Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Dersimiz Jakobenizm

Cumhur Bandakçıoğlu

    23 Haziran 2009

       Benim kelime dağarcığıma, Bürüksel Muhtarı, çok yönlü meşhur köşe yazarı Hadi Uluengin'in yazılarından girmiştir. Kendisi Hürriyet Gazetesi'ndeki köşesinde çokça kullanıp dillendirmiştir jakobenliği ve jakobenizmi. Ülkemizdeki Cumhuriyet Devrimi muhalifleri ve liberaller tarafından pek bir sevilip el üstünde tutulan bir görüştür.

      Gerçekte, Fransız Devrimi'nin sürekliliğini savunan ve onun dayandığı toplumsal sınıf olan burjuvaya karşı mücadele veren devrimci felsefenin adıdır. Jakobenler devrim rüzgârlarının eşitlik ve kardeşlikten, salt teşebbüs hürriyetine doğru yönelmesi ile mevzilerini kaybetmişlerdir.

       Bizde ise sadece "tepeden inmecilik" anlamı üzerine yoğunlaşışmış ve o yönü kabul görülmüştür. Jakobenizm tabii ki bu kadar sığ bir görüş değildir. Başta dediğim gibi, bugün Jakoben tanımını yapanlar, Kurtuluş Savaşındaki mücadeleyi gerçekte halkın kabaran milliyetçiliğine bağlamakta ve bu milliyetçiliği kullanan Türkiye Cumhuriyeti kurucularına ve onları el üstünde tutan kesimleri Jakoben olarak yaftalanmaktadırlar. Her ne kadar 12 Eylül vurgusuyla sunulsa da gerçekte 86 yıllık bir geçmişe ve 86 yıllık geçmişin en güçlü kurumuna atıfta bulunmaktadırlar.

       Bilindiği üzere Bolu Valimiz Sn. H. İbrahim Akpınar bir kez daha ilimizde gerçekleştirilen yerel Bilderberg toplantısında kürsüye çıkmış ve ülke gündemine oturmuştur.

    Bugün ülkemizde kendi dünya görüş ve felsefeleri üzerine kurgulanmış bir dolu toplantı birçok grup tarafından düzenlemektedir. Şıracı ve bozacı geleneğinde düzenlenen bu toplantılarda konuşulanlara ne kadar itaat edileceği ya da kabul göreceği tartışılır. Sn. Valimiz bir kez daha vatandaşı ve yöneticisi olduğu Türkiye Cumhuriyeti'nin mevcut yapısını ciddi anlamda hem de bir devlet bürokratından beklenmeyen şekilde cesurca eleştirmiştir. Memnuniyetsizliğini dile getirmiştir.

       Bana göre, ülke gündemini meşgul eden konulara paralel düşüncelerle kurgulanmış konuşmasıyla, mevcut siyasi yapıya ve destekçilerine gülücükler yollamıştır. Toplantıya katılanların duymak istediklerini söylemiştir. Bu yönüyle de ileride iyi bir siyasetçi olabileceğinin sinyallerini vermiştir. Ya da daha büyük bir vilayete atanma isteğini farklı bir dilde yorumlamıştır. Bu ikinci selamdır. Ne diyelim bahtı açık olsun.

       Gelelim, halkın özgür iradesi meselesine!

    Hangi halk? Hangi özgürlük? Hangi irade? Ülkemiz gibi dışarıya bağımlı, gelirleri giderlerini karşılayamayan, iktisadi gelişimini tamamlayamayan toplumlara özgür irade en az 2 numara büyük gelir. Halkın büyük bir çoğunluğunun fakirlik düzeyinde yaşadığı, işsizliğin çığ gibi büyüdüğü, Her üç gençten birinin işsiz ve aşsız ve de umutsuz olduğu, bu olumsuzluklar üzerine kendine model oluşturup sadakaya dayalı bir ekonomik sistemde ilerleyen toplumlarda halkın özgür iradesi olamaz.

    Hele hele kültür emperyalizmine yenik düşmüş, kendi dilini kaybeden, caddelerini, sokaklarını, sitelerini yabancı isimlerle kelimelerle dolduran, konuşmalarını yabancı kelimelerle süsleyen toplumların özgür iradesinden bahsetmek oldukça hayali olur. Onlar sadece özgür olduklarını ve olacaklarını sanır. Gerçekte aldıklar nefes bile başkaları tarafından ayarlanır.

     

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak