Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Çek bir tavuk döner helalinden olsun

Cumhur Bandakçıoğlu

    20 Haziran 2005

    Helal sektörüyle benim ilk tanışmam 1987 yılında yurtdışına ilk çıkmamla olmuştur. Gerek İngiltere?de gerekse Almanya?da memleketten haberdar olmanın yegane yolu, gazetelerin Avrupa baskılarını takip etmekti. Bu gazetelerin sayfalarında Türkiye?den haberler, Gurbetçilerle ilgili haberler ve bol bol reklam olurdu. Bu reklamlar Türkiye gazetelerindeki reklamlardan çok farklı olduğu için büyük bir zevkle okurdum. İşte bu reklamların önemli bir kısmı da market ve kasaplara aitti. Vatan Helal Market, Gurbet Helal Supermarket, Anadolu Helal Kasap, İstanbul Kasap.. ?Mamullerimiz Türk kasap tarafından İslami usullere göre hazırlanmıştır? gibi bir dolu ilan olurdu. Daha sonra konunun önemini idrak ettik. Avrupa?nın her yerinde sistem bu şekilde çalışıyordu. Özellikle et ürünlerinde yapılan kesimlerin İslami usulde yapılması, orada yaşayan vatandaşlarımız için doğal olarak bir tercih meselesi oluyordu. Diğer taraftan da firmalar için bir pazarlama taktiğini oluşturmaktaydı. 1999 yılı itibarıyla keşfetmeye başladığımız Güney Yarım Küre?de bulunan başta Güney Afrika Mozambik ve Kenya gibi ülkelerde yaşayan Müslüman azınlıklar için ise daha farklı bir uygulamayla karşılaştım. Güney Afrika?da Muslim Council (Müslüman Konsey) adında bir müessese, zannediyorum ticaret odalarıyla işbirliği içersinde, müracaat eden firmalara bir sertifika vererek, bu mağazalarda kullanılan ürünlerde, ?İslami usullere göre üretim yapılmıştır? diye ya da direk ürünlerin ambalajına basılan bir damga yoluyla, tüketicilerin tercihlerine yönelik satış yapılmasına olanak sağlamaktadır. Bir çok fast food (Hazır hızlı gıda) işletmesinin duvarlarında bu sertifikayı görebilirsiniz. Tabi her iki uygulamada (Avrupa ve Afrika) bu ülkelere seyahat eden işadamlarının ve ziyaretçilerin dikkatini çekerek, bu konuda hassas olanlarında beğenisini kazanmaktadır. Ülkemizde de yozlaşan gıda sektörünün tv ve gazetelerdeki görüntüleri vatandaşların kafalarında soru işaretleri oluşturmakta ve ?acaba mı?? sorularını akıllara getirmektedir. Mevcut siyasi iradenin de bu konudaki hassasiyeti, zannediyorum hem vicdani açından, hem de siyasi açıdan kısa bir sürede bu tip uygulamaların ülkemizde de başlayacağı sinyallerini vermektedir. Hoş, verilen sertifikanın veya yazılan helal etiketinin ne derece garanti taşıyacağı da yozlaşan toplumlarda tartışma konusudur. Hepinizin malumu üzerine memleketimizin önde gelen tavukçuluk sektörü firmalarından olan Erpiliç, geçtiğimiz hafta ülke gündemine ?Bu tavuklar fetvalı kesiliyor? diye düşmüştür. Her ne kadar ihracat amaçlı yapıldığı öne sürülse de, benim kişisel düşüncem aslında iç piyasaya yönelik bir girişimdir. Çeşitli spekülasyonları üzerinde barındıran tavukçuluk sektöründe, bir pazarlama stratejisidir diye düşünmekteyim. İhracat sektörünün içinden bir kişi olarak söyleyeceklerim ise İslam ülkelerine yapılacak satışta, ?biz İslami usullere göre kesim yapıyoruz? kriteri ihracatın ana kalemi olan fiyat, kalite ve servis üçgeninde, sevisin alt kriterleri olarak avantaj sağlayabilir. Zaten nüfusunun büyük bir çoğunluğu Müslüman ülkedeki ithalatçı, o kriterleri ihracatçı firmadan isteyecektir. Müslüman nüfusun azınlıkta olduğu ülkelerde yapılan pazarlamada artı getirme şansı daha yüksektir.

    Gündemden düşmeyen Bolu

    Memleketimiz hemen hemen her hafta ülke gündemine bir şekilde düşmektedir. Son dönemin moda krizinden olan mayolu, bikinili poster ve reklam ilanlarının sonuncusu, Bolu'da gündeme gelmiş bulunuyor. Haberin içeriğini herhalde bilmeyen yoktur. Bolu'da bir mağazanın hazırlamış olduğu dev posterdeki bikinili kadın bazılarını üzmüş olup, kaldırılması yönünde telkinlerde bulunulması üzerine, mağaza sahibi tarafından resmi sansürlenmiştir. Talebin kimden geldiği belli değil. Zan altında kalan Belediyemiz ve Başkanımız 17 Haziran 2005 Günü 00:15 de Flash Tv Ana haber bülteninde canlı telefon bağlantısında belediyemizin böyle bir talebi olmadığını belirtmiş ve olayın kendileri ile alakalı olmadığını açık ve net olarak söylemiştir. Mağaza sahibinin verdiği açıklama ve ses tonu ise, açıkça bana pek tutarlı gelmedi. Öncelikle Bolu gibi denizle çok alakası olmayan bir yerde, o büyüklükte bir afişin gerekli olmadığını savunanlardanım. Yani Bolu coğrafyasında daha uygun model baştan seçilebilirdi. Madem yapıldı ve madem tepki aldı, daha uygun bir şekilde giydirme yapılana veya değiştirilene kadar eski haliyle bırakılması, bu tip bir gündemi kriz olarak ortaya çıkarmazdı. Ben Belediye Başkanı olsaydım, afiş değiştirilene kadar eski haliyle kalmasına izin verirdim. Ya da, ?bak kardeşim senin afişin ve senden bu talebi kim istiyorsa beni ve temsil ettiğim partimi zan altında bırakıyor. Bunu o şekilde kapatacağına, daha uygun şekilde yaptırana kadar o garip sansürü oradan kaldır? derdim. Bu davranış inanıyorum ki kendisine çok daha fazla artı getirirdi. Birde o talebi kim yaptıysa erkekçe çıksın ortaya, ?ben istedim? desin. Ben olsaydım aslanlar gibi çıkar derdim. Sonuçta yapılan istek çok da anormal bir şey değil. Nede olsa vitrin mankenlerinin bile akılları baştan aldığı bir ülkede yaşıyoruz.

    Efsane geri döndü

    Açık olduğu dönemlerde hiç kuşkusuz Türkiye?nin en iyi restaurantlarından biri olan Filiz Restaurant, kapılarını 8 sene aradan sonra tekrar açtı. Resmi açılış yapılmadan önce bizde Filiz?de bir nostalji yaptık. Hemen hemen her şey geçmişteki gibiydi. Sadece geçen yıllar konukları ve ev sahiplerini fiziki olarak değiştirmişti. Birde D-100 eski günlerinde değildi. 8 senede değişen birçok şey vardı. Boludağı?ndaki et mangal ve kahvaltı sektörü, artık tüm Türkiye?nin dilindeydi.. Yani Boludağı?nda konaklamadan, et yemeden, kahvaltı etmeden yapılan bir yolculuk, yolculuk yerine geçmiyordu. Filiz Restaurant böyle bir ortamda tekrar merhaba dedi. Girişimcileri tebrik etmemiz gerekiyor. İstanbul Ankara müşterisinin yanında, Bolu müşterisinin yukarıda saydığım gerçekler doğrultusunda daha fazla düşünülmesini gerektiğine inanıyor başarılar diliyorum.

    Tebrikler Seyfi Alp?e

    Zaman Gazetesi Avrupa spor editörü hemşehrimiz Seyfi Alp son olarak, Galatasaray?ın eski teknik direktörü Feldkamp?ı Bolu'ya getirerek ismini duyurmuştu. Seyfi Alp mesleğindeki başarı basamaklarını bir bir çıkıyor. O artık Zaman Avrupa baskıları istihbarat şefi . Zannediyorum çok kısa bir süre sonra Zaman Avrupa Haber Müdürlüğünde onun ismini göreceğiz. Kendisini, yani Bolu'nun Avrupa?daki gözü kulağını bir kez daha tebrik ediyorum.

    Bir tebrik de bolununsesi ?ne

    İnternet üzerinden dünyaya açılan Bolu'nun ilk gazetesi bolununsesi, artık yeni sayfa düzeni ve aynı zamanda pdf formatıyla okuyucularının karşısına gazete tadıyla çıkmakta.

    Gazeteyi bu şekliyle internet ekranında gören bir çok tanıdığım hayretlerini gizleyememekte. Bu değişikliklerle yine farklılığını ortaya koyan gazetemizin yöneticilerini, özellikle isimleri arka planda kalmasına rağmen, büyük emekleri olan, Zeynep Bulut ve Tuba Holat?ı da tebrik ediyorum.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Cafe Masa Sandalye Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak