Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Yersen televizyonculuğu olmasın !

Cumhur Bandakçıoğlu

    19 Mart 2007

    Uzaklardan duyduğumuz gördüğümüz kadarıyla, muhtemelen sizlerinde gerek ulusal basından gerek yerel basınımızdan bildiğiniz üzere, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle Bolu'da Türk Kadınlar Birliği tarafından düzenlenen günde, çelenk krizi adı altında hafif çaplı, yampiri medyanın sevdiği türden bir hadise yaşandı. Hadisenin sebebi, malum günde Atatürk anıtına Türk Kadınlar Birliği tarafından gerçekleştirilen tören esnasında Milliyetçi Hareket Partisi Kadın Kolları'nın da aynı anda anıta çelenk koyma isteğidir. Bu hareketin kurallar gereği engellenmesi yerellerin katkısıyla, yampiri medya tarafından ulusal sorun haline getirilmek istenmiştir. Öncelikle 8 Mart tarihinde gün ışığından istifade edebileceğiniz, yaklaşık 10 saat dilimi vardır. Bu saat dilimlerinde her halde isteyen siyasi parti, günün anlam ve önemine istinaden resmi izinlerle bir çelenk koyma tertip edebilir ve böyle bir sıkıntı yaşatmayabilirdi. Muhtemelen hazır memleketin dört bir yanından gelen bir topluluk varken, bundan faydalanalım ve siyasi bir sempati toplayalım düşüncesiyle hareket edilmiştir. Buna paralel olarak memleketteki siyasi partiler içinde bir tek MHP Kadın Kolları bugünü hatırlayabildiğini, diğer partilerin kadın kollarının o gün o saatte evlerinde sabah kahvesi içtiğini de düşünenler olabilir! Sonuç olarak yaşanmış bitmiş bir olaydır. Fakat MHP'ye yakınlığı ile bilinen KÖROĞLU TV bu konuyu birazda abartıyla işlemiştir. Halbuki tarafsız ve araştırmacı haberciliğin bir gerekliliği olarak Köroğlu TV ve Gazetesi biraz geçmişe gitmeli, 5 Aralık Türk Kadınına Seçme ve Seçilme Hakkı verilişinin 72. yıldönümü tarihinde acaba MHP'li ablalarımız, hemşerilerimiz bir etkinlikte bulunmuş mu bulunmamış mı? Atatürk Anıtı'na çelenk koymuş mu koymamış mı (ki çok daha siyasi partiler için özelliği olan bir gündür) diye sorabilirler ve buna göre olayı irdeleyebilirlerdi. Buradan karşılarına çıkacak sonuç 8 Mart da yapılan eylemin günün anlam ve öneminden daha çok kendini gösterme amaçlı olduğu yönünü kendilerine verecekti. Ben size şöyleyim 5 Aralık günü Atatürk Anıtı'na MHP'li bayanlar tarafından çelenk konmamıştır. Herhangi bir basın açıklaması da yapılmamıştır. Herhalde bu yapılsaydı 5- 6 Aralık 2006 tarihli Köroğlu Gazetesi'nde manşetten yer alırdı. Ben arşivlerine göz attım DSP'li bayanların karanfil dağıtması dışında günün anlam önemiyle ilgili bir habere rastlamadım. Bunun dışında, yersen televizyonculuğu ve gazeteciliği yapmak istemiyorsanız. İthamda bulunduğunuz imalı yayınlar yaptığınız kuruma söz hakkı vermeniz, basın toplantılarına icap etmeniz gerekiyor. Yapmadığınız takdirde isminizdeki OĞLU gider. KÖR kalır. Sonuç olarak büyütülecek bir konu değildir. Atatürk hepimizin, Bolu hepimizin, Köroğlu da hepimizindir. Hepimiz Milliyetçi, Hepimiz Cumhuriyetçi, Hepimiz Türkiyeliyiz. Hepsi ortak değerlerimizdir.

    Hafif Ticari Ülke,

    Aslında ben bu konuya çok uzun zamandır takmıştım.. Bildiğiniz üzere memleket otomobil konusunda şansız bir ülkedir. Dünyanın en pahalı otomobillerine bineriz vergilerinden dolayı. Yılarca dünyanın en kötü modelleriyle uyutulduk. Global rüzgarlar iyi ki esti ve bizde kuş serisinden ve Reno'nun TS- TL Vs. den kurtulduk.. Son yıllarda ülkemiz adı hafif ticari araç olarak adlandırılan, minibüs, kamyonet ve de otomobil karışımı ucube araçlarla doldu. Yollarda Nerdeyse her 10 Araçtan 4'ü bunlardan. Nelerden bahsettiğimi hepiniz anlamıştır. Ruhsat da kamyonet diye yazan arkaya atılan koltuklarla binek otosu haline gelen ucubelerden. Kimisi bir 4X4 modeline benzetilen, kimisi arka camlara takılan perde vs. aksesuarlarla karavana benzetilen ve bu psikolojilerle kullanılan araçlar. Millet olarak böyle bir hastalığımız var.. Araç değil hepsi birer ev mübarek. Hani utanmasalar arka camdan bir de baca çıkacaklar, işi o kadar abartanlar bile var. Ülkemizdeki otomobil fabrikaları bir anda bunların üretim üssü oldu. Her ne kadar ihracat için dense de. İç piyasadaki talebi ve memleketimin insanının dünyaya bakış açısını hepsi fark etti ve yolları bunlarla doldurdular. Niye öyle diyorsun diyenlerin sayısı da çok.. Hem ucuz, hem rahat, hem ekonomik, hem evde hem işte? Batıda hiçbir ülkede bu kadar çok değiller ya da karşınıza çıkmıyorlar. Açıkçası Ortadoğu ülkelerinde bile bu kadar yoklar. Bizde ise her yer bunlarla doldu. Bu işte bir gariplik var..Nedir bu hafif ticari sevdası anlamadım.. Sizi bilmem ama ben acayip kılım. Ülkeye gelen yabancılarında dikkatini çekiyor bu durum. Galiba Türkçe meali; Ne kadar ekmek o kadar köfte! Resmi aracı nerdeyse, hafif ticari olan ülke.. Hafif ticaret.. Bozuk ticaret.. Hafifleyen ticaret. Bozulan ticaret.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak Bolu Çatı Tamiri Bolu Kamera Sistemleri Tonet Sandalye