Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Kimse yok mu?

Cumhur Bandakçıoğlu

    17 Mayıs 2011

         Son 2 haftadır köşemizde Bolu nasıl olmalı konusunu işliyoruz. Duyarlı birçok okurla hemen hemen aynı konulardan muzdaripiz. Yani Ankara ile İstanbul arasında sıkışmış kalmış ama bir türlü kimliğini bulamamış olan şehrimizden.

         Bugünkü yerel gazetelerde, Göynük kaynaklı bir haber kaşımıza çıkıyor. Aslında Göynük'le hiçbir geçmişi olmayan sadece özel bir şirket tarafından film çekimlerinde kullanılmak üzere yapılan yel değirmenleri, Göynük Belediyesi tarafından turizme kazandırılacakmış. İşte olay bu kadar basittir. O değirmenler ki, hali hazırda birçok turizm dergisinde Göynük saat kulesinin bile önüne geçmiş olup Göynük'ün adeta turizm davetiyesi olmuştur.
          Eğer o şirket olmasaydı, Allah'ın hiçbir kulunun aklına, Göynük'de ki o sevimli yel değirmenlerini yaratmak gelmeyecekti. Hayal gücü şart!
         Bildiğiniz üzere Bolumuzun en tanınmış lezzetlerinden bir tanesi de köy ekmeğimiz. Şimdilerde eski lezzetinden uzak olan köy ekmeğimiz. Bu konuda sevgili Yener Ağabeyim birçok kere 'Boludayenihayat' Gazetesi'nde ki köşesinde konuyu irdelemiş bunun başlıca sebeplerinden bir tanesinin de bu ekmeğin yapılmasında en önemli etken olan unların artık su değirmenlerinde çekilmemesini bu değirmenlerden Bolu'da kalmamasını göstermişti.

         Yine uzaklara gidiyor ve sizi geçtiğimiz Nisan ayı içersinde ziyaret ettiğimiz Danimarka'nın Aarhus kenti yakınlarındaki Skovmollen Değirmeni'ne götürüyorum.
    Değirmenin ve Çiftlik Evi'nin tarihi 1570 yılına dayanıyor. 1824 yılında bugünkü görünümüne bürünüyor! 1910 yılında işlevini yitiren değirmen, 1991 yılında tekrar restore edilerek çalışır hale gelmiş. Bugün hafta sonları değirmen aktif olarak çalıştırılıp elde edilen unlardan yapılan ekmekler satılmakta. Yine değirmen etrafında piknik alanları küçük ama son derece kaliteli bir restoran bulunmaktadır. Değirmenin ek binalarında özel davetlere yönelik farklı ölçeklerde salonlar işletilmekte. İşte birkaç kareyle tarihi 1570'lere dayanan bir su değirmeni. Değirmen Aarhus Etnografya Müzesi'nin koruması altında bunu da belirtmek istiyorum.

    Bugün, Bolu'da köy ekmeğini adeta bir endüstri haline getiren firmalar var onlara duyurulur. Bolu da birçok vakıf var. Bu vakıflar eğitim dışında pek bir şeyle ilgilemiyorlar. (Hoş Bolumuz eğitim öğretimiyle her yıl ülkenin bir numarası oluyor ya!)
          Bolu'da beyaz et sektöründe çalışan büyük firmalar var. Kendilerini Akhisar'a KESKİNOĞLU firmasının yarattığı Ravika Köyü'nü görmeye davet ediyorum. Özel İdaremiz, Belediyemiz, Üniversitemiz, kısacası Bolu'ya kimlik kazandırmak isteyenlere sesleniyorum; "kimse yok mu" diyorum!

            Bolu'ya selamlar;

          Uzaklarda yaşayıp yolu Bolu'dan geçen Bolu sevdalılarından selamlar var.

         İlk selamımız Boluspor'un efsane olduğu yıllarda Boluspor'da top koşturmuş Minas Asa abimizden. Minas abi 79- 81 yılları arasında Boluspor'da top koşturmuş, güçlü fiziği ile rakiplerinin korkulu rüyası olmuş, Boluspor'un en önemli silahlarından bir tanesiydi. Minas Abi ile Facebook sayesinde tekrar bir araya geldik. Bolu'da ki yıllarını unutamayan Minas abi futboldan kopmamış olup, memleketi olan İstanbul Feriköy'de, Feriköyspor'un alt yapısında hocalık yapmakta. Bizde köşemizden Minas Abi'ye en içten sevgilerimizi iletiyoruz. Bizde seni unutmadık abi.

          Diğer bir selamımız daha önce bu köşede kendisinden birkaç defa bahsettiğim Londra'da yaşayan Gerede Yukarıören Köyü'nden Hüseyin Arkın'dan. Hüseyin'le yıllardır yazışmaktayız. O da birçok Bolulu gibi uzaklarda olup Bolusuz yaşayamayanlardan.

         Fotoğraf: (Selahattin Konrad ve Rıdvan Dilmen arasında oturan Minas Asa)

     

     

     

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak