Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Umutsuz Vaka.. Kent Meydanı!

Cumhur Bandakçıoğlu

Umutsuz Vaka.. Kent Meydanı!
    18 Aralık 2011

         Geçtiğimiz hafta 'Kent Meydanı İşkencesi' başlıklı yazımızın hemen ardından gerek projenin koordinatörü konumunda bulunan Mimar Uğur Tunçok Abimiz, gerekse çiçeği burnunda Mimarlar Odamız tarafından yapılan açıklamalarla 'Kent Meydanı' konusu güncelliğini sürdürmeye devam etti. Uğur Tunçok Abimizin açıklamalarından anladığım kadarıyla, mevcut durumdan kendisinin de hoşnutsuz olduğu ve konunun tamamen kendisine ihale edilmiş gibi algılanmasının yanlış olduğu yönündedir. Mimarlar Odası'nın, 32 mimarın ortak katılımıyla yaptığı toplantının ardından yaptığı açıklama ise, içinde çok da yeni bir düşünce barındırmııyordu.
         Görünen o dur ki, Bolu halkı bu işkenceyi daha bir süre çekecek, Bolu şehri de bu abuk görüntüye ev sahipliği yapmaya devam edecektir.
         Proje'nin kilitlendiği nokta, trafik akışı ve Kuzey- Güney geçişi! Bu geçişin yer altına alınması noktasında Uğur Tunçok Abimiz Askeri Gazino ve Hükümet Konağı arasındaki yol genişliğinin yetersiz olduğu ve gelecekte sorun yaratacağı yönündeki çekincesi, Mimarlar Odası'nın da; proje bölgenin 50 yılı düşünülerek hazırlanmalıdır yönünde düşüncesiyle örtüşmekteydi. 
         Öncelikle Bolu'nun 50 yıl sonrasını İzzet Baysal Caddesi ve Kent Meydanı'na endekslemek hatalı ve eksik bir düşüncedir. Bu durum geleceği planlıyormuş gibi düşünüp planlayamamak, hatta bırakın 50 yılı 5 yıl sonra duvara toslamak demektir. Bir şekilde şehrin ağırlık noktasını dağıtmamız gerekmektedir. Bu da yerel yönetimin planlamasıyla, teşvikiyle, cazibe merkezleri oluşturmasıyla gerçekleşebilir. Bolu'da ticari ve sosyal yoğunluk 50 yıl önce nasıl İzzet Baysal Caddesi'nde değil de, Yukarı Çarşı'daysa, 50 yıl sonra da farklı bir noktada yeni bir merkez olma ihtimali kaçınılmazdır. Belki de bu merkez Alaaddin Başkan'ın bir zamanlar işaret etiği, hatta bizimde şu an çok erken diye eleştirdiğimiz D-100 üzeridir.
         Büyük ölçekte baktığımızda Türkiye'nin en ünlü meydanı Taksim Meydanı'nı göz önüne alırsak; Bedrettin Dalan döneminde Tarlabaşı Caddesi'nin bulvara çevrilmesi dışında beklide 50 yıldır hiçbir değişikliğe uğramamış, meydanın önemli caddelerinden İstiklal Caddesi de araç trafiğine kapatılmıştır. Evet, Taksim Meydanı'nda sabah ve akşam saatlerinde, hatta gece geç saatlere kadar ciddi bir trafik yaşanmaktadır. Bu durumun değişme şansı da pek gözükmemektedir. Demek istediğim ileride trafik sıkışıklığı yaratabilir diye Kent Meydanı projesini içinden çıkılmaz bir duruma getirilmemesi gerekir. Alt geçit varsın dar olsun. Belki de mevcut eski şekliyle de daha işlevsel bir proje tasarlanabilir. Refüjlerin alçaltılarak gerektiğinde trafiğe kapatılıp açılabilecek şekilde Hükümet Meydanı ve Anıt Park bir bütün olarak etkinlikler için kullanılabilir.
         Yani zihinleri kazılmış Hükümet Meydanı ve Anıt Park'ın mono olarak projelendirilmesini olmazsa olmaz şekline sokmakta anlamsızdır.
         Meydan'ın çok amaçlı olmasını da anlamak zor!  Mesela ne Taksim Meydanı, ne Kadıköy Meydanı sportif bir etkinliğe ev sahipliği yapıyor, ne de sportif bir sahayı üzerinde barındırıyor. Sportif etkinlikleri ve projeleri Karaçayır Parkı'na, Atatürk Orman Parkı'na kaydırılabilir. Yani hem bölgenin yoğunluğundan şikâyet et, hem bölgeyi daha yoğun hale nasıl sokarım derecesinde projelendir!
         Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Müdürlüğü tarafından koruma altına alınan Kızılay Hamamımız da Kent Meydanı Projesi kapsamında. Açıkçası Kızılay Hamamı, ne mimarisiyle ne görüntüsüyle tarihi bir yapı izlenimi vermemekte hiçbir şekilde de cazibe oluşturmamaktadır. Bu haliyle Bolu'nun ortasında en ucube çirkin yapılarından biridir.  Bu yapıyı Bolu'nun sembol binalarından biri olarak nitelemekte Bolu'ya haksızlık etmektir. Bu bina bir şekilde ya ortadan kaldırılmalı, ya da yakınında yapılacak bir kompleksin içine alınmalıdır.

                                                                             Cumhur Bandakçıoğlu

    • Meydancı19 Aralık 2011 . 11:39

      Madem yapıyorsunuz anıt park + kıızılay hamamı + kadın doğumun batısındaki eski mork tarafına kadarki alanı kapsayacak bir proje olmalıdır.
    • GOCA BOLULU19 Aralık 2011 . 10:26

      PROJELER SORUNLARI ÇÖZMEK İÇİNDİR, SORUN ÜRETMEZLER...
      İLİMİZ GÜNDEMİ BU "MEYDAN PROJESİ" İLE YETERİ KADAR OYALANMIŞTIR. HÜKÜMET MEYDANI BİRAN ÖNCE ESKİ TRAFİK YAPISINA DÖNDÜRÜLMELİDİR. KİŞİ BAŞINA DÜŞEN ARAÇ SAYISI YÜKSEK OLAN İLİMİZDE BU PROJE TRAFİĞİ YETERİ KADAR ÇİLE HALİNE GETİRMİŞTİR.BAŞKANIMIZ YARATICILIĞINI BAŞKA KONULARA YÖNLENDİRMELİDİR...
    • SÜLEYMAN ERTAN18 Aralık 2011 . 23:25

      1-Kızılay Hamamının tarihi niteliğinin olup olmadığı uzmanlarca belirlenmeli ona göre hareket edilmelidir.
      2-Atatürk Heykelinin kaidesinde bulunan ve 1944 depreminde yıkıldığı söylenen sütunların da aslına uygun olarak yapılması sağlanmalıdır.
      3-Bir dönemdeki yıkım modasına uyularak yıkılan "sempatik görünümlü"PTT binası da yerine yeniden yapılmalıdır.
      Kent meydanı uygulamalası bu güzelliklerin kazanılmasına İnşaallah vesile olur...  
    • hayrettin karaduman18 Aralık 2011 . 21:44

      Bu yazınızı okumak için zaman kaybetmek istemiyor , yazılanları bir tarafa koyalım. BOLU ya da başka bir il fantezi işler bunlar herkes ekmek peşinde Belediye başkanıda nasıl fantezi yaparım onun peşinde. Birinci olarak askeri ücret ile çalışların bu duyguları nasıl yaşayacakları insanlarda para yok BOLU da olan devletin paralarını saçma ne olduğu belli değil işlere harcamak hiç bir müslümana yakışmaz bu paraları ne ihtiyacı olan insan var onlara yardım edin askeri ücretle bir ay geçin başkan seni görelim. İnsan olalım insanları sevelim şu toplumda ne kadar ihtiyacı olan vatandaşımız var ne oldum delisi olmayalım. Koltuklar ve makamlar geçicidir BOLU halkı kalıcıdır.
    • duygu durak18 Aralık 2011 . 21:38

      Bir çok kent meydanı tarihi dokuyla çevrilmiş ve bunların bakımı  için belli bir bütçe ayırmış olmalı. Yerel yönetim için ayrılan bütçe ne kadar hiç düşündük mü ya da merkezin destegi ne kadar. hani diyorsunuz ya yerel yönetimler teşvik edilmeli kapital sistem içinde her yerel yönetime aynı bütçe ayrılmıyorsa her yerel yönetim önce ekonomisini düşünmeli merkezi nasıl kalkındıra bilirim acaba demeli . yani sucu yerel yönetimde aramek ve beklemek haksızlık degil mi ? böyle büyük projelerde merkezin katkısı daha büyük olamlı bence ve ilk gözler ona bakmalı  umarım bu durum düzelir ve tüm iller eşit degeri görür. Saygılarımla...

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak