Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

İş ve Sanat

Cumhur Bandakçıoğlu

    16 Mart 2015

         Geçtiğimiz hafta sonu, tekstil sektörünün iki önemli tepe kuruluşunun (İstanbul Tekstil ve Hammadde ihracatçılar Birliği ve Türkiye Ev Tekstili sanayicileri Derneği) düzenlediği, ülkemizdeki son gelişmelerin değerlendirildiği ortak akıl toplantısını katıldım. Buradaki bazı satır başlarını sizlerle paylaşmak istiyorum.

         Ülkemizdeki her birey gibi sanayicilerde döviz kurlarındaki yükselişlerden büyük endişe duymaktalar. Bu endişenin önemli etkenlerinden bir tanesi Euro - Dolar parite aralığının giderek kapanması. Ülkemiz genelinde tekstil ihracatının büyük bir bölümü Euro bölgesine yapıldığı için ihracat değerleri Euro olarak tahsil edilmekte. Hammadde girdileri ise dolar üzerinde dolayısıyla parite aralığının kapanması üreticilerin pariteden gelen karını bitirmek üzere. Söylenenler ve beklentiler Dolar ve Euro nun Türk Lirası karşında eşit bir değere sahip olacağı yönünde. Tekstil ihracatımız yılın ilk 2 ayında, 2014 yılının ilk 2 ayına göre %24 azalmış durumda. Bu ürkütücü durumun en büyük sebebi Rusya pazarındaki olumsuz gelişmeler. Yine Suriye ve Irak gibi komşu ülkelerle olan olumsuz gelişmelerde ihracatımız ciddi anlamda vuruyor. Türkiye'nin gerçek lokomotif sektörü olan Tekstil Sektörü ile ilgili devletimizin en ufak bir tedbir ve teşviki bulunmamakta. Yani, Devlet Planlama Teşkilatı hali hazırda tekstile uzak duruyor. Hepimizin gördüğü gibi son birkaç yıldır inşaat sektörü dışında hiçbir sektör aradığı kanı devlet katında bulamıyor. 'Mütekabiliyet Yasasıyla' şartsız gayrimenkul satışını onaylayarak, Türk vatandaşlarının bırakın mülk almayı vizesiz giremediği birçok ülkeye (önemli kısmı Ortadoğu ülkeleri) kapılarını açan devletimiz sıcak parayı çekmek ve ekonomiyi döndürmek için başka arayışları girmesi gerektiğine inanıyorum.

         Diğer taraftan Antalya'dan gelen haberler de pekiyi değil. Eğer Turizm Operatörleri Rusya'daki mevcut durumdan faydalanmak ve fiyat kırdırmak adına beklemiyorlarsa, bu yılki konaklama rezervasyonlarda ciddi bir düşüş var. Uzun lafın kısası 2015 yılı ekonomik açıdan sıkıntılı bir yıl olacak gibi duruyor.
    Toplantıda konuşulan ve ilgimi çeken bir diğer konuda iş mahkemelerinde çalışanların kayıtsız şartsız işverenler karşısında mutlak bir üstünlük sağlaması. Sektör temsilcileri avukatların artık nerdeyse her fabrikanın önünde ofis açmak üzere olduğunu belirttiler. Diğer taraftan, yaklaşık 35.000 avukatı bulunan İstanbul Barosu'nda avukatlar için yapılmış 100.000' şikâyet dilekçesi bulunuyormuş. Nerdeyse avukat başına 3 şikâyet dilekçesi düşüyormuş. Korkunç bir sayı!

         Ve Yıldız Hoca İstanbul'da,
         Hâlihazırda Bolu'nun yetiştirdiği önemli ressamlar listesine adını çoktan girmiş olan Yıldız Doyran ablamız, Yıldız Hocamız, 11. Kişisel sergisini İstanbul Beyoğlu Akademiler Sanat Merkezi'nde geçtiğimiz hafta Perşembe günü açtı. Hayat Hamlesi temalı sergisi geçtiğimiz yıl İtalya'da Roma'da sanatseverlerle buluşmuştu. Oldukça yoğun katılımlı bir açılışın olduğunu gözlemlemek beni açıkçası çok memnun etti. Yıldız Hoca, bildiğimiz gibi Düzce Üniversitesi Sanat Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Dekanı olması, yani akademik unvanın da olması sergiyi daha da farklı bir ortama taşımış durumda. Başta Serginin Kürotörü Denizhan Özer ve diğer üstatlarla yaptığım sohbetlerde Yıldız Hoca'nın fırçasıyla tuvaline yansıttığı dokunuşların madde ile hayatın, zekâ ile sezginin bir bileşkesi olarak ortaya çıktığını ve kesinlikle sıra üstü eserlerden oluştuğunu dinledim. Tabi Resim sanatında kullanılan dile çok da aşikâr olmayan birisi olarak üstatlara daha anlaşılır bir dille anlatılması gerekirse ne demek lazım dediğimde, Yıldız Doyran resimleri gelecek vadeden, sıra dışı eserler olduğunu ve dikkatle izlenmesi gerektiğini öğrendim. Yıldız Hoca, akademik unvanının kendisine için çok büyük bir sorumluluk yüklediğini bunun bilincinde olduğunu, tek amaçlarının fakültelerinde kendilerini özel hissedebilen, her yönüyle dolu sanatçılar ve meslek erbapları yetiştirmek üzere bir eğitim uygulamaya çalıştıklarını, gençlere öz güven yükleyerek önlerini açabilmek den başka bir düşünceleri olmadığını belirtti. Tek burukluğunun ise kendi sanatına ve kendi resmine yeteri zamanı ayıramadığını ve haftanın 7 günü resim yapamamanın biraz üzüntüsünü yaşadığını söyledi. Kendisini yakinen tanıyan biri olarak, gerek ortaya çıkardığı muhteşem eserler, gerekse Düzce Üniversitesi'ndeki akademik görevi dolayısıyla gurur duyduğumu bir kez daha belirtmek istiyorum. Hayat Hamlesi sergisi 11 Nisan 201% tarihine kadar Istanbul Beyoğlu Akademililer Sanat Merkezi'nde sanatseverlerle buluşmaya devam edecek.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Cafe Koltukları Cafe Sandalyeleri Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak