Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

UZUN GECELER

Cumhur Bandakçıoğlu

    29 Aralık 2003

    21 Aralık 2003 TK 1793 sefer sayılı uçağımız piste teker koyduğunda saat 15:05 gösteriyordu .Bulutlu ve önden gelen sert rüzgarlı bir havada yaklaşık 40 dakikalık alçalmanın ardından tipi seklinde yağan kara rağmen tam zamanında İsveç Arlanda hava limanına inişi gerçekleştirdik.

    Pasaport kontrolünden geçişimiz,bavul beklemesi derken dışarıya çıktığımızda saatler 16.00 gösteriyordu Stockholmde uzun gecelerden hatta en uzun olanı başlamıştı bile.

    1992 yılından beri belli aralıklarla gittiğim bu kuzey ülkesine ilk defa yalnız 'yani tek başına gidiyordum. İsveç gezilerimin değişmez ortağı Cemil Doyran benim deyimimle sevgili Cemil ağabeyim, bu sefer çok istemesine rağmen gelememişti. (16 Haziran 2003 tarihinde bekarlığın dayanılmaz hafifliğine veda etmişti)

    Her seferinde olduğu gibi bizim ekibin Stockholm şubemiz yakın arkadaşım Mustafa Yaman tarafından karşılanmıştım. Tipi halinde yağan karla birlikte eve doğru yol alıyor bir yandan da İsveç'e yine doğru zamanda geldiğimi düşünüyordum.Çünkü ben bu ülkeyi soğuyla ve yağan karıyla seviyorum.

    İsveç 8 milyonluk nüfusuyla dünyanın en gelişmiş ülkelerinde bir tanesi. Muhteşem doğasıyla adeta bir cennet (Ama soğuk bir cennet) sokaklarda geyik, karaca ve tavşanları görmek mümkün. Belki de dünyadaki refah seviyesinin en yüksek olduğu ülke. Sistemler, kurallar ülkesi. Kurallar gerçekten çok katı. İnsanı bazen hayatından bezdirecek kadar katı. En basit tarafından yanlış yere park yapmak 100 USD eşit bir para cezası... 15 Kasım itibarıyla bütün araçlar kış lastiklerini takmak zorunda sıkıysa takmayın... Kaçış yok. Devlet idaresinin en üst düzeyde olduğu hatta bana göre demokrat ama komünizmi hafif hissedebileceğiniz bir ülke. Sokakta herkesin İngilizce konuştuğu bir ülke.

    Tabi bana göre en önemli özelliklerinden bir tanesi de dünyanın en güzel sarışınlarının yaşadığı bir ülke. Başkent Stockholm adalar üzerinde kurulmuş adete Venedik vari tarihi dokusunu tamamen korumuş bir şehir. Başkentten kilometrelerce içeri girip Stockholm'un banliyölerinde karşınıza çıkan ve sizin ilk bakışta göl diye nitelendirdiğiniz yerlerde aslında denizin uzantıları. Bu uzantıların kışın büyük bir bölümünde tamamen donla kaplı oluyor. Bu donla kaplı deniz uzantılarının üstünde İsveçlileri maaile hafta sonları balık tutarken, paten yaparken izleyebilirsiniz. Gerçekten etkileyici bir manzaradır.

    Kışları geceler oldukça uzun 4-5 saat gün ışığıyla idare etmeniz gerekiyor. Bu durum gerçekten ilk gidenler için zor, yemek yeme saatlerinizi bile psikolojik olarak etkiliyor. Sokaklarda mağaza önlerinde yanan mumlar evlerin camlarındaki üçgen yılbaşı süsü lambaları bu karanlığı alıp götürüyor ve kendine özgü bir romantizm sağlıyor.

    Bu atmosfer inanın çok etkileyici yani evlerin pencerelerindeki üçgen süs lambaları ve sokaklarda yanan büyük mumlar.

    İsveç nüfusunda 1-1,5 milyon civarında yabancı yaşıyor. Bu nüfus oranına göre çok büyük bir rakam. Açıkçası rahatsız edici bir durum bile diyebilirim. İsveç'in dünya politikasının bir parçası. Ülkelerinde siyasi politik baskı yaşayan veya sistemle uyuşmayanlar soluğu İsveç de alıyor. İsveç devleti bunları kabul ediyor. Bu konuyu derinlemesine incelersek çok zaman alır. Bana göre İsveç bunu uluslararası politikalarda kullanıyor, yoksa Türkiye'de ki azılı bir suçlunun İsveç'e verebileceği hiç bir şey yoktur.

    Yil 1963, Bolunun Kazlar köyünden (Sabri Bozkurt'un ifadesiyle) Sn. Tahsin Erkan hiç bilmediği, tanımadığı belki de tek benzerliğin soğuk ve ormanların olduğu bu Viking ülkesine adım atıyor. Arkasından İdris Ersoy, Hakkı Karadağ, Fahri Uzun, Cemil Kocagözoğlu, Yılmaz Akkaya-OVABAŞLI- Muzaffer Teke 1965 yılı itibarıyla geliyorlar... Bizler onları Bolu'ya senelik izinlerine geldikleri büyük Volvo arabalarıyla hatırlıyoruz. Gerçekten çok zor bir hayat mücadelesi vermişler. Bugün 3'üncü kuşak torun Bolu cemaati çok daha rahat, sistemi yakalamış, ailelerinin de desteğiyle okuyarak iyi bir eğitim alarak buradaki mücadelelerini sürdürüyorlar ve sürdürecekler. Stockholm'de Skarholmen semtinde Bolulular ait bir Kültür Yardımlaşma Derneği bulunuyor. Dernek 12 Kasım Depremi'nde canla başla çalışmış ama yardımların istedikleri şekilde değerlendirilmediğini düşündükleri için biraz bozuklar. Dernek Başkanıyla görüşmedim ama bir önceki donem başkanı Sn. Recep Şen'in evine misafir olduk kendisi ve değerli eşleri Sn. Nermin Şen bizleri sultanlar gibi ağırladılar. Bolu cemaati Konya Kulu, Kayserilerden sonra İsveç de ki üçüncü büyük topluluk. Yaklaşık 250-300 civarında bir hemşehrimiz İsveç de yaşamaktadır. Onlara bundan sonraki hayatlarında başarılar diliyorum. Ayrıca tebrik ediyorum. Modern bir şekilde İsveç topluluğunu rahatsız etmeyen ama gelenek göreneklerini de unutmadan yaşadıkları için. Gerçekten üzülerek söylüyorum ki Türk insanına yakışmayacak bir çok manzara var İsveç de. Gururla söylüyorum ki Bolulular bu manzaranın çok dışında.

    Aslında anlatılacak o kadar çok şeyi var ki sayfalarca yaz yaz bitmez. İmkanı olan insanların İsveç'i gezip görmesini tavsiye ediyorum. Bana unutulmaz bir tatil yaşatan Mustafa ve Seçil Yamana, sevgili yeğenlerim İdil ve Erim Yamana, Sabri Bozkurt, Recep Şen'e çok teşekkürler. Senelerce önce yine bu ülkeyi sevmemi sağlayan buz üstünde balık tutturup, közde ekmek yaptırarak gerçek İsveçlilerin hayatını yaşatan Suzann ASK ve Lotto Witzeli de unutamam.

    Stockholmden bütün bolununsesi okurlarına saygı ve sevgilerimi gönderiyorum.

    internet üzerinde selamlarını aldığım'

    Sn. Gülşe Güler

    Sn. Niyazi Güler

    Sn. Ergün Özer (Asker arkadaşım ve ağabeyim)

    Özel teşekkürler, saygılar, sevgiler...

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Cafe Masa Sandalye Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak