Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Gazi olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz.

Cumhur Bandakçıoğlu

    21 Şubat 2005

    14 Haziran ve 21 Haziran 2004 tarihli köşe yazılarımın içindeki bir kaç başlık şöyleydi; ?Yeni bir meslek:Profesyonel Belediye Başkan Yardımcılığı ve Yoksa Gazi Bolu mu oluyoruz ?? Bu başlıkların ana sebebi yapılan yerel seçimler sonucu Belediye Başkanlığı?na seçilen Sn.Alaaddin Yılmaz?ın yardımcısını ve zabıta müdürünü Gaziantep kökenli kişilerden seçmesiydi. Her iki yazıda mizahi ölçüde hafif eleştiri kokan, bunun yanında mesleki tecrübelerinden dolayı bu kişilerin Bolu'ya fayda sağlayabileceği yönündeydi. Geçtiğimiz hafta Bolu'daki Gaziantep lobisi ikinci defa kendini gösterdi. Bu seferki gündem Ağız ve Diş Sağlı Merkezi?ne yine Gaziantep kökenli bir diş hekimini; bizim içimizden, çok yakınımızdan, kendimizden olan, Bolu'ya Bolu insanına yılarca hizmet etmiş bir ailenin ferdi olan abimiz Diş Hekimi Ercüment Koçak?ın yerine getirmek için oynanan bir senaryoydu. Lobi üyelerini burada saymama gerek yok herhalde, bu şahısları herkes biliyor. Onlara diyecek bir şey de yok. Bizi üzen Bolu'da olaylara bakış şekliyle adeta bir mütareke basını olan yerel gazetelerdir. Kendilerini tebrik(!) ediyorum. Bu yönde devam etmelerini temenni ediyorum. Gaziantep?i bizde çok sevdik. İmam Çağdaş?ın baklavalarını çok sevdik. Gaziantepspor?u ve Celal Doğan?ı çok sevdik. Türk Musikisi?nin duayenlerinden Tamburi Necdet Yaşar?ı çok sevdik. Sedefçilik Ustası Remzi Demir?i çok sevdik. Gaziantep?le ilgili bir çok şeyi çok sevdik. Bu sevgimizi lütfen antipatiğe dönüştürmeyin. Bakın Gaziantep çevresindeki tüm vilayetler teşvik kapsamına alındı. Gidin oralara. Hem eve, köye de yakın, gelmesi gitmesi de zor olmaz. Kazancınız Bolu'da kazanacağınızdan çok daha yüksek olur. Yok biz burada kalacağız, Bolu'yu sevdik diyorsanız, ona da karşı değiliz. Ama olmuyor yani. Zaten olsa da çok uzun ömürlü olmaz gibime geliyor. Başka bir yol deneyin. Bir yıl olacak neredeyse... Hâlâ baklavanın iyisini, kebabın hasını yiyemiyoruz. Bu konularda ciddi boşluk var. Neden bu konuda bir şeyler yapmıyorsunuz sayın lobiciler?

    İlimizi geliştirme masalları

    Bir türlü bu işin içinden çıkamadık; Bolu nasıl gelişecek? Tarımla mı? Hayvancılıkla mı? Turizmle mi? Sanayi ile mi? Tekstille mi? Hükümeti arkamıza alarak mı? Gazianteplilerle mi? Öz sermayeyle mi? Teşvikle mi? Tefecilikle mi? Mafyacılıkla mı? Of anam of! Nasıl gelişeceğiz biz acaba?

    Son günlerde bu konudaki tartışmaların başında tarım ve hayvancılıkla ilgili tanımlar galiba birbirine giriyormuş. Hayvancılıkla uğraşanlar kendilerinin tarımcılılıkla uğraştığını iddia ediyormuş. Bolu ekonomisinin can damarı hepimizin bildiği gibi beyaz et sektörü. Çok sevdiğimiz saydığımız büyüklerimiz, abilerimiz ve arkadaşlarımız bu sektörde sermayedâr. Bir çok insana iş ve aş veriyorlar. Sağ olsunlar varolsunlar. Şahsi fikrim Bolu'ya daha çok verebilirler. Hatta bir günlük kazançlarıyla bile Boluspor?u çok farklı noktalara getirebilirler! Bu sektörün faydaları kadar, Bolu'nun ekolojik yapısına, doğasına havasına suyuna vermiş olduğu tahribat da es geçilmemelidir. Kesinlikle sektörel kısıtlamalar getirilmelidir. Nasıl bugün İzzet Baysal Caddesi?nde kapasitenin çok üstünde fast-food yeme içme işletmeleri varsa ve İşletmelerin bacalarından çıkan kokuların caddenin havasını bozduğunu söylüyorsak ve cadde üzerinde fast-food işletmelerinin belli bir yüzde kapsamında olması gerektiğini istiyorsak, hayvancılık ve beyaz et sektörünün de il genelinde belli bir yüzdeye indirgenmesi şarttır.

    Olur mu bilemem. Burası Türkiye burada bilimsel, mantıksal yapılanmaların olma olasılığı sıfıra yakındır. Uzun lafın kısası ben memleketimin Bandırma-Susurluk (Bandırma-Yenikapı hızlı feribotunu kullananlar bilirler) arasındaki karayolunda olduğu gibi tavuk dışkısı kokmasını istemiyorum (Bir rivayete göre, bu koku yüzünden bölge üzerinde bulunan Manyas Kuş Cenneti?ndeki kuş türlerinin bile azaldığı söylenmektedir!

    İzmir?in Kavakları, dökülüyor Ege?nin ihracatçıları!

    Geçtiğimiz haftayı Uşak -İzmir arasında geçirdik. Amacımız yükselen navlun fiyatlarının nereye gideceğini saptamak, maliyetlerimizi değerlendirmek ve deniz nakliyecileriyle fikir alışverişinde bulunmak. Türkiye?nin en büyük ihraç limanı olan İzmir Limanı?nın durumu oldukça vahim. Yükselen ihracatımıza yeterli servisi veremiyor. Daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi, anlaşılmaz bir vurdumduymazlık mevcut. Döviz fiyatlarının düşük olması ihracatçılarımızı vurmuş durumda. Özellikle tekstil sektörü (EV TEKSTİLİ) girdileri yüzünden fiyat tutturamıyor. Denizli ve Uşak?ta tezgahlar kapanıyor, binlerce insanın işine son veriliyor. Tabii bu durum nakliyeciyi, gümrükçüyü, yan sanayiciyi de vuruyor. Yani zincirleme gidiyor. Armatörler, yani hat sahipleri, ki bunlar dev çok uluslu şirketler, Türkiye hatlarının bazılarını kapatıyor veya kapatmak istiyor. Çünkü hat karlı değil. Adamın gemisi İzmir Körfezi?ne geliyor. 3-4 gün açıkta bekliyor. Limanda işler yürümediği için bazen yükü almadan yoluna devam ediyor. Yani hat azıldıkça, ülkemize servis veren gemi sayısı azaldıkça ülkemizdeki navlunlar yükseliyor. Bu da ihracatçının sırtına biniyor. Çözüm; limanın bir an önce özelleştirilmesi ve hakkettiği servis hızını ihracatçıya ve armatöre vermesi. Bölgede Türkiye?nin en büyük deniz taşımacılığı şirketi ARKAS var. ARKAS gurubu limana talip. Belki iki asırdır İzmir?de yaşayan Levanten yatırımcı bir aile. Sorunda galiba burada başlıyor. Zannediyorum bu gruba pek sıcak bakılmıyor. Önyargı hakim. Bu önyargının oluşmasının suçunu biraz da kendilerinde aramaları lazım. Belki kendilerini çok net ifade edemediler ve halihazırda da edemiyorlar. Diğer bir gerçek de bugün bırakın gemilerini, yatlarına bile yabancı bayraklı alıp vergi avantajı yakalayan, yeri geldiğinde en has milliyetçi kesilenlerin yanında bu Levanten vatandaşlarımızın sahip olduğu bütün gemileri Türk Bayraklı olması.

    E yok kardeşim biz bu limanı vermeyeceğiz diyorsanız, o zaman siz bir şeyler yapın ve bu memleketin cari açığını kapatmak için en muhtaç olduğu ihracatçıların yolunu açın. Bolununsesi okuyucuları bize ne İzmir limanından diyebilirler. Ama unutmayın ki Bolu'nun en büyük reklamını bir İzmirli yapıyor; Bolulu Hasan Usta! Tabi bu işin esprisi.. Sadece memleket genelindeki son gelişmeleri sizlerle paylaşmak istedim. Ekonomi değişkenlerinde bugün ihracatçılar kan ağlıyor. İthalatçılar ve döviz borcu bulunan büyük gruplar ki bu grupları herkes biliyor. Şimdiki mevcut durumdan memnun gözüküyorlar. Umarız her şey memleketimizin çıkarları doğrultusunda güzel olur.

    UZAKLAR?ın rotası Güney Afrika

    Sizler bu yazıyı okuduğunuz sıralarda bendeniz yine Güney Afrika yollarında olacağım. Bakalım dünyanın öbür ucunda karşımıza bu sefer kimler çıkacak. Zannediyorum Başbakanımız Sn. R. Tayyip Erdoğan?da aynı tarihlerde bölgede olacak. Haftaya Afrika?dan görüşme dileğiyle...

    Her şey gönlünüzce olsun.

    Ziyaretçi Defterinden

    4292 nolu mesajla İsveç den küçük arkadaşlarım İdil ve Erim Yaman benimle tekrar kayak yapmak istediklerini yazmışlar.

    Sevgili İdil ve Erim Stockholm?daki gibi Bolu'da kayak yapma şansımız yok. Pek olacağa da benzemiyor. İnşallah seneye kışın yine beraber olur ve kayarız.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak