Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Bağışçılar Vakfı Fırtınası

Cumhur Bandakçıoğlu

    1 Ekim 2007

    Efendim aslında bütün maraz vakfın isminden çıkıyor BAĞIŞÇILAR! İsim güzel Türkçemiz?de kulağa çok farklı geliyor ve çeşitli senaryoların yazılmasına etken oluyor. Halbuki Bağışçılar yerine TAŞMAN Vakfı olsaydı belkide hiç bu kadar fırtına kopmayacaktı. Memleketin önde gelen kalemlerinden, iki numaralı gazeteciler cemiyeti başkanı, eski tüfek solculardan Süha Alparslan ağabeyimiz ve de silah arkadaşı meraklı bey son iki haftada vakfın kurucusu Haldun Taşman ve ailesiyle ilgili bir takım iddialarda bulunmuş ve tepkilere neden olmuştu. Geçtiğimiz hafta Boluda Yenihayat?daki köşesinde Yener ağabeyimiz (babam), Dedeler, oğullar ve torunlar başlıklı yazısında, suçların şahsiliği prensibini 3 örnekle vererek, Süha ağabeyimizin düşüncelerinin yanlış olduğunu savunmuştur. Süha ağabeyimizde bu hafta köşesinde yine babalar ve oğullarla ilgili olumsuz bir örnek vererek terside olabileceğini söylemiş. (Hoş kötü örnek emsal teşkil etmez derler ya..) Haldun Taşman?ın Amerika?da kullandığı isimlerin Musevi dünyasına yakın olduğu yönünde görüşler bildirerek, Bağışçılar Vakfı ile ilgili çekincelerini dile getirmiştir. İşte bu isimler konusunda bende olaya dahil oluyorum ve yazıyorum; Türkçe isimlerimizin yabancılar tarafından telaffuzu oldukça zor olmaktadır. Gerek İngiltere?deki okul hayatımda, gerek Belçika?da NATO Askeri Karargahı SHAPE?de yapmış olduğum askerlik döneminde, gerekse son 20 yıldır gittiğim her yerde farklı mileten insanlar, adımı hiçbir zaman doğru olarak söyleyememiştir. Soyadımı artık siz düşünün! NATO görevinde herkesin soyadıyla tanınması ve çağrılması zorluluğunu nasıl yaşadığımı bir ben bilirim, bir de Avrupa Müttefik Kuvvetler Başkomutanı?nın ikametgâhındaki Amerikalı askerler bilir. İkametgâha girişimde Bandakçıoğlu olan adım güvenlik merkezine telsizle bu şekilde bildirilmekteydi; /Bravo, Alfa, November, Delta, Alfa, Kilo, Charlie, India, Oscar, Golf, Lima Uniform / bunun tek sebebi telaffuz etmedeki zorluktu. Yurt dışına göçmüş birçok kişi bu zorluklarla uğraşmaktadır. Gittikleri ülkenin insanları onların isteği dışında kendilerine yakın bir yabancı isimle çağırır. Bana da birçok kısa isim verilmiştir. (Jum, Jim, Bandido gibi) Telaffuzdaki sorun gibi ırkçılık akımlarda göçmenleri bazen yabancı isim kullanmaya zorlar. Bir Arap arkadaşım, Nebeal Al Nakkas olan adını, kartvizitlerinde Bill Nash olarak kullanıyordu. Bununda sebebi tamamen iş dünyasında kendisine ismi sebebiyle ön yargılı davranılmasıydı. Bugün ticaret yapan bütün Çinliler, İngilizce bir isim kullanmaktadır. Gelelim isim tahlillerine, vallahi, Bolu'daki bütün Davutlar, Süleymanlar, İbrahimler, İskenderler, Yakuplar, Samiler işiniz çok zor, siz bir Süha ağabeyimize bir gidin ve sorun; ?biz kimiz, neyiz?? diye. Haldun?nun, Hal Feridun?nun Fred olarak kullanılmasından işkillenen ve hani öküz altında buzağı arar vari düşünce Davut?u, David- Süleyman?ı, Salomon- İbrahim?i, Abraham- İskender?i, Aleks- Yakup?u, Jacop- Sami?yi, Samuel yapar. Bilmem yani benim içime kuşku düştü!

    Gelelim HAL?e;

    Hal - Name Meaning and Origin

    The boy?s name Hal hal is pronounced hal. It is of English origin. A nickname for Henry. In Shakespeare?s plays about Henry IV, his son is affectionately known as ?Prince Hal?. Actors Hal Holbrook, Hal Linden; film director Hal Hartley.Hal is a popular male first name and an uncommon surname

    Adını Internet dediğimiz teknoloji harikası ve adına Google dediğimiz bilgi kaynağı HAL isminin anlamı ile ilgili şu bilgileri veriyor; (İngilizcesi üstedir)

    Erkek ismi olan HAL?in okunuşu da Hal?dir. İngiliz orijinlidir. Henry isminin kısaltılmışıdır. Shakespeare?ın oynadığı Henry IV?de oğlu Prens Hal olarak bilinir. Aktör Hal Holbrook, Hal Linden, Film Yönetmeni Hal Hartley örnek olarak verilebilir. Popüler bir isim olup, soyadı olarak pek bilinmez.

    Uzun lafın kısası Haldun ve Henry kesinlikle Süleyman ve Salomon kadar birbiriyle özel bir anlam çıkaracak kadar alakalı değildir. İsimlerden anlam çıkartıp bir şeyler bulacaksak yandık. Hepimizin isminin kökeninden bir dolu şey çıkartmak mümkün. Gelelim konumuza, Bolu'da bağış yapacaksak illa İzzet Baysal Vakfı üzerinden mi yapmamız gerekiyor? Ben bu görüşe anlam veremedim kaldı ki Sn. Ahmet Baysal da Vakfın üyesi. Vakıf bir çalışsın ondan sonra hükmümüzü verelim. İşte size bir isim Bahadır Çetin. Prıl prıl bir beyin, Bolulu. Bir zamanların meşhur Şölen Kebap?ın sahibi Rahmetli Veysel Çetin ustanın oğlu. ODTÜ işletme mezunu. Haldun Taşman?ın bursuyla Amerika?da mastır yaptı. Ne Amerika?da ne de Avrupa?da kaldı. Bu konuda Haldun Taşman nın şartı vardı! Çanakkale, Çan?da Kale Grubu?na bağlı İspanyol- Türk ortaklığı Roca Kale de Lojistik Müdürü olarak çalışıyor!

    Bolu da binalar güzelleşiyor

    Kronik takıntılarımdan bir tanesi de Bolu'daki binaların dış cephelerinin son yıllara kadar çok sıradan ve uyduruk olarak inşa edilmesidir. (içleri zaten içler acısı) Bolu'ya özgün bir mimariyi bırakın, Ankara ve İstanbul gibi Türkiye?nin iki önemli iline yakınlık avantajını kullanıp bu illerdeki güzel mimari örneklerden bile kopya çekilememiştir. Kişisel görüşüm başta belediyeler olmak üzere, ucuz iş yapmak isteyen müteahhitler, bütçesi sıkıntılı kooperatifler, aman kaloriferli bir evim olsunda, ne olursa olsun diyen ve de fazla bir bilgisi olmayan arsa sahipleri, bu çirkin apartmanların mimarı olmuş ve bir şehrin vitrinini pazarcı tezgahına çevirmişlerdir. 12 Kasım 1999 depremi ardından Bolu yavaş yavaş Dörtdivan mimari tarzını bırakmaya başlamış, daha estetik ve akıllı bir mimariye geç de olsa yüzünü çevirmiştir. Yani deprem Bolu halkının aklını başına getirmiş, arslan yattığı yerden belli olur hesabı, insanlar oturdukları evlere özen göstermeye başlamışlardır. Genç ve yetenekli mimarların da yerini alması ve insanların büyük şehirlerle olan ilişkilerinin artmasıyla daha seçici olunmuş, bu da memleketimizdeki mimariye olumlu etkiler sağlamıştır. Son dönemde Bolu'da ciddi bir yapılanma ile karşı karşıyayız. Öyle ki talebin üstünde bir arz olduğu düpedüz ortada olmasına rağmen, birçok hemşerimiz müteahhitliğe soyunmuştur. Kimsenin niyetini bozdurmak gibi bir gayemiz yok, hepsinden dileğimiz Bolu'ya yakışır modern estetik binaları şehrimize armağan etmeleri. Bolu'da gerçekten çok yetenekli, gelişen teknolojileri, dolayısıyla yeni trendleri takip eden genç mimar ve mühendislerimiz var. Uzaklara gitmemize gerek yok çok yakınınızda bu değerler. Kimler mi? işte birkaç isim; Cengiz Ulus, Hakan Özmen, Arif Bıltır, Feridun Yılmaz, Atilla Uçar, Aytaç Eskicioğlu. Umarız Bolu yakın bir gelecekte doğasıyla, mimarisiyle çok daha güzel bir şehir olur.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak Bolu Çatı Tamiri Bolu Kamera Sistemleri Tonet Sandalye