde Bolu gerçeği 'Marka Şehir' kavramına uzak olup, üzerinde sadece değerli markaları barındırmaktadır.
         

           Bolu Merkez'in Önemli Ulusal Markaları;

    Doğa: Abant, Bolu Dağı, Yedigöller, Kartalkaya, Gölcük.
    Termal ve Sağlık: Karacasu, İzzet Baysal Tıp Fakültesi Hastanesi
    Sportif: Boluspor, Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüğü
    Eğitim ve Vakıf: Abant İzzet Baysal Üniversitesi, İzzet Baysal Vakfı
    Kişi: İzzet Baysal
    Efsane: Köroğlu, Bolu Beyi
    Kısmi Marka: Bolulu Aşçılar
    Mutfak Sanatı:  Yurdaer Mutfak Sanatları Merkezi
    Basın: Bolununsesi

         Bunlara ilçelerdeki markaları ve yerel bazlı markaları da eklersek Bolu'nun marka konusunda sıkıntısı olmadığını hali hazırda birçok şehre fark attığını görmüş oluruz. Yine yapılan toplantıya dönecek olursak bu saydıklarımın çok üzerinde değer 'Bolu Markası' olarak vurgulandığını görürüz.

        Fakat diğer taraftan başka bir gerçek vardır ki tüm olgularıyla değerleriyle yani bir şehrin her şeyiyle marka olduğu dünya üzerinde görülmemiştir.

         Daha açmak istersek Abantımız veya Kartalkayamız çok ziyaretçi çekebilir ama, bu ziyaretçiler şehir merkezine gelmiyorsa Bolu 'Marka Şehir' olamaz. Abant'ın bilinirliği, Kartalkaya'nın alternatifsizliği Bolumuz'u 'Marka Şehir' Yapmaz.

         Sayın Valim ve de yetkili etkili büyüklerim, yukarıda benim nitelendirdiğim markalar ve sizlerin toplantıda dile getirdiği unsurlar Bolu'yu maalesef 'Marka Şehir' yapmaya yetmiyor.  Bolu'yu Marka Şehir yapabilmeniz için birinci sıradan bu şehrin plan ve projelerle güzelleştirilmesi şarttır. (Örnek, Güney Batı Komşumuz Eskişehir )

         "Marka Şehir" kavramı tüm İl'e değil, ilin merkezine yatırımcı, alıcı ve turist çekmeye odaklanır. Bu sebeple "Marka Kent" olmaya çalışan illerin şehir dışındaki, veya il sınırları içerisindeki değerleri ve o yerlere yatırım yapması normal bir girişimden öteye geçemez.     
    Yani Yedigöller yolunun çift şeritli bir yol haline gelmesi Bolumuz'a 'Marka Şehir' unvanını kazandırmaz.

         Bolu gibi içine kapanık, kendi yağıyla kavrulmayı seven, kendi doğrularıyla yaşanan ve yönetilen şehirlerin markalaşma şansı pek mümkün değildir. Yılmaz Becikoğlu kısmen Çizmecioğlu ailesi gibi ticari kazançtan çok veya ticari kazançla beraber adeta 5 duyuya hitap eden eserler kazandıran yatırımcılarla ve yöneticilerle 'Marka Şehirler' ortaya çıkar.

        Gelin internet üzerinden herhangi bir arama motorunda bir araştırma yapalım. Bolu diye yazdığımızda karşımıza, Vilayet, Belediye ve Yerel Gazetelerin web sayfaları öncelikli çıkmaktadır. Vilayet sayfası 1. sıradan karşımıza gelmektedir. Sayfa açıldığında sıkıcı bir sayfa düzeni eşliğinde, Bolu'yu araştıran bir kişiyi hiç ilgilendirmeyen haberlerin olduğu bilgiler ortaya çıkmaktadır. Şimdi arama motoruna bir de en basitiyle 'Selanik' diye yazın, ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.
    Yani demek istediğim Bolu'nun 'Marka Şehir' olabilmesi bugünkü mevcutlarla ve düşündüğünüz şekliyle mümkün değildir.

         TEBRİK
         Çok sevdiğim kıymetli ablam hemşerimiz Ayşe Özer ve Kıymetli hocam Prof. Dr Murat Özer'in evlatları kardeşim Yasin ile Özbağır Ailesinin sevgili evladı Başak, 26 Haziran Pazar günü İstanbul da dünya evine girdiler. Çok istememize rağmen mecburi bir iş seyahati dolayısıyla bu özel güne yetişemedik. Özer ve Özbağır Ailelerini tebrik eder Yasin ve Başak'a ömür boyu mutluluklar dilerim.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Cafe Masa Sandalye Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak