Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Ve 2006 Geldi

Cumhur Bandakçıoğlu

    7 Ocak 2006

    Koca bir yılı devirdik yeni bir yıla yeni umutlarla başlamayı diledik. Galiba pek iyide başlayamadık. Kuş gribi illeti memleketimizi yılın ilk ayında vurdu. Umarız çabuk atlatırız. Yine cehaletin geri kalmışlığın kurbanı olduk. Biliyorum ki ülkemiz için hiç de iyi olmadı. Galiba şom ağızlı medyum ve benzeri gereksizlerin söylediği krizler yılına girdik. 04.01.2006 Çarşamba günü uzun ve soğuk gecelere veda edip THY?nin TK 1794 sefer sayılı uçağı ile memlekete döndük. Bayramın yaklaşması sebebiyle uçak son koltuğuna kadar doluydu. Yaklaşık yarım saatlik bir rötarla kalkışımızı yaptık. Son dönemlerde gözümüze çarpan kabin memurlarının cinsiyetlerindeki değişiklik bu sefer tavan yapmıştı. Kabin amiri hostes hariç tüm kabin memurlarının cinsiyeti erkekti. Daha önce ulusal basında da yer alan konu AKP iktidarının son icraatları arasında gösterilmişti. THY genel müdürü de bunun doğru olmadığı yönünde beyanatlar vermişti. THY Genel Müdürü ne zamandır uçuyordur bilmiyorum ama 18 yaşından beri sürekli uçan bir kişi olarak ciddi bir farklılık olduğu konusunda iddialıyım. Yok ben siyaset veya politika yapmak için bunu yazmıyorum. Sadece bu işin yanlış olduğunu söylüyorum. Erkek kabin memurları bu işi kıvıramıyor yani servis yapamıyorlar. Açıkçası beceremiyorlar. Bu iş eşyanın tabiatına da biraz aykırı. Bir bayan kadar kıvrak ve seri olamıyorlar. Eminim ki bu gençlerin hepsi üniversite mezunu ve hayatlarında bugüne kadar bu tip servis işinde çalışmamış insanlar. Biri yolcuyla Fenerbahçe muhabbeti yapıyor. Bir diğeri başka bir yolcuyla Galatasaray?ın mali durumunun analizini yapıyor, arkada yolcu yemek bekliyor. 2 bayan kabin memurunun yaptığı işi 4 tanesi ya yapar ya yapamaz. Uzun lafın kısası THY?nin servisi yüzüyor. Eminim ki Sezar?dan çok Sezar?cı olan alt kadronun göze girme icraatlarından kaynaklanan dahiyane bir durumdur. Tıpkı kuş gribini zatürree diye açıklayan zat gibi. Güya memleketi kurtardı. Politika yapmayım diyorum ama bu durumda yapamadan da edemiyorum. Hepimiz biliyoruz ki Türk seçmeni yuvarlaktır düştüğü yere oturmaz sağa sola kayar gider. Tıpkı bugüne kadar olduğu gibi, dikkat etmek lazım. Geçtiğimiz haftaki yazımın sonunda Stockholm-Washington hattındaki bir buluşmayı aktaracağımı belirtmiştim. Bolununsesindeki köşemizden dolayı bir çok güzel dostluğa imza attık. Bunların içinde en farklı yerde olan ise Washington da yaşayan Sn. Ayşe Özer ve ailesidir. Daha doğrusu kıymetli Ayşe ablamdır. Ayşe ablaya yaklaşık bir yıldır çok güzel ve örnek olacak bir abla kardeş yakınlığı içindeyiz. Ayşe ablam bizim köşenin daimi danışmanlarındandır bunu da burada belirtmek istiyorum. 29.12.2003 Tarihli Uzun Geceler I başlıklı yazımı okuyan Ayşe ablam çocukluk günlerine gider ve o zaman yakın arkadaşı olan çok uzun zamandır görüşmediği rahmetli Yılmaz Akkaya?nın (Ovabaşlı) kızı Gülderen Akkaya?yı hatırlar. Bunun üzerine bana yazarak kendisine ulaşıp ulaşamayacağımızı sorar. İsteğinden kısa bir süre sonra kendisini, geçtiğimiz yaz Gülderen abla ile görüştürme mutluluğuna erdik. Bende kendisine Stockholm?e ilk gittiğimde, Gülderen abla ile yüz yüze tanışacağım sözünü vermiştim. Maalesef çeşitli sebeplerden dolayı görüşme fırsatını yakalayamadım ama çok eski iki arkadaşı sesleriyle de olsa birleştirmeyi başardım. Eğer görüşebilseydim bu konuyu daha farklı bir boyutta bu köşede işleyecektim. Anlaşıldığı üzere Uzaklardan köşesi uzaktakileri kavuşturma yönünde de güzel sahnelere sahip oluyor. İşte en taze örnek. 2 Ocak 2006 tarihinde elektronik posta adresime gelen bir yazının başlığı ve metni: Bir yazımızda sözü gecen kişi hakkında bir istek.

    Sayın Cumhur Bandakci,

    Bolunun Sesi gazetesinin İnternet sitesinde 07.03.2005 tarihinde yayınlanan ?Güney Afrika Günleri? isimli yazınızda Çağatay Kıyıc?dan bahsetmişsiniz. Çağatay benim Bolu Anadolu lisesinden arkadaşımdı. Kendisinin İnternet den adresini ararken yazınıza rastladım. Çağatay?ın ulaşım bilgileri varsa bana gönderebilir misiniz? teşekkürler,

    Oguzhan Topsakal.

    Tabi Çağatay ı hemen buluyoruz ve Oğuzhan?ın bilgilerini kendisine veriyoruz. Çağatay Bolu eski hakimlerinden Avukat Cengiz Kıyıcı amcamın küçük oğludur.

    Bu vesileyle bir kez daha Bolununsesi okurlarının Kurban Bayramını İçten Dileklerimle Kutluyorum. Saygılarımı sunuyorum. Uzaklardan?ın rotası daha öncede belirttiğim gibi 08 Ocak 2006 itibarıyla Almanya ? Frankfurt 11-14 Ocak 2006 tarihleri arasında Frankfurt Heimtekstil fuarındayız.Hall-8 B/ 10 SESPA standı Frankfurt da bulunan tüm hemşehrilerimize açıktır.

    Teşekkür

    Gazetemiz mesaj defterine 5741 no?lu mesajı bırakan Sn. Mustafa Akay?a içten teşekkürlerimi sunuyorum.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak