Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Bolu Dağı efsanesinde yeni boyut,

Cumhur Bandakçıoğlu

    29 Ocak 2007

    Uzun aradan sonra, 27 Ocak 2007 Cuma günü rotayı Bolu'ya çeviriyoruz. Yıllardır kullandığımız Kaynaşlı oto yol çıkışını transit geçiyoruz. Heyecan dolu bir sürüş başlıyor. Yeni asfaltın üstünde adeta kayarcasına efsane tünele giriyoruz. Işıl ışıl tünelde yoğun bir egzoz gazı dikkatimizi çekiyor. Kaynaşlı sapağını geride bıraktıktan 10 dakika sonra Abant sapağına geliyoruz. Gerçekten çok ama çok keyifli! Hava karanlık olduğu için çevreyi fazla gözlemleme şansımız yok. Seçebildiğimiz kadarıyla diğer şerit öyle hemen 2-3 ayda biteceğe pek benzemiyor. Ağır kış şartlarında viyadüklerin üstü nasıl olur bilemiyorum, tahminim Bolu Dağı geçişi yine ana haber bültenlerinin vazgeçilmezlerinden olmaya devam edecek. Eminim ki bu eğitim ve kültür düzeyimizle yine çok konuşulan trajedilere, Bolu dağındaki yeni boyutlarla da imza atarız.

    Ve Bolu, memleket gündeminde Boluspor tarafından özel bir firmaya ihale edinen park yerleri var. Bolu halkı oldukça tepkili! Kentin en yoğun günü olan, Cumartesi günü park yerleri boş duruyor. Yeşil fosforlu ceketli park görevlileri, İzzet Baysal ve İsmetpaşa caddelerinde yoğun bir şekilde vatandaşla karşı karşıya geliyor. Ne mi olur? Bu firma ayda 50 Milyar Boluspor kirasını bu şekilde sağlayamaz. Personel masraflarını bile belki ancak çıkartır. Karşılık olarak Boluspor?dan, dolayısıyla Belediye?den halkın alternatif park ettiği yollar içinde park yaptırma izni alırlar. Böylece ortam iyice gerilir. Sonuçta halk kazanır. Ücretler daha makul düzeye çekilir. Hiç unutmam, 1988 yılında İngiltere?de et fiyatlarının artmasına tepki gösteren sivil toplum örgütleri yaptığı çağrıyla tüketicileri et almamsı için eyleme davet etmişti. Bu çağrıya uyan İngiliz halkı iki gün içinde et fiyatların eski haline çektirtmişti. 5 dakikalık duraklama için bile 2 YTL isterseniz, halkla kendinizi karşı karşıya getirirsiniz ve muhtemelen üzülen taraf da siz olursunuz. Diğer taraftan her zaman söylediğim gibi parklarımız ve orta refüjlerimiz yine çok kötü durumda. En ufak bir gelişme yok. Üstelik koca koca çirkin büyük ilan tabelaları da konmuş Gerçekten merak ediyorum Bu şehri yönetenler bu yerleri nasıl görüyor? Sayın Başkanım Bolu'yu bu çirkinliklerden lütfen kurtarın. Profesyonel yardım alın. Yapacağınız bu düzenlemeler inanın, size açtığınız yollardan 10 kat daha fazla oy getirir.

    Ne 301 miş be..

    Ülkemizde dış kaynaklı ve yerli taşeronlu bir oyun sergilenmektedir. Adı 301. Madde.

    Bütün dünya bu maddenin TCK dan kaldırılması konusunda hem fikir olmuş. Vay vay! TCK?nın 301. Maddesi: Türklüğü, Cumhuriyet veya Türkiye Büyük Millet Meclisi?ni alenen aşağılayan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti?ni Devletin yargı organlarını, askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Türklüğü aşağılamanın yabancı bir ülkede bir Türk vatandaşı tarafından işlenmesi halinde verilecek 3?te bir oranında artırılır. Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç olmaz.! Bunda ne var kardeşim? Avrupa?daki her ülkede benzer yasalar mevcuttur. Hrant Dink adında bir Ermeni vatandaşımız son 2 yılda birden bire hayatımıza sokuldu. Belli odaklar tarafından kullanıldı. Durduk yerde kimse onu suçlamadı, ya da hedef haline getirmedi. Türkiye suçlu. 301. madde suçlu. Yok öyle yağma. Yıllarca meclislerinizde, senatolarınızda Türkiye?ye bir suçu sıvamak için, daha doğrusu oy avlamak için çalıştınız ve çalışıyorsunuz. Her ay bir ülkede Türkiye?ye karşı soykırım anıtı açıyorsunuz. Türk Bayraklarını yaktırıyorsunuz. Düşmanlık tohumlarını ektiriyorsunuz. Sonra Hrant Dinkleri kullanıyorsunuz ve ortaya atıyorsunuz. Bu senaryonun figüranları, medyadaki köşe yazarlarına ne dersiniz. 23 Ocak 2007 Salı günü tarihli Hürriyet Gazetesi?nde 21 köşe yazısından 15 tanesi, aynı tarihli Zaman gazetesinde 11 köşe yazısından 8 tanesi Hrant Dink cinayeti ile ilgili merhuma övgü, devlete ve ulusalcı olarak adlandıran millete sövgü şeklindeydi. Hadi bu adam kendini ifade edemedi, söylemek istedikleri yanlış anlaşıldı. Neden köşelerinizde bunu daha önce yazmadınız, kanallarınızda neden kamuoyunu aydınlatmak için kullanmadanız. Ey güzel okuyucularımız, izleyicilerimiz bakın bu kardeşimizin dedikleri yanlış anlaşılıyor, o ülkesini seven bir vatandaş demediniz. Niye mücadele vermediniz? Hep mi Türkiye kötü, Türk halkı kötü? Ermeni vatandaşlarımız acaba ne kadar çaba sarf ediyor birlikte bir yaşam sürmek için? Kapalı bir cemaatin dışına çıkıp birlik olmak için? Kendilerini daha iyi ifade etmek için? Keşke ölmeseydi Hrant Dink. Tabiî ki çok üzüldük, ama bunu sadece 301. maddeye dayandırmak ahmaklıktan öte bir şey değildir. Altında eğitim vardır. Kültür vardır. Fakirlik vardır. Batının bilinçli şekilde ektiği nifak tohumları vardır. Rezil Türk medyasının halka sunduğu televole ve mafya kültürü vardır. Hatta Ana haber bültenlerindeki haber işleyişleri vardır. Irkçılıkmış, ya geçin bunları batı ülkelerinde ırkçılığın katmerlisi hatta kaymaklısı bugün mevcut. Türkiye?ye ırkçılık dersi verecek bir tane Avrupa ülkesi yoktur. Canlı canlı insanlarımız yakıldı ne çabuk unutuldu? Hele hele Yaşar Kemal gibi bir kültür abidesinin ağzından çıkan komik lafları duymak çok daha üzücüdür. Zannediyorum yaşının ilerlemesiyle ilgili sıkıntıları baş göstermeye başladı. Nobel ödüllerini verildiği Stockholm sokaklarında biraz dolaşıp oradaki kara kafa diye adlandırılan göçmenlerle biraz sohbet etsin ve görsün ırkçılık ne anlama geliyormuş. Uzun lafın kısası 301. madde üzerinde belli değişlikler yapılmak kaydıyla korunmalıdır. Bu maddeyi kriz haline sokan yargı üyelerinin kararları, ideolojik görüşlerine göre değil akıl ve hukuk yoluna dayandırılmalı ve bunun zemini hazırlandırılmalıdır. Siyasi irade aymazlıktan uyanmalıdır. Sn. Başbakanımız cenazede olanları biraz geçte olsa farkına vardı ama Dışişleri Bakanımız Davos?ta hala katilin 301?nci madde olduğu yönünde konuşmaya devam etti. Yüce Allah, ülkemizi, halkımızı, bu ülke topraklarında yaşayan, bu ülkeyi vatan olarak kabul eden herkesi Türkiye düşmanlarından ve işbirlikçilerinde korusun.

    Bolunun gülen bir yüzü daha aramızdan ayrıldı.

    Bolu'nun daha sakin olduğu günlerde İzzet Baysal Caddesi?ndeki yüzler daha belirgin ve daha tanıdıktı eskiden. İşte bu tanıdık yüzlerden bir tanesi vardı ki hep gülen, huzur veren yüz ifadesi ve hızlı adımlarıyla hafızalarımıza yerleşmişti. Ölüm sana da hiç yakışmadı Selim Amca! Bolu'nun güzel insanlarından biriydi Selim Kader. Başta Nebahat teyzem olmak üzere tüm Kader ve Yıldız ailelerine başsağlığı diliyorum. Mekanı cennet olsun!

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak