Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

360?ın gizli kahramanları da Bolulu!

Cumhur Bandakçıoğlu

    5 Aralık 2005

    Geçtiğimiz haftanın büyük bir bölümünü Uşak ve Denizli?de geçirdik. Hafta sonuna İstanbul?da olmamız gerekiyordu. Danimarka?dan oldukça kalabalık sayılacak misafirlerimiz var. Malumunuz son dönemde diplomatik olarak sıkıntı yaşadığımız bir ülke Danimarka. Tabi bu bizim kişisel dostluklarımızı ve ticari ilişkilerimizi hiçbir şekilde etkilemiyor. Yaklaşık bir ay öncesinden 3 Aralık Cumartesi tarihini SESPA?ya yani bana ihale ettiler. Eee ne istersiniz diye doğal olarak sorduk tabi? Farklı bir şeyler olsun dediler. Balık mevsimi boğaz, balık yapalım dedik (Hazır balık fiyatları da düşmüşken)? Eee bizim memleketin ikinci adı SEALAND (Denizler ülkesi) dediler? Peki Nevi-zade de Türk motifli müzik eşliğinde bir şeyler olsun dedik? Yok daha farklı olsun dediler? Yani koca İstanbul? da bizim Vikingleri mest edecek bir akşam yemeği mekânı bulamadık? Günler geçerken ve beklenen gün yaklaşırken eşe dosta sorduk. Siz 360?a gidin dediler.. Bir kaç referansla 360?a gitmeye karar verdik. Aradık mekânı, ?10 kişilik yer istiyoruz? dedik. ?Üzgünüz yerimiz yok? cevabını aldık. Kaynar sular başımızdan aktı. Birkaç alternatif yere daha sorduk. İstanbul kazan biz kepçe yer bulamıyoruz, altı üstü bir Cumartesi akşamı 7 tane Viking?le yemek yiyeceğiz. B Planına geçtik, bu gibi durumlarda bize destek veren sevgili Işıl Kuru?yu aradık. Işıl durum böyle böyle.. C Planım Amerikan Konsolosluğu?ndan yardım istemekti. (Başkan, 360?a gelecek dedirecektim) Neyse ki Işıl her zaman olduğu gibi olayı çözdü ve 360?da 10 kişilik yerimizi aldık. 360 İstiklal caddesinde Odakule ile Galatasaray Lisesi arasında bulunan Mısır Apartmanı?nın en üst katında muhteşem bir restoran. 360 derece bir açıyla İstanbul?un silüetine nazır, ultra modern mimariyle tasarlanmış adeta müze güzelliğinde bir mekân. Bu uçuk ortamın dışında ise tarihi ve büyüleyici dokusuyla İstanbul! Yani bir düş âlemindesiniz. Modern zamanlar ve tarihi doku kol kola. Merdivenlerinden adım atmaya başladığınız andan itibaren işte budur diyorsunuz; Hani bizim Vikinglerin sorduğu farklı bir yer. Diğer bir deyişle hedefi 12 den vurmak. Yaklaşık bir aydır karabasan olan olayın sonu. Beraat etmek. Ve de gurur duymak. İste burası Türkiye işte burası İstanbul demek! Ve yemekler.. Böyle görsel olarak muhteşem bir yerde yemekler belki ikinci plan kalır diyorum içimden ama, ne mümkün? Benim gibi biraz fazla gezen ve gören birisi için mekân beğenmek inanın çok kolay değil. Zannediyorum aynı durumdaki herkes içinde geçerlidir. Yani özel şahsıma münhasır bir durum değil. Vikingler kesinlikle deniz mahsulü yemek istemediler. Bizde masamızın servisini yapan Erdoğan kardeşimize kendimizi teslim ettik. Erdoğan da mesleğini konuşturdu? Et ve ızgaranın da dünya üzerinde bir numarası kuşkusuz ki Arjantin?dir. Etin tadı bir yana, sunumu başlı başına bir sanattır. Buenos Aires?de bulunduğumuz süre içersinde tattığımız, Cabana Las Lias adlı mekân ardan 4 yıl geçmesine rağmen hala belleklerimizdedir. Bunun sebebi de lezzetin yanındaki görsel sunumdur. Arjantin de Cabana Las Lias daki saatlerden sonra belki de ilk defa bu kadar zevk aldık. Masamıza gelen birbirinden enfes et yemekleri sunumlarıyla bizim Vikingler şok üzerine şok yaşadılar. Tabi bende doğal olarak her zaman olduğu gibi resmin arkasındaki yani mutfaktakileri sordum. İşte liste.

    İsmail Güler (Aşçıbaşı ) Mengen)

    Hakan Kayışoğlu ( Mengen)

    Mesut Aydemir (Çorak)

    Kadir Durgun( Yeniçağa)

    Halil İbrahim Altun ( Bolu)

    Hasan Ermez (Mengen)

    Zaten başka bir şey beklemek garip olurdu. Böyle bir işletmeyi yaratanları tebrik etmek gerekiyor. Hani misafirlerimiz, bizim dostlarımız ama hafiften ağzı açık bakmaları da hoşuma gitmedi değil. İşte bunun adı Türkiye?de olmanın ve de Bolulu olmanın dayanılmaz mutluğudur. Görülmeli diyorum. Hele hele bu sektörde işletmecilik yapanların hiç beklemeden görmesi gerekir.

    İşte yine bir mesaj

    Geçtiğimiz hafta yine beni çok mutlu eden farklı bir mesaj aldım. Askerliğini 1983-1985 yıllarında Bolu Komando Tugayı?nda yapan Sn. Sadık Azman?dan

    Selam Cumhur Bandakçıoğlu

    Film gibi başlıklı yazınızı okudum ve bende 23 yıl geriye gittim.

    83-85 yıllarında bende Tugayda askerdim. Erol Astsubayı tanıyorum...

    O Hizmet Bölüğündeydi, bende Muhafız Bölüğündeydim. Atışlara bağlı birlikler olarak birlikte gidiyorduk. Bana dedi ki hiç kaz avlamaya gitmedin mi oğlum? Hiç kimsenin etkisinde kalmadan bildiğin gibi hedefe atış et bak o zaman ne oluyor? Hakikaten  Erol TOMBAK ın motivasyonu ve deli deli bağırarak tarif etmesiyle başarılı olmuştum. (Kulakları Çınlısın) Yanılmıyorsam Yüksel hanım bizim buralardan Akşehirli olması lazım.. Saygıyla sevgiyle andım Erol TOMBAK ı..Meslek hayatında Başrılar diliyorum Cumhur Kardeş, Sevgiyle kal.)

    S.Azman..

    01.11.2004 tarihli bolununsesi?nde ki ?Film gibi? başlıklı köşe yazımız nerelere ulaşmış. Ne mutlu bize!

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Cafe Koltukları Cafe Sandalyeleri Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak