Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Şanlı tarihten gönül kırıklığı ile ayrılmak

Cumhur Bandakçıoğlu

    13 Haziran 2005

    Öncelikle belirtmek isterim ki, bizim köşenin devamlı okurlarından ve yayın kurulu üyelerinden sevgili Elif Kapoğlu, Boluspor yazılarına pek sıcak bakmıyor. Ama bu seferki yazıyı yazmak söz hakkı adına kaçınılmaz bir görev olduğu için bu haftayı da öncelikli olarak Boluspor'a ayırıyoruz.

    20 Mayıs 2005 Cuma günü Zaman Gazetesi Spor sayfalarında Fatih Uraz imzalı "Bir Zamanlar Bolu!" Başlığı altında güzel bir yazı yayınlandı. Kimilerinin hoşuna gitti. Kimilerinin ise hoşuna gitmedi. Çok kısa bir sürede yurt genelinde hatta Avrupa'daki Bolulu'ların bile dikkatini çekerek, Boluspor gündemine oturdu. Her yönüyle Boluspor markasını genç kuşaklara ve günümüz spor kamuoyuna bir kez daha hatırlattı. O yazıyı muhtemelen ilk okuyanlardan biri olarak, Fatih Uraz'a (Fatih abi ye) elektronik bir posta göndermiştim. Bunu da konunun muhataplarından Sevgili Yener abim (Babam) 30 Mayıs 2005 tarihli bolununsesi'ndeki köşesinde ayrıntılarıyla, kendi bakış açısı ve düşünceleriyle yazmıştı. Hem bolununsesi'ne tiraj kazandırmak, hem de kendisiyle ilgili yazılanlardan ve eski takımının şehrinden haberdar olması amacıyla (Ayrıca belirtmek isterim, profesyonel bir gazetecinin yazılarımı okuyup yorumlarını almak gibi farklı bir sebebi de eklemem gerekir.) gazetemizin web adresini de Fatih abiye bildirdim. O tarih itibarıyla Fatih Abi ile uzun uzun yazışmalar yaptık, telefonda konuştuk. Yaklaşık 25 yıl aradan sonra birbirimizi tekrar tanıdık. İşte benim hatıralarım ve Fatih abiyle yaptığım yazışmaların kurgusuyla Boluspor'un şanlı tarihinden bir kesit. Malumunuz üzere çocukluğumuz ve gençliğimizin ilk yılları Boluspor'la iç içe geçmiş olup, bir çok acı ve güzel kareyle hatıralarımızda yer almıştır. (Acı derken, çok göz yaşı döktüğümüz günler olmuştur) Bir çok futbolcu abimiz gönlümüzde taht kurmuştur. Onların arasında o deplasman senin bu deplasman benim, memleketin bütün yeşil sahalarını ve farklı coğrafyalarını çok küçük yaşlarda görmüşümdür. O zamanki değer yargılarımızın ne olduğunu tabi ki net hatırlamıyorum. Futbolcu ağabeylerimizi kendi çapımızda değerlendirirken, neye göre iyi, neye göre kötü not verdiğimi açıkçası bilemiyorum. Bazıları benim gönül bahçemde önemli yerler edinmişlerdir. Bugünkü BJK sempatizanlığım bile Boluspor'un unutulmaz golcüsü Sinan Alayoğlu'nun Boluspor'dan BJK'ya transferiyle oluşmuştur. İşte bu önemliler arasında bir tanesi de Fatih Uraz'dır. Bir şekilde gönlüme kazınmış ve onu unutulmayanlar listeme almışımdır. Muhtemelen bunda klasik futbolcu fiziğinin üstünde bir fizik yapısına sahip olması. Yine o dönemlerde ender gösterilebilen üniversite öğrenciliği ile profesyonel futbolu bir arada götürebilmesi ve 13 yaşında bir çocukla kurduğu farklı bir diyalogun etkisi olduğunu düşünüyorum. Gerçekten de farklı bir tarzı vardı Fatih abinin. Aklıma kazınanlardan birisi; Sezon açılış maçında veya Elmalık'ta yapılan bir çift kalede yedekte beklerken yanına gittiğim ve abi sen niye oynamıyorsun diye sorduğumdur. Yanlış hatırlamıyorsam, "İlker takımın yeni kalecisi. Hoca onu görmek denemek ister" gibi alçak gönüllü ve izahatlı bir cevap vermişti.

    (Eminim ki bir çoğu bilmiyorum derdi. İçinden de sana ne velet, ya da hocanın halt yemesi derdi.) O da Boluspor'a bir çok meslektaşı gibi büyük umutlarla gelmiş. Boluspor formasını giymek istemiş, o dönemin şartlarında hem tahsil hayatını sürdürmek, hem de iyi bir kaleci olarak isim yapmak için çalışmıştır. Birçok maçta Boluspor'un kalesini korumuştur. Transfer olduğu dönemde hatırladığım kadarıyla kendisine büyük umutlar bağlanmıştı. Gelecek vadeden bir isim olarak Boluspor renklerine katıldığını gerçekten biliyorum. Birçok zaman beklentiler ve sonuçlar istenildiği gibi olmuyor. Fatih abininde hayalinde kurduğu Boluspor tablosu pek istediği gibi olmamıştır. Bolu-Ankara arasında büyük bir koşturmacayla antrenmanlara soluk almadan yetişmiş, buna rağmen kendisine neden yavaş adımlarla yürüyorsun diye kızılmış, söz verildiği şampiyonluk priminin yarısı verilmemiş, hatta yönetim dışındayken danıştığı eski başkan tarafından yanıltılarak, 1 yıllık paraya 2 yıllık sözleşme imzalatılmıştır. Bu serzenişlerin arkasındaki isim dönemin Gestapo Başkanı Sevgili Yener abim dir. Boluspor'da bir çok futbolcuya vermiş olduğu desteği kendisine göstermediğini de Fatih Abi üzülerek söylemekte. Kendisine bazı idareciler tarafından, "seni oynatmayacağız da, satmayacağız da" dendiğini de üzülerek hatırlıyor. Dönemin şartlarını pek bilemiyorum ama, Fatih abininde yaşanılanları direk olarak kendi lehinde yazacağını veya benimle paylaşacağını da zannetmiyorum. Görülen o ki karşılıklı beklentiler yerini bulmamıştır. Sisli bir havada oynanan Boluspor - Samsunspor maçında uzak mesafeden yenen gol Fatih abiyle Boluspor'un yollarının ayrılmasına, daha hızlı bir ivme kazandırmıştır. Hayat sürprizlerle doludur. O gün Samsunspor'da yenen talihsiz golle belki de Boluspor'da en zor gününü geçiren Fatih abi birkaç sezon sonra Samsunspor'da futbol kariyerinin doruğuna çıkmış ve milli takım kalecisi olmuş, ülkenin en iyi kalecilerinden biri olarak dikkatleri üstüne çekmiştir.

    Yener abinin 30 Mayıs 2005 tarihli bolununsesi deki "Problem Mösyö-Problem Yener Bey" başlıklı yazısına da Fatih abinin bazı itirazları var. Bunlardan bir tanesini Başkanın külübe çağrılmasını kabul etmeyen Yener abinin sözleri. Yener Bandakçıoğlu Kulübe çağrıldı sözleri onun otoritesine gölge düşürmez diyor. Ayrıca kulübe niye çağırdığının içeriğini bilmediği için çağrılama olayına itiraz etmesinin yanlış olduğunu düşünüyor. Bir diğer eleştiriside 'Ben Boluspor'a hizmet edenler hakkında tek bir kelime olumsuz söz söylemem demesine' İnsanların ve camiaların böyle kucaklanmaması gerektiğini düşünüyor Fatih abi. Güzel övülür çirkin yerilir, tabi ki üsluba dikkat edilerek diyor. Başka bir konu ise 80-81 sezonunda oynanan Rizespor –Boluspor maçının ilk yarı sonucu. Fatih abi bu maçın ilk yarı sonucunun 2-0 olduğu konusunda iddialı. Yener abiye göre ise 30. dakikada 3-0 mağlubuz. 30.03.1998 Tarihli Bolu Hedef gazetesinde Metin Ferah imzalı bir röportajda Yener abi aynı konuda 36.dakikada 3-0 mağlup durumdayız diye beyan vermiş. 7 yıllık bir zaman diliminde 6 dakikalık bir fark mevcut! Ben sonuca ulaşamadım. (Beklide Futbol konusunda ülkemizin en güzel arşivi olan Sn.Alper Duruk tarafından hazırlanan www.turkfutbolu.net adresine ulaşarak ve kendisiyle yazışmak suretiyle) Fatih abinin hafızası da oldukça kuvvetli. O dönem maçın kaderiyle ilgili olarak Rizespor'un santrforu Sinan'dan bahsediyor. Benim ulaştığım arşiv bilgilerinde Sinan o dönem Milli Takım'da Halil İbrahim'le en gözdelerden. Maçın ilk yarı sonucunu resmi olarak ibraz edebilecek birisi var mı bilemiyorum. Futbol hayatının Bolu durağında hayal kırıklıkları yaşayan Fatih abi her şeye rağmen, Boluspor'un futbol hayatına büyük katkıları olduğunu, Bugün Türk sporunda görev alanların çapını görünce tüm serzenişlerime karşın Yener abi ve onun gibileri özlediğini. Yapılanların bir çoğunun kulübün haklarını korumak için yanlışta olsa yapıldığını biliyor. Bu arada üstümde kalmasın, dönemin genel kaptanı İbrahim Çelik abidende çok şey öğrendiğini belirtiyor.

    Benim kişisel düşüncemle Boluspor'un şanlı tarihinden gönül kırıklığı ile ayrılan Fatih Uraz, sırasıyla Hacettepe, Boluspor, Sitespor, Samsunspor, Beşiktaş, Adanademirspor, Kayserisor, Konyaspor ve Gazi Osman P. Spor'da futbol oynamıştır. 22 kez Milli formayı giyen Boluspor'un meşhur kalecisi Fatih Uraz, Gazi Üniversitesi İktisat fakültesi mezunudur. Unutulmuş yıldızlarla dolu olan futbol dünyasında hala parlayan bir yıldızdır. Kaleciye vurun (Rize Spor Maçı ile ilgili anılar genişçe yer almıştır ), Futbolun arka bahçesi adlı 2 tane basılı eseri olan çok kısa zamanda 3. kitabı çıkacak olan Fatih abinin

    spor yazarlığı ve aktif antrenörlük hayatı halen devam etmektedir. Yaklaşık 2 yıldır ABD de Virginia Üniversitesi'nde futbol yaz okulu sorumluğunu yapmakta olup, ABD'de kendinse ait bir futbol okulunda da ders vermektedir.

    O kendisini nerde görmektedir bilemiyorum ama, 25 yıl önce olduğu gibi bugünde Cumhur Bandakçıoğlu'nun ve birçoklarının gönlünde hep Bolusporlu Kaleci Fatih olarak kalacaktır.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak Bolu Çatı Tamiri Bolu Kamera Sistemleri Tonet Sandalye