Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Bolu hikâyeleri

Cumhur Bandakçıoğlu

    16 Nisan 2007

    Farklı vesilelerle son 3 hafta sonudur Aziz Bolu'nun yolunu tutuyoruz. Bu hafta sonu amacımız 14 Nisan 2007 Cumartesi günü Yener ağabeymizle Aygün ablamızı Umre dönüşlerinde Ankara?dan almak. Her ne kadar planlarımızda hazır gitmişken 14 Nisan Cumhuriyet mitingine katılıp gece de hava limanına gitmek olsa da, Bolu'nun cazibesi ve de yapılacak işler dolayısıyla bu büyük organizasyona katılamadık. Bu konu ile görüşlerimizi biraz sonraya bırakalım ve memleket gündemine bir bakalım. Hepinizin bildiği gibi Bolu gündemi Ticaret ve Sanayi Odası?ndaki sıkıntılarla çalkalanıyor. Başkan ile Yönetim Kurulu ve Meclis üyeleri arasında gerginlik oda tarihinde ilk defa bu derecede yaşanıyor. Daha öncede defalarca söylediğim gibi ben bu odaların ülkemizde ne işe yaradığını, TOBB da dâhil neye hizmet ettiğini bir türlü çözemeyenlerdenim. Muhtemelen çözebileceğimi de pek zannetmiyorum. Diğer bir taraftan başka bir hikâye de İzzet Baysal Tıp fakültesi ile ilgili memlekete sokaklarında dolaşıyor. Tıp Fakültesi?nde bir kadrolaşmanın ve bilinçli olarak bir sindirme politikasının yaşandığı, gelen hocaların durmak istemedikleri, bunun akabinde öğrencilerin doğru dürüst uygulama alamadıkları yönünde iddialar var. Günümüzün moda deyimiyle tıp fakültesinin özde değil sözde bir tıp fakültesi olduğu söylenmektedir. Her yönüyle dört dörtlük olarak yapılan Tıp Fakültemizin layık olduğu seviyeye çıkması en büyük dileğimizdir. Bolu'ya her gelişimde beni en hasta eden şey hepinizin bildiği üzere Bolu'nun park bahçe ve yeşil alanlarıdır. Buradan sayın Belediye Başkanımıza bir kez daha sesleniyorum. Açılan yollara bulvarlara diyeceğim hiçbir şey yok ama, parklar bahçeler orta refüjler, çok ama çok kötü. Ülkenin en kötüleri desek yeridir. Lütfen bir şeyler yapın. Bu işe bakan ekibinizin kulağını çekin Bolu'yu güzelleştirin. Bolu'ya gelen misafirlerimize karşı bizi mahcup etmeyin. Geçtiğimiz haftalarda Bolu Belediye Başkan yardımcısı Sn. Orhan Bozgeyik?in kendisine karşı yönetilen eleştiriler karşısında, biz bir aşiretiz diyerek cevap vermesi, açıkçası bana çok itici geldi. Tv deki aşiret dizilerine karşı olan alerjimden kaynaklanan bir tepkiyle birleşti. Yani şimdi biz bir aşiretiz derken, bundan bir tehdit mi algılamamız gerekiyor, yoksa biz oldukça kalabalık bir aileyiz, benim soyadım taşıyan kişiler, şahıslar olabilir mi demek istiyor anlamış değilim. Bu durumu benim gibi Bolu kamuoyu da pek anlamış gözükmüyor. Neyse biz gelelim haftanın olayına ve 14 Nisan 2007 Ankara Cumhuriyet yürüyüşüne. Hepimizin bildiği üzere yürüyüşe katılımı engellemek için birçok komik yol denendi. Bunlarda bir tanesi de Bolu sokaklarında görmüş olduğunuz sözde Türkiye Sivil Toplum Platformu adında bir organizasyonun asmış olduğu Meclisin Kararı Millettin Kararıdır yazılı afişle yapıldı. Böyle bir platformun olmadığını bunun muhtemelen mevcut siyasi irade, ya da sempatizanları tarafından yapıldığını anlamamak için salak olmak gerekir. Geçekten bu yürüyüşten korktular ve komik işler yaptılar. Korkunun asıl kaynağı da aslında alınabilecek Türkiye genelindeki gerçek oylarının toplamda %15 civarında olduğudur. Yanar dönerlerin ne yapacağını bilemedikleri, kestiremedikleri için bu yürüyüşten, dolayısıyla ilerideki seçimlerden çekiniyorlar. Alttaki resim Bolu Askeri Gazinosu?nun önünden benim tarafımdan çekilmiştir. Sözde sivil toplum örgütünün afişinin bir yanında ön yargısız İslam adlı bir Internet sitesine ait bir reklâm, diğer yanında kutlu doğum haftası kutlamalarıyla ilgili Diyanet İşleri?nin afişi! Sizce tesadüf mü Yani bu kadar acemiliği ilkokul çocukları bile yapmaz. Her neyse inşallah herkes kendi öz eleştirisini sağa sola bakmadan yapar ve akıl mantık yolunu seçip ülkeyi 14 Nisan 2007 günü yapılan çift kale maçtan gerçek bir maça götürmek zorunda kalmaz. Evet, 15 Nisan 2006 saat 00.30 sularında Ankara Esenboğa hava limanına Sevgili Yener abimizi ve Aygün ablamızı kutsal topraklardan karşılamak üzere geldik. Her ne kadar ciddi bir hava trafiğine sahip olmasa da yeni terminal gerçekten çok güzel olmuş. Yakışmış Ankara?ya! Hava limanı dış hatlar çıkış kapısının önünde sağlı sollu park etmiş 15 - 20 tane 14 plakalı araç kutsal topraklardan gelecek akrabalarını beklemekteydi. Zaten koca alanda da başka da araç yok. Yaklaşık 1,5 saatlik bir bekleme boyunca hiç ortada gözükmeyen polis çekicisi, uçağın inmesiyle birlikte olmayan trafiği engelliyor diye, öcü gibi arabalarımızın başına dikilip tüm iticiliği ile bağırıyor. Araçlarınızı kaldırın! Büyük bir olasılıkla otopark işletmecisinden aldığı tüyo ile geliyor ve güya görevini yapıyor. 2 saat boyunca ortada yoktu hâlbuki! Biraz ağız dalaşına giriyoruz, ben ne yapayım diyor. Amirim dedi diyor. Eminim ki amiri gelse 15 tane aracın Bolu'dan geldiğini ve olmayan trafiği hiçbir surette engel olmadığını görecek ve orada inmiş uçağı bekleyenleri hoşgörüyle 15- 20 dakika idare edecek. Neyse uzatmayalım bu milletin memuru böyle işte. Bir tane uyduruktan özel bir güvenlik görevlisi geliyor çıkış kapısından çıkanları resimlemek yasak diyor, herkes susuyor. Neye istinaden yasak diye soran yok. Nerde yazıyor diye soran yok. Söyleyen kim, özel güvenlik görevlisi! İşin acısı adama karşı çıkana destek olanda yok!

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak Bolu Çatı Tamiri Bolu Kamera Sistemleri Tonet Sandalye