Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Hayat bayram olsa?.

Cumhur Bandakçıoğlu

    31 Ekim 2005

    Bana göre ülke pop müziğinde tüm zamanların en iyileri arasındadır. 70 li yılların unutulmaz ezgisi, Şenay?ın ?Hayat bayram olsa? adlı eseri. Bugün bile birçok kitleyi kısada olsa bulunduğu noktadan alır ve güzel neşe dolu bir dünyaya ya taşır. Ruhuna işler insanların ?Hayat bayram olsa der.

    Bütün dünya buna inansa, birlik olsa. Hayat bayram olsa? İnsanlar el ele tutuşsa, birlik olsa...?

    Sözleriyle devam eder. Olabilirimiydi acaba? Olsaydı ne güzel olurdu oysa. Keşke her günü birlik beraberliğimizin derin duygularıyla yaşasak, kutsal duygularımızı paylaştığımız maneviyatla yaşayabilsek. İşte birinci gün, ikinci gün derken, ikinci hafta, üçüncü hafta oldu ve bir ramazan ayının sonuna daha geldik. Ne kadar çabuk geçti.16 gün İstanbul, 6 gün Londra, 4 gün Uşak, 1 gün Denizli sonuna 2 daha Bolu ekledik mi bayrama çıktık demektir. Sevgi dolu kucaklaşmalara, samimi içten tebessümlere! Hem de ne çıkmak, manevi duyguların, mili duyguların harman olduğu ülkemizin tapusunu tekrar aldığımız Ekimin 29 unu yani, Cumhuriyet bayramını, Cumhuriyetin 82. yılını da kutlayarak. Yağmur altında ?Çıktık açık alınla? diye haykırarak. Hatta hatta aynı gün 18 + 20 yaşına girerek. Bayramı yaşayarak, bayramı hissederek ?Hayat bayram olsa? diyerek! Biliyoruz ki hayatın bayram olma şansı yok o yüzdende bayramlarımızın kıymetini bilmek zorundayız. Onlara sahip çıkalım. Doya doya yaşayalım kısada olsa hayatı bayram yapalım. Bu vesileyle tüm Bolununsesi okurlarının Cumhuriyet Bayramını ve Mübarek Ramazan Bayramını ve En İçten Dileklerimle Kutlarım. Hayatınız her daim bayramlar gibi olsun.

    Doğum günüm 29 Ekim de beni arama ve mesaj gönderme nezaketinde bulunan tüm okur ve dostlarıma ayrıca en içten saygılarımı sunarım.

    Bir Dubai balonu II

    23.02.2004 tarihli yazımın başlığı Bir Dubai Balonuydu. Aradan geçen 20 ay  sonrasında Dubai adı ülkemiz gündemine bir anda oturdu ve her geçen gün yok edilen bir şehrin göbeğine dikilecek gökdelenlerin sermaye kaynağı olarak tarihe geçti. Çok üzücü! Üstelik bunun siyasi tarihimize en çok yurtdışına çıkan kabine olarak giren, siyasi bir partinin temsilcileri tarafından gerçekleştirilmesi çok daha üzücü. Demek ki, görmek ile bakmak arasında fark burada yatıyor. Demek ki her gün yurtdışına çıksalar sadece bakmakla yetiniyorlar. Onları bilmiyorum ama biz, bakmakla görmek arasındaki farkı ya ortaokul müfredatında rahmetli Mustafa Gürtan hocamızın ya da lise müfredatında Şeref Sunar hocamızın dersinde işlemiştik. Türkiye?de eğitim görmüş herkesinde bu konuyu işlediğini zannediyorum. Sayın büyükler İstanbul gibi tarihi olan ruhu olan şehirleri bir zahmet görün. Londra?yı, Paris?i, Roma?yı görün. Madrid?i görün. Stockholm?ü görün, Berlin?i görün Viyana?yı görün. Kaç tane gökdelen var sayın. Londra?nın dünya ekonomisinde işgal ettiği yer İstanbul?un altında mı? Westminister bölgesinde bir tane gökdelen vardır o da Center Point adlı binadır yüksekliği de Ankara Kızılay da Türkiye?nin ilk gökdeleni olan Emekli Sandığını gökdeleninden yüksek değildir. Kaldı ki Londra?nın alt yapısını İstanbul 50 yılda yakalayamaz. Vizyon, misyon, animasyonu bir tarafa bırakın. dünya Akdeniz?in, Karadeniz?in ve Rumeli?nin Sultanı, Sultan Beyazıd Han oğlu, Sultan Selim Han oğlu Sultan Süleyman Hanın dönemindeki dünya değildir. İstanbul iki alemin, Şark ile Garbın bilfiil ortasında da olsa, nüfus ve kudret iki kıtanın topraklarında, iki kıtanın kıyılarında iki denizin sularının birleştiği yerde değildir artık. O yüzdende burayı bir cazibe merkeziymiş göstermeyi bırakın. Bu şehre daha fazla kötülük etmeyin. At sırtında değiliz ki iki kıtanın ortasında olmanın kolaylığını yaşayalım. Viyana ya THY ile 1 saat 45 dakikada ulaşıyoruz. Adam dünyanın öbür ucundan Kardelen Sineması önünde kaç kişi çekirdek yiyor onu bile seyredip kayda alabiliyor. İstanbul?u vizyon meselesi deyip, batının vardan yok ettiği, altındaki ve etrafındaki petrol uğruna kurulmuş ruhu olmayan emitasyon bir şehre ne benzetin, ne de yapın. Hoş ona bezme şansıda yok ya..Dişleri porselen bir şarkıcıdan, göğüsleri siklonlu bir mankenden, yüzü estetikli bir film yıldızından ve de sahte sarışın bir gazeteciden farkı yoktur Dubai?nin. O yüzden de sonradan görmelerin ve emitasyon yıldızlarla, karmaşık beyinlerin hayran kaldığı bir şehirdir Dubai. Görgüsüzlüğün tavan yaptığı bir noktadır. Bana göre de bir balondur. Yatırım mı dediniz? Yabancı sermayemi dediniz? İstanbul dışında bir yere bir şeyler yapılabiliyorsanız ayakta alkışlarız. Yoksa İstanbul?u yatırımcı bulmak hele, hele,şehrin en değerli noktalarını vererek bulmak herhalde çok zor olmasa gerek. Biliyoruz ki sermaye geldiğinin 3 misli gidecektir Dubai şeyhlerinin hesabına. Unutmayın ki her seferinde büyük bir saygıyla andığınız ve dilinizden düşürmediğiniz gereğinde politika malzemesi olarak kullandığınız Âl-i Osman?ın hükümdarları bu şehri paçavrayı çeviren zihniyetleri inandığımız edebi alemde asla affetmeyecekledir.

    Kaynak: Kanuni Sultan Süleyman /Harold Lamb.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak