Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Bolu ve Şehürcülük - culuk!

Cumhur Bandakçıoğlu

    27 Şubat 2013

        Başkan kızıyor bana! Bu köşede yıllardır hem yazıyor hem fotoğraflıyorum, Bolu'da şehircilik adı altında yapılan, yapılmayan, ya da kaderine bırakılan hizmetleri ve eserleri.       
         Siz Bolu'da hiç özgün bir projeye rastladınız mı?  Bolu'da yapılmış, ulusal ve ya uluslararası bir yarışmada derece almış, herhangi bir yapı, bina veya bir anıt gördünüz mü?  Ben görmedim. Sizin de pek gördüğünüzü zannetmiyorum. Ne öyle bir kaygı var ne de bir talep!  
         Ticari kaygılara dayalı, mimar, mühendis, müteahhit üçgeninde özgün bir şey beklemek, bugünün kafa yapası ve şartlarında pek mümkün olamaz. Acaba hiç var mıdır, bir mimarın çizdiği projeyi beğenmeyip, ben bu işin mühendisliğini yapmam diyebilen mühendis? 
         İnanıyorum ki bir belediye hizmetinde, bir üniversite yerleşkesinde ya da bir vakıf eserinde bir özgünlük, bir farklılık, olabilir ve de olmalıdır.
         Peki, var mı? 
         Yok! 
         Neden yok? 
         Mesela Üniversitemiz kampüsünde her hangi bir bina, alan vs. var mı?  Örnek teşkil edebilecek, sembolik bir yapı bugüne kadar yapıldı mı? 
        Ben duymadım.  Yok,  çünkü,  ne öyle bir misyon, ne de vizyon var.
         Başkan bana kızıyor. Bunları dile getirip yazdığım ve fotoğraflarla sunduğum için. 
        Başkanlar ve patronların büyük bir bölümü birbirlerine benzer bu ülkede. Onlar gerçekleri değil, kendi duymak istediklerini duymak isterler. Çünkü en tepede onlar vardır ve onlar her şeyin en iyisini bilirler. 
         Geçtiğimiz hafta Moskova'daydık. Ben hiçbir zaman Moskova'ya koşa koşa gitmemişimdir. Çünkü yurt dışındaki iş seyahatlerimin içinde en çok yorulduğum şehirdir Moskova.    
          Ama bir gerçek var ki, her an karşınıza muhteşem bir yapı, özgün bir heykel, adeta dantel gibi işlenmiş bir rölyef çıkabilir ve sizi büyüsü altına alır. Yuh dersiniz, bu nasıl yapılır, nasıl planlanır ve nasıl uygulanır dersiniz. Bunları yapan, yaptıran, çizen, uygulayanların farkı nedir? Diye düşünürsünüz.
         Sonra kendi küçük şehrinize dönersiniz.
         Acaba küçük olmak mıdır her şeyin sebebi! 
         Karaçayır'dan, Karacasu ya doğru yol alırsınız, Gölcük Bulvarı'nın sonuna gelip, Karacasu istikametine dönerken sol karşı çaprazınızda, Bolu'nun mimari şaheserlerinden yapay şelale ve üstündeki gece kondu görünümlü kafe çıkar karşınıza, önünde keçi kılından bir çadır, onun yanında bir cami!
         Dünyanın hiçbir yerinde ibadet yerleri bu kadar kötü bir evrim geçiremez. Camimiz, prefabrik, plastik siding kaplama! Minare, fotoğraftan da anlayacağınız üzere camiyle bire bir uyumlu(!) Süslemelerde muhteşem bir renk seçildiğini görürüsünüz. Bir de kapısına yazarlar Cami diye. Hem gerçek Camilere hem de o ibadethanenin yapılmasına sebep olan merhum hayırsevere yapılan bir ayıp!
          Gölcük'e ve Karacasu'ya giden turistlere şehrin en önemli kavşaklarından bir tanesinde yan yana duran bu yapıların Bolu şehirciliği hakkında nasıl görsel bir ziyafet sunduğunu düşünürsünüz ve karaları bağlarsınız. Umarım o cami diye adlandırılan mescidin yerine  o noktaya yakışacak, namazdan uzak duranları bile kendine çekebilecek güzel ve şık bir Cami yapılır.
         Başkanım bana kızma! 
         Durum bu! 
         Seçimlere kaldı şunun şurasında bir yıl.
         Bir an önce etrafında, proje yapıyoruz, iş yapıyoruz diye dolaşanlardan ve de Keçi'nin olmadığı yerde bize; Abdurrahman Çelebi derler diyenlerden kurtul. Mühendis olabilirsiniz, mimar olabilirsiniz, şehir planlamacı olabilirsiniz. Bunları olmanız, sizin bu konularda üst düzey bir yetenek olduğunuz veya belediyecilik için bulunmaz bir kaftan olduğunuz anlamına gelmez. Her meslek içinde geçerlidir bu söylediklerim.
         Bu ülkede her yıl yüzlerce insan bu okullardan mezun oluyor. Melih Gökçek, Yılmaz Büyükerşen, Aziz Kocaoğlu, İbrahim Karaosmanoğlu ve hatta ekibinizin gidip incelemelerde bulunduğu Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, hiç birisi ne inşaat mühendisi, ne mimar, ne de şehir planlamacısıdır. Gidip bu başkanların şehirlerini gördüğünüzde, bir fark olduğunu hissedebiliyorsunuz.  Ben onların başarılarının altında; işinin ehli adamlarla çalışmak, adama göre iş değil, işe göre adam formülü ve de yöneticiliğin olmazsa olmazları yattığına canı gönülden inanıyorum.

        Fotoğraflar;
    1 -Karacasu yolundaki mimari şaheserler.
    2- Rusya'da, onlara göre; Şapel (Mescit), bize göre; Kiliseler.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak Bolu Çatı Tamiri Bolu Kamera Sistemleri Tonet Sandalye