Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Kiev\'de bir Sonbahar!

Cumhur Bandakçıoğlu

    8 Ekim 2007

    Kaderin bir cilvesi olarak, Ramazan Ayı'na Moskova'da başladık. Mübarek ayın 3 haftasının tamamını nerdeyse Ukrayna?nın başkenti Kiev'de geçiyoruz. Ukrayna?yı ilk defa görüyorum. Kiev, Havalimanına ayak basar basmaz Rusya ile arasındaki farkı hissediyorsunuz. Her şey çok daha rahat! İnsanların yüzünde çok daha fazla tebessüm var. Kiev tepeler üstüne kurulmuş oldukça düzenli bir şehir. Mimarisi ve genel havası Rusya?dan çok daha farklı. Dinyeper Nehri şehri ikiye bölüyor. Kiev sokaklarında doğu bloğunun klasik çizgileriyle birlikte ciddi bir Avrupa havasını da hissedebiliyorsunuz. İnsanlar yardımseverler ama dil ciddi bir problem. Ukraynaca veya Rusça bilemiyorsanız tek şansınız üniversiteli gençler. Onların bir kısmı size yardım edebilir. Şehirde ziyaret edilmesi gereken birçok yer bulabilirsiniz, en önemli 5 yerden 4 'ü ise bir arada. Aziz Sofya Katedrali (Ayasofya), Andreyevski Kilisesi, Pecherska Lavra Manastırı ve Andreyevski Yokuşu. Aziz Sofya Katedrali yaklaşık 1000 yıllık. İç duvarlarındaki resimler harika. UNESCO'nun kültür mirası listesinde. Tarihi yapıların bir kısmına Sovyet rejimi tarafından zarar verilmiş ama daha sonra orijinaline uygun şekilde tekrar yapılmış. Şehrin eğlence hayatının bir bolümü Podol caddesinde atıyor. Dinyeper Nehri'nin kıyısında bir bölge. Cadde kafeler, barlar ve lokantalarla dolu cıvıl cıvıl. Kiev'in en dikkat çekici binalarından biride ünlü şair Shevchenka'nın adını taşıyan üniversitesi. Heybetli üniversite binasının hemen karşısındaki Shevhcenka Parkı ise görülmeye değer. Sonbaharın renk cümbüşü adeta Abant yolunu andırıyor. Parklar bahçeler muhteşem her zaman olduğu gibi, niye bizde böyle değil diyoruz. Bir farklılık da yeraltı çarşıları. Soğuk havadan özellikle kışın korunmak amaçlı yapılmış yeraltı çarşıları Kiev'i daha bir sempatik hale getiriyor. Adeta karınca yuvaları gibi. Tamam tamam anladım ben sizi! Ramazan ve oruçlu olmamıza rağmen söylemeden geçemeyeceğim. Ukrayna'da kadınlar gerçekten çok güzel. Kalemle çizseniz bu kadar düzgün olamaz. Giyimlerine son derce itina gösteriyorlar ve oldukça zarifler. Ekonomik sıkıntıları yüksek olmalarına rağmen temiz ve şık olmak için adeta yarışıyorlar. Bu kadar yeter herhalde! ?Moskova mı, Kiev mi?? diye sorarsanız. Banko Kiev derim. Ukrayna her yönüyle doğu bloğunun Akdenizidir yakıştırmasını rahatlıkla yapabiliriz. Kiev de Moskova gibi adeta bir şantiye görünümünde hızlı bir yapılaşma var. Tabiî ki bizdeki gibi plansız programsız değil. Coğrafi, tarihsel ve kültürel bağlardan dolayı Ukrayna bizim için önemli bir ülke. Güzel bir ülke! Tek sıkıntımız kısıtlı iftar menüleri!

    Farklı bir mesaj

    Bolununsesi'nde yazmaya başladığımız günden bugüne, yüzlerce okuyucu mesaj aldım. Geçtiğimiz hafta gazetemiz mesaj köşesine benim için çok farklı ve özel bir mesaj geldi. Turizmci rumuzuyla gelen mesajı sizlerle paylaşıyorum.

    Sayın BOLUNUN SESİ gazetesi köşe yazarlarımız sizlerden bir ricam olacak. Her hafta değişik konularda yazılar yazıyorsunuz ama unuttuğunuz bir konu var 'TURİZM'.Cennetten bir köşe olan BOLUMUZUN denizi, kumu, güneşi yok ama ABANT, GÖLCÜK, YEDİGÖLLER, ALADAĞ, KARTALKAYA, YAYLALAR, KAPLICALAR, KAYAEVLERİ, TARİHİ CAMİLER, TÜRBELER, KÖROĞLU ve daha bir çok alternatif turizm hareketi haline gelebilecek zenginliklerimiz var. Sizden ricam iş adamları, belediye başkanı ve bolu halkının seçmiş olduğu milletvekillerine buradan seslenin BOLU'YU tanıtsınlar. Boludağı tüneli açıldıktan sonra bolu şehir merkezine talep azaldı. Unutmayın Bolu'nun birinci sıradaki gelir kaynağı öğrenci 'ALLAH RAZI OLSUN İZZET BAYSAL BABAMIZDAN' ikinci gelir kaynağı da turizm. Sizde bir şeyler yapında 'ALLAH RAZI OLSUN CUMHUR BANDAKÇIOĞLU (dünyayı gezen adam), YURDAER KALAYCI (Osmanlı aşçısı) VE DİĞERLERİ DİYELİM' saygılarımla...

    İsmimizi, pekte hak etmediğimiz halde Bolu'nun bir numaralı insanı, markası İzzet Babamız ve Yine Bolu'nun en önemli markalarından Yurdaer amcamızın isimleriyle yan yana koymuş. Ne diyebilirim; onur verdiniz gurur verdiniz. Teşekkür ederim. İnşallah sizlere layık olabiliriz.

    Büyük köşe yazarı ve cemiyet başkanının üzücü sözleri!

    Kendi kendini Soner Yalçın ilan eden saymakla bitmeyecek kadar paye sahibi üstadımız, belli ki geçen bir iki hafta zarfında işlediği konuyla ilgili Bolu basınında çıkan eleştiri yazılarına ve açıklamalara, içerlenmiş, sinirleri koy vermiş ve köşesinden ortaya sallamış;

    Evet, eleştireceğiz.

    Kimseye yalakalık yapmak için bu işlerle meşgul değiliz.

    Bazı, kemik yalayıcı, emekli öğretmen edası ile ders verir gibi yazan, yazının sonunda da vıcık vıcık birilerini aklamaya gayret eden muhteremlere bırakıyoruz yalakalık görevini.

    Belki bu tiplere de ihtiyaç var.

    Ne bileyim?

    Bu kelimeler eleştiriye tahammülsüzlüğün, çaresizliğin, bir dışa vurumu mu acaba.

    Bu muhteremler kim, Bolu bir öğrensin. Öyle kendi kendini Soner Yalçın ilan etmek, okuyucu köşelerinde Bolu'nun Emin Çölaşan'ı, Uğur Mumcusu olmak, ortaya laf atmakla olmamalı, Koy başına kemik yalayıcısının ismini!

    Gazete köşeleri Lostra solunu değilmiş! Eleştirecekmiş! Kendisi eleştirebilir ama o eleştirilemez! Ortada eleştiri falan yok, desteksiz tespitin var, kelime oyunların var. Yakıştırmaların var, imaların var. Gazete köşeleri nedir sayın üstadımız? Kendi düş âleminde, itina ile çamur atma yerleri mi? Olmadı, Bu laflar sana hiç yakışmadı. Belki de ben buyum dedin. İçine girip de çıkamadığın HAL çok acı.

    Birde üstüne üstlük cemiyet başkanı.

    Bolununsesi okuyucularının Ramazan Bayramı'nı en içten dileklerimle kutlar, sağlıklı ve mutlu yarınlar dilerim. Herşey gönlünüzce olsun.


    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak