Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

3 katlı mı olsun, 5 katlı mı ?

Cumhur Bandakçıoğlu

    14 Şubat 2005

    Yok yok düğün pastası yaptırmıyoruz, merak etmeyin. Zaten yaptırırsak, bu konuda yüklenici firmalar belli. Barış Pastanesi sahibi Sabahattin Abim, Deniz Pastanesi sahibi Hasan kardeşim. Ya da artık konu ben olunca, onlar ortak bir konsorsiyum kurarlar ve işi beraber alırlar (Bu çok katlı pasta DE-BA ortak girişimi tarafından yapılmıştır). Değil 5 kat, vallahi pastadan gökdelen yaparlar. Birinci sınıf iş isterim arkadaş. Öyle ucuz malzemeden istemem. Ona göre yoksa İstanbul firmaları kapıda; yani Pelit, Divan falan v.b. İhaleyi onlara veririm.

    İstanbul?da Sibirya günlerini yaşadığımız geçen hafta, kutsal toprakları yerel basından takip etmeye çalıştık. Uzun süredir gündemde olan ve sıcak gelişmelere sahne olan inşaatlarda kat artırımı konusu, haftayı en çok reyting yaparak kapamıştır. Geçtiğimiz hafta köşemizde işlediğimiz konuyla da benzerlik taşıdığı için bir de UZAKLARDAN görünen şekliyle haftanın konusunu irdeleyelim. Duyduğumuz ve gördüğümüz, başta CHP?li Belediye Meclisi Üyemiz Av.Tanju Özcan ve arkadaşları; (CHPli meclis üyeleri içinde zıt görüşlü olanlarda var diye düşünüyorum.) Bolu'nun arazi yapısının 3 kat üzerindeki inşaatlara izin vermediğini ve risk taşıdığını çeşitli belgelere dayanarak iddia etmekte ve bu konuya muhalefet etmektedir. Karşı taraftaki grupsa, büyük bir ihtimalle bu işten kazanç elde eden, yani yap-sat ve kat karşılığı müteahhitlik hizmetleri veren kesimlerdir. Yine duyduğumuz kadarıyla Belediye Başkanımız ise herhangi bir taraftan yana net görüş bildirememektedir. Gerçektende oldukça sıkıntılı bir konudur. Her iki tarafında artıları ve eksikleri bulunmaktadır. Birinci dereceden deprem kuşağında olan ilimiz, tarihi boyunca depremlere sahne olmuş, yıkılmış ve yapılmıştır. Son 12 Kasım 1999 depreminde ise Bolu'daki binalar her şeye rağmen rüştünü ispat etmiş, maddi hasarın dışında can kaybımız genele bakıldığında düşük olmuştur. Maddi hasarın vermiş olduğu kayıplar ise, kenara atılacak kadar küçük değildir. Diğer taraftan kat sınırlamasının gelmesiyle ciddi bir konut açığı ortaya çıkmış ve bir çok ekili dikili alanımız yani tarımsal alanlarımız hebâ olmuş ve olmaktadır. Hoş, ülkemizin milli tarım politikası olmadığı için bu konuda çok önemli değildir. Bir yerlerden birileri, bu konuda ithalat yapar nasıl olsa. Japonya ve Tayvan gibi hemen her gün sallanan ve depremle yaşayan ülkelerdeki yüksek katlı binaları gördüğümüzde bu işin, yani binaların doğru düzgün yapıldığında ayakta kalabildiğini ve depremin ardından tekrar kullanabildiğini biliyoruz. Yani iyi ve yüksek bir teknoloji kullanıldığında insanoğlu doğayı dizginleyebiliyor. Bizde bilinen meâli ile DEPREM ÖLDÜRMEZ, BİNA ÖLDÜRÜR ! Tabi orası Japonya ve onlar Japon. Yaptıkları hatalardan dolayı başkalarına verdikleri zararlar karşısında kendi hayatlarına son verecek kadar gururlu insanlar. Biz acaba o durumda mıyız? Bence kendimizi kandırmayalım. Değiliz! Bolu küçük bir yer. Hepimiz birbirimizi biliyoruz ve hepimiz birbirimizi gerekli durumlarda kayırabiliyoruz. Sağcı, solcu, gerici, ilerici, aydın, cahil, zengin, fakir üç aşağı beş yukarı hepimiz aynıyız. İşte en güzel örneği; araştırmadım, sormadım, sorgulamadım. İzzet Baysal Caddesi, Hükümet Meydanı?ndan oldukça geniş bir şekilde gelirken, Tabaklar Camisi?ne doğru darlaşır. Ters taraftan Kadı Camisi?ne kadar oldukça geniş bir şekilde olan meydan, Şoförler Odası Binası ile tekrar darlaşır. Bu nasıl olmuştur? Bana göre aman oluversin, azıcık yola girelim mantığı ile olmuştur.

    Bolu'da müteahhitlik yapanlar ve müteahhit, mimar, mühendislerin acaba bugün kaç tanesi apartmanda oturuyor? Eğer kendimize güveniyorsak, sağlam teknolojik binalar yapacağımıza, malzemeden çalmayacağımıza, denetim yaparken adil olacağımıza, eş-dost, abi-kardeş işi iş yapmayacağımıza inanıyorsak, 5 katlı değil, 10 katlı olsun. Ama bunlardan bir tanesi olamayacağına dair bir inanç veya kanı varsa Bolu 3 katla daha güzel ve çekilir bir yer olur gibime geliyor! Memleketimizi yönetenlere duyurulur.

    Uzaklardaki okuyucularımdan elektronik mektup var!

    Köşemizin adı gibi, okuyucularımın büyük bir bölümü de uzaklardan. İşte ABD?den Sn. Ayşe Özer Ablamızdan gelen duygu yüklü bir yazı. Bu vesileyle Sn. Ayşe Özer ve ABD de yaşayan aile fertlerine, ayrıca Bolu'daki tüm yakınlarına ve sevdiklerine bende sevgi ve saygılarımı gönderiyor, mesaj için teşekkürlerimi sunuyorum. (Nejat Sarıkaya?ya ayrıca selamlarımı gönderiyorum. Eeee, nede olsa sınıf arkadaşım)

    Muhterem Cumhur Bey Kardeşim,

    Yazılarınızı beğenerek okuyorum ve seviyeli buluyorum.Bu günkü "eskici geldi"başlıklı yazınızın ortalarında 'gayri menkul ve inşaat sektörüne" seslendiğiniz kısım çok takdire sayan ve hislerimize tercüman olduğunuz için teşekkürler ediyorum.Bolumuzun hiçbir parçası her ne pahasına olursa olsun yabancılara satılmamalı,bu yurdumuzun her kösesi için geçerli.İnşallah bu güzel ve okunması gerekli yazıyı inşaat sektörü ile ilgili olanlar okumuş ve etkilenmişlerdir .Bu fikir inşaat sektörü ile ilgili etkili ve yetkililere en geniş sekliyle nasıl duyurulabilir? Gönül istiyor ki herkes ayni duyarlılıkta olsun...Ben de sizin gibi gurbetlerde dolasan Bolu ya hasret bir Boluluyum.Son dört senedir Amerika?dayız,çocuklarımızı okutmak için geldik,daha öncede gençliğimizde beyimim doktora çalışması için gelmiştik,kısmette vatana hasret olmak varmış.Çok şükür büyük oğlum elektrik mühendisliğini bitirdi,mastırını avukatlık dalında yapmak istiyor,hayırlısı.Otuz yıldır gurbetlerdeyiz ve hasretliğimizi İnternet üzerinden Türk gazete ve tv. ilri gideriyoruz ve tabi ki Bolu'nun Sesi Gazetesini okuyarak,bu vesile ile Bu gazeteye emeği geçenlere ve kıymetli yazarlarına teşekkürler ediyor ve selamlarımı gönderiyorum.Gecen yazılarınızın birinde de eski İzzet Baysal caddesi üzerinde bir nostalji yapmıştınız;Çam pastanesin den sonrakileri de aklim da kaldığınca ben tamamlayayım müsaadenizle.Şimdiki belediye binasının yerinde Şehir Sineması vardı, iki sıra balkonu ve yarim ay seklinde localarıyla muhteşem bir binası vardı,daha yukarıda Süvarilerin tuhafiye dükkanı,Dr. Semsinin dükkanı vardı ,kızı Tomris benim sınıf arkadaşımdı.Rahmetli Avukat Bedia Ileri'nin kızı Neşe de benim çok sevdiğim arkadaşlarımdandı.Yukarı çarsıda da Taşhan ın üst tarafında rahmetli çok sevgili Dayılarım Ahmet ve Mehmet Sarıkayalarin kuyumcu dükkanları vardı;Bolu'nun sevilen sayılan esnafından.Neyse... nostalji kısmi uzun ,fazla vaktinizi almayayım...Nice güzel yazılarınızı okumak dileğiyle hoşça kalın.

    Ayşe Özer

    Bir mesaj da, bolununsesi mesaj defterinden...

    slm dostlar bu mesajım sevgili kardeşim Cumhur Bandakçıogluna yazılarını genelde takip etmeye çalışıyorum güzel konulara değiniyorsun başarılarının devamını dilerim hatırlarımsın bilmem

    {mini manav Cevat Arslan }

    Cevat Abi, hafızam hala yerinde. Nasıl unuturum? Az sayıda yaptığımız çıraklıkların başında, 3 yer var. İNCEAYAN GIDA, SİTE GIDA PAZARI ve MİNİ MANAV. Az karpuz düşürüp yemedik..

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Cafe Masa Sandalye Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak