Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Uzak bir aradan sonra Bolu!

Cumhur Bandakçıoğlu

    4 Eylül 2006

    Yaklaşık 2 aydır kutsal topraklara (BOLU) farklı sebeplerden dolayı uğrayamadık. Hiç bu kadar ara vermemiştik senelerden beri. Boludağı?nı tırmanırken değişen atmosferle hoş geldiniz diyordu soğuk puslu hava. Duble yolumuz yine her zamanki gibi ürkütücüydü. Abant sapağından sonra yani Bolu'ya yakışmayan şeklinde bir değişiklik yoktu. Pek düzeleceğe de benzemiyordu. Olsun yinede memleketin hali başka, çünkü burası Bolu! Olursa olur, olmazsa olmaz! Her türlü olumsuzluğa rağmen bizim canımız ve kanımız. Daha ebedi bir dille,

    Dolaştım dünyayı cihanı, bulamadım başıma taç.
    Ne eğriyi tok gördüm ne doğruyu aç.
    Bir daha Bolu'yu görürsen iki elini aç
    Bir gün sende olursun bu güzelliğe muhtaç..

    Orjinal sözler kime ait bilmiyorum ama son 2 dizede Bolu'ya uyarlamalar bana ait. Şair beni affetsin!

    Cumartesi günü itibarıyla düştüm memleketin sokaklarına. Derin derin nefes aldım. Ramazan?dan önce gelemem diyerek, akciğerlerimi doldurdum çam havasıyla. Hani bir kaç ay sonra o güzel havadan eser kalmaz diye. Hükümet Konağı adeta Bolu'ya anıt bir bina oldu ama meydan ve Anıtpark için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. Estetikten ve bütünlükten açık ara uzak. Kırmızı beyaz taşlar ve orta refüjdeki kırmızı ferforjeler daha önce dediğim gibi rezalet. Zevksizliğin imzası gibi duruyor. Her iki objede elden geçirilmeli. Özellikle ferforjeler yani demir parmaklıklar siyaha yada eğer orjinal dökümse doğal haline dönüştürülmeli. Anıtpark?ı çevreleyen şimşirlerin durumu felaket. Kaldırım taşları kötü durumda. Bu taşlarla Kardelen Sineması?nın önündeki taşlar uyumlu hale gelse çok daha hoş olur. Parklarımıza yeteri kadar özen gösterilmiyor. Yeni asfalt tabi ki güzel oluyor ama parklar ve meydanlarla bütünleşmeli. Yoksa tipik Türkiyeli şehirlerin dışına çıkamayız. Hani altı kaval, üstü şişhane durumları. Şehir üniversitenin açılmasını bekliyor. Kısa bir süre sonra Bolu'da hayat canlanacak. Ve kimileri için Mecburiyet Caddesi olarak adlandırılan ama benim için tavaf yeri olan İzzet Baysal Caddesi?ne çıkıyorum. Bolu yeni bir modern alışveriş merkezine kavuşmuş. Evkur?un binası gerçekten çekici olmuş. Şehre farklı bir soluk getirmiş. Her şey hoş güzel de şu kefilsiz alışveriş sloganı bana pek inandırıcı gelmiyor. Hani 5 kıtada dolaşıyoruz böyle bir şeye rastlamadık. Kefilsiz alışveriş ancak peşin ödemeyle gerçek olabilir. Aksi takdirde satıcı bir şekilde malının karşılığını garanti eder, siz merak etmeyin. Belediye Meydanı?na doğru ilerliyorum o da ne? Sonunda benim dert ettiğim Koçbank ile eski Süreyya Otel arasında caddenin en eski dükkanları boyanmış! Bilmiyorum dükkan sahipleri mi yaptı yoksa Belediyemiz mi ön ayak oldu? Ama sonunda olmuş. Hoş, daha güzel olabilirdi bir kaç küçük süslemeyle ama buna da şükür. Soğuktu ve yağmur çiseliyordu, Bolu'da düğün sezonu devam ediyordu. Hatta öyle devam ediyordu ki sağanak şeklinde, ev halkıyla akşamları görüşemiyorduk. Bizim ekibin genç tayfasından Umut Menekşe geçtiğimiz Cumartesi akşamı lise yılarımızdan en sevdiğimiz hocalarımızdan olan Mürvet Aşçıoğlu ile Yılmaz Aşçıoğlu nun kızları Eda ile evlendi. Bizimde konukları arasında olduğumuz düğünde eski öğretmenlerimizde bulunuyordu. Bu vesileyle Sibel-Kemal Pehlivan, Fuat Ustaoğlu hocalarımızla ve bizlerin Tamer abisi yeni kuşakların Tamer öğretmeni Tamer Dolapçı ile tekrar bir araya gelmek oldukça güzel oldu. İşte bir Bolu seferi daha böyle geçti.

    Her şeye rağmen Bolu'da hayat her zaman güzel.

    Zamlar zamlar!

    Borsamız  şahlandı, döviz ve  enflasyon düştü. İhracat rekor üzerine rekor kırıyor. Her şey hiç bu kadar iyi olmamıştı. Olsun varsın biz yine köprü ve otoyollara zam yapalım. Fazla para göz çıkarmaz.

    Bu millet tınlamaz! Hakikaten komedi anlayana...

    Devlet Bakanımız Mehmet Ali Şahin aleni olarak TV. ekranlarında memurları tehdit eti; Çoluğunuz çocuğunuz var kendinizi kapının önünde bulabilirsiniz dedi. Sayın Bakanımız her fâni siyasetçi gibi, her şeyi çok çabuk unutuyor. Çok kısa bir süre önce Türkiye Futbol Federasyonu seçimlerinde ters köşeye yatırıldığını unutmuş.

    Lübnan?a asker göndermekle ne büyük devlet olunur ne küresel güç olunur. Bunu ancak saftirik vatandaşlarımız yer. Her gün 10 askerimiz şehit oluyor. Adam 2 askeri kaçırıldı diye taş üstünde taş koymadı. Lübnan?a asker göndermeyi büyük devlet olmakla bağdaştırmayın. Başka bir başlık lütfen!

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak