Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Bolu da Ramazan..

Cumhur Bandakçıoğlu

    24 Eylül 2007

    Bolu'da olmak her zaman güzel, ama Ramazan?da Bolu'da olmak çok daha güzel.

    Suyundan mıdır, havasından mıdır bilinmez. Bolu'da yapılan iftar hiç bir yerdekine benzemez, Ne İstanbul?a, ne Moskova?ya. Geçtiğimiz hafta Kamuran Ağabeyimiz tarafından köşesine bir kez daha konuk olmuşuz. Sağ olsun var olsun. Tabi konu biraz enteresan. Kızıl Meydan?da oruç nasıl tutulur? Vallahi aslanlar gibi tutuluyor. İnanmak ve istemek yetiyor, gerisi ayrıntı. Hoş kadın heykelinden bile tahrik olan ahmaklarla aynı nüfus kâğıdını taşıyoruz. Ama ne biz onlardanız, ne de onlar bizden. Durum böyle olunca pek sıkıntı çıkmıyor. Değil Kızıl Meydan, Amazonlar ülkesinde de yaşasak bizim için pek değişiklik olacağını zannetmiyorum. Kızıl Meydan dünyanın sayılı meydanlarından biri, beklide en ünlüsü! Bu sebeple Bolu Hükümet Meydanı?yla karşılaştırmak pek doğru sayılmaz. Hoş Hükümet Konağımızın bir dönem rengi kızıla kaçıyordu ve bizler aramızda küçük Kızıl Meydan diye yorumluyorduk. Kızıl Meydan gibi tarihe tanıklı etmiş bir meydanda haliyle gelişi güzel organizasyonlar yapmak olanaksız. Gelelim bizim Hükümet Meydanımıza. Muhtemelen çevrede Bolu Belediyesi Mehmet Yücetürk Sanat Merkezi?nden daha eski bir yapı yok. Bu sebeple Meydanımızın tarihi bir özelliği yok. Hükümet Konağı ve Sanat Merkezi dışında da güzel bir yapı yok. Kardelen Sineması?ndan cadde başına kadar bulunan bütün binalar birbirinden farklı, uzunlu kısalı. Yani bir bütünlük yok. O bütünlüğü sağlayabilecek öngörülüler de olmadığı için bizim meydanımız sıradan, özelliği olmayan bir meydandır. Bu sebeple Kamuran Ağabeycim Hükümet Meydanı?na yapılan şartsız şurtsuz diye nitelendirdiğin Ramazan Sokağı eleştirine ben katılmıyorum. Zaten bırak bizim Osmanlı Sokağı?nı, memleketin her yeri şartsız şurtsuz. Kaldı ki geçtiğimiz yıl bankaların önüne profil ve muşambalarla baştan sağma yapılan Ramazan Sokağı?na yüz basar. Bence tek eksiklik arka tarafın, yani yola cepheli tarafın düz geçilmesiydi, arka cephelerde boya ile kapı ve pencere yapılsa biraz daha dikkatli davranılsa çok daha hoş olurdu. Neyse seneye o şekilde yapılır. Ramazan Ayı münasebetiyle bu tip etkinliklerin normal karşılanması gerekiyor diye düşünüyorum. Temizlik ve hijyen konusunda diyeceğim bir şey yok! Kafayı ona da takma Ramazan Ayı gibi özel bir ayda bile ruhları pis olan, yedikleri çekirdek çerez kabuklarını yere tükürüp birbirine bakan, genci yaşlısı, eğitimlisi eğitimsizi, türbanlısı, başı açığı bir topluluğun zaten hijyenle ne işi olur.

    Sadaka Ekonomisi!

    Dünya ekonomi literatürüne yeni bir deyimi kazandırdık. SADAKA EKONOMİSİ! Ne mutlu Türküm diyene. Her yıl Ramazan Ayı?nda iftar çadırları büyüyor. Sevinmek mi, yoksa üzülmek mi gerekiyor. Tabi ki üzülmek gerekiyor. Ülke insanının ağlanacak durumu var. Ve bu durumdan rant elde eden gruplar. Siyasiler oy peşinde tarikatlar mürit peşinde! Ülke adım adım kutuplaşmaya, taraflaşmaya gidiyor. İşin kötüsü kimsenin umurunda değil. Ülkeyi zor günler bekliyor. Geçtiğimiz hafta katıldığım Eski merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel ve Prof. Emre Alkin?in konuşmacı olarak katıldığı toplantıdan bazı notları sizlerle paylaşıyorum... 1997 yılı itibarıyla ülke ekonomisi tamamen yurt dışına bağımlı hale gelmiştir. Dışarısı hapşırsa bizim ekonomimiz grip oluyor. Merkez Bankasının Faiz indirimi yapması, bir şeylerin iyiye gitmediğine işarettir. (Son indirim hükümet baskısıyla olmuştur) Cari açık ve Enerji sorunu Türkiye?nin yumuşak karnıdır. Büyüme 2006 yılı itibarıyla düşmektedir, önümüzdeki dönem daha da artacaktır. Eylül?de IMF mektup yazabilir. Bankalar komisyon gelirleriyle ayakta duruyor. 2007 sonu dolar kuru öngörüsü 1,300- 1,350 aralığı. Amerika?nın İran?a girme olasılığı yok! Zamlar yolda.

    Yurdaer Amca?nın kafası karışıkmış!

    İlimizin en entelektüel isimlerinden Yurdaer Kalaycı Amcamız, son seçimlerde AKP?ye oy verdiğini, fakat şu anda kafasının karışık olduğunu, geçtiğimiz hafta köşesinde kamuoyuna duyurdu. Çok yönlü sanatçı kişiliği ile yıllar önce Atatürk heykeli yapan Yurdaer Amcamızın Atatürkçülüğü?nden de hiç şüphe etmedik. Aynı zamanda ekonomist olan Yurdaer Amcamız muhtemelen ekonomik gözlemleri sebebiyle AKP?yi tercih etmiş olmalıdır diye düşünüyorum. Kafasının neden karıştığını bilmiyorum. Ama, turizm ve sahibi olduğu tesisi açısından endişe etmesine gerek olmadığını düşünüyorum. Otel Yurdaer i ileride olabilecek değişikliklere göre, güneyde benzerleri olan haremlik selamlık otellere çevirebilir. Böylelikle, pazarlamada sorun kalmaz. Malum memleketimize Arap turistlerde oldukça ilgi gösteriyor. Ben vermedim, sen vermedin, e o zaman kim verdi de % 47 oy çıktı? Yeni itirafları bekliyoruz! Yurdaer Amcayı açık sözlülüğünden dolayı da kutluyoruz.

    AB?de hareketlenmeler başladı.

    Geçtiğimiz haftalarda yazdığım gibi AB tarafından da desteklenen ılımlı İslam ülkesi nitelemesi, aslında AB ile Türkiye arasındaki mesafeyi açmak için yapılan bir taktikti yorumumu destekleyen açıklamalar Danimarka ve Fransa?dan gelemeye başladı. Bu ülkelerdeki sağcı partilerin sözcüleri, Türk Hükümeti?nin türban yasağını kaldırma yolundaki girişimlerin artığını, Türkiye?nin belirgin bir şekilde İslami köktenciliği doğru yol aldığını, bu sebeple Türkiye?nin AB adaylığını askıya alınması istemiyle imza kampanyası başlattılar.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak