Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Poznan – Polonya da bir hafta

Cumhur Bandakçıoğlu

    12 Mart 2012

        Geçtiğimiz haftayı bir fuar vesilesiyle Polonya'nın 5. büyük kenti Poznan'da geçirdik. Çok uzun yıllardır yurt dışında çalışmamıza rağmen Polonya'yı görmek daha önce nasip olamamıştı. 590.000 nüfusuyla ülkenin 4. Büyük ekonomi merkezi olan şehir, tarihi, ticari, endüstriyel ve de eğitim alanında ülkenin önemli merkezlerinden bir tanesi olarak karşımıza çıkıyor.

         19. Yüzyıl itibarıyla sanayileşmeye başlayan şehir, çelik ve demir yolu fabrikalarının kurulmasıyla önemli bir yol kat etmiş ve cazibe merkezi haline gelmiş. Özellikle Almanya ile çok yakın bir mesafede olması Polonya pazarına giriş için önemli bir ayrıcalığı şehre sunmuş.
          Bir çok Avrupa kenti gibi benzer tarihsel değişimleri yaşayan Poznan'da insanlık tarihinde bir çok olayı ve toplumsal acıyı yaşamış bir şehir. Bunca sıkıntıyı, savaşı, devrimi yaşamasana rağmen, kişiliğini ve yapısını hiçbir şekilde kaybetmemiş adeta her türlü olumlusuzluğa rağmen, dimdik ayak da kalabilmiş sevimli bir şehir olarak belleklerimize kazındı.

         Son derece yeşil bir kent olan Ponzan, birbirinden çekici parkları ve gölleriyle ziyaretçilerini ağırlamakta olup, ev sahiplerine de sakin ve huzurlu bir yaşam sunmakta. Kenti baştan sona saran tramvay hattı hayatı oldukça kolaylaştırıyor. Daha önce Polonyalı birkaç arkadaşım oldu. Slav ırkının soğuk ve kendine has yapısına karşın, çok daha sıcak insanlar olarak kalbimde yer etmişlerdi. Poznan'da bunun oldukça genel bir yapı olduğuna şahit oldum. Polonya insanı oldukça mütevazı, yardım sever ve güleç yüzlü. Polonyalı kızlardan da bahsetmeden geçemeyeceğim. Oldukça sıcak kanlılar, güzellikleriyle dünya sıralamasında haklı bir yer edindiklerini düşünüyorum. Ne diyelim 'Allah' sahiplerine bağışlasın.

         Tabi nüfusunu göz önüne alırsak belki pek doğru bir karşılaştırma yapmış olmayız ama Poznan'da görüp de, Bolumuz'da olmasını istediğim çok şey olduğunu söyleyebilirim. Poznan'da Avrupa'nın en eski fuar merkezlerinden bir tanesi mevcut, bu sebeple hemen hemen her ay uluslararası bir fuara ev sahipliği yapıyor. Aylık etkinlikler takvimine baktığımızda bir  çok festivalinde kente kendisine yer bulduğunu gözlemliyoruz.

          Poznan üzerinden Bolu'ya gelecek olursak
          Hazır Bolu'da şehircilik ve tarihi doku tartışmaları yapılırken bizde konuya Poznan üzerinden dahil olalım. 12. yüzyıldan beri üzerinde Türk Bayrağı dalgalanan bir şehirde yaşıyoruz. Yani Poznan gibi kanlı savaşlara, devrimlere sahne olmamış bir şehrimiz var.
          Maalesef yüzyıllar öncesinden bugüne gelebilmiş kendini koruyabilmiş 10 tane eserimiz yok. Bu olsa olsa bu toplumun, bu milletin sadece günü yaşama, sadece kendini düşünme gibi bencil genlerinin baskınlığının bir etkisidir ve bu coğrafya da yaşayan bizlerin aslında ne kadar garip yaratıklar olduğumuzun da göstergesidir. Asla inanmıyorum, vatan sevgisi, toprak sevgisi, insanlık sevgisi ve milliyetçilik gibi kavramlar bu coğrafya için büyük yalanlardan ibarettir. Bu ülkede herkes sadece kendini sever. Bir de bunun yanına eğitim fukaralığı girince BOLU gibi ucube şehirler ortaya çıkar. Geleceğe hiçbir şey bırakmayacak insanların yaşadığı şehirlerde, amaç sadece günü yaşamaktır!
          O kadar çok enstantane var ki paylaşacak ve kıyaslayarak ne kadar vahim durumda olduğumuza gösterecek, anlatamam! En basit haliyle; işte mekan tabelaları, bir tane Bolu'da gösterebilirimsiniz? Üzerinde emek harcanmış adeta bir sanat eserine dönüştürülmüş bir tabela?
          Dünyanı en kötü reklam panolarıyla şehrimizi maskaraya çevirdik. Çok acı! Tabii ki dibinde eğitim var. Her iktidarla birlikte değişen eğitim sistemlerinde yetişmiş nesiller hiçbir zaman milli bir düşünceye ve birlikteliğe sahip olamazlar.

           İşte Poznan sokaklarında size 3 adet mekan tabelası! En basit ve yalın haliyle! Kararı siz verin!
          Poznan yakınlarında yaklaşık 15- 20 dk. Mesafede Malta Gölü adında bir baraj gölü var. Hani bizim Gölköy gibi! Tabi sadece benzer bir amaç için kurulmuş. Onun dışında arada korkunç bir fark var. Etrafındaki spor tesisleri ve aktivite alanlarıyla. Birde Festivali var MALTA festivali adında! Acaba bizim Gölköy de bir gün böyle olur mu? 
                                                 
                                                                                

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak