Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Bolu Mimarisi!

Cumhur Bandakçıoğlu

    12 Şubat 2007

    Yok hayır? Literatürde böyle bir tarz, ya da tanımlama maalesef yok. Aslında ülkenin diğer yörelerine göre daha az karışmış ve farklı kültür çekmemiş bir coğrafya olsak da, özgün bir mimari tarzı üretememişiz. Galiba tek benzer mimari olarak eski ahşap yayla evlerimiz mevcut. Onun dışında dünden bu güne, adeta bir sebze çorbası, türlü yemeği hadi biraz daha sosyetik olsun, İspanyollar?ın meşhur Paelası (Türkçe meali, deniz mahsullerinin artık kalan kısımlarıyla pilavın karıştırıldığı bir yemek). Hâlbuki ne kadar hoş olurdu, ahşap ağırlıklı, İsviçre veya Kandavari bir mimari tarzımız olsaydı. Belki biraz ağır olacak ama Bolu'nun kentselleşmeye başladığı ilk dönemlerdeki mimarları maalesef çok kötüymüş. Bendenizin doğup büyüdüğü evde buna iyi bir örnektir mesela. İki cephemiz komple camdır. Sanki ev Akdeniz bölgesinde bir sahil evi gibi planlanmış! Hele hele Bolu'nun 60?lı yıllardaki iklimi göz önünde bulundurulursa durum daha vahim bir hal alır. Biz iyimser düşünelim ve mimarımız 2000?li yıllardaki küresel ısınmayı düşünerek planlamış olmalı diyelim. 70?li yılların sonu, 80?li yılların başıyla birlikte başlayan kat karşılığı dönemi de maalesef bir tarz üretememiştir Bolu'da. 90?lı yıllarla hayatımıza girmeye başlayan, kıyıda köşede bir dağ evi modası da çok iyilerin yanında rezil rüsva taş yığınlarını da doğanın ortasına koymuştur. 1999 yılında gelen deprem bir şans gibi gözükse de Bolu yine bir tarz tutturamamıştır. Hoş bir nebze eskiye göre daha stil binalar ortaya çıkmıştır ama, yine bir bütünlük olduğu tam olarak söylenemez. Özellikle dış cephelerde kullanılan renkler dünyanın hiçbir yerinde görülmemektedir. Cart sarılar, cart maviler, ucube renkler ve garip dış cephe malzemeleri! Nerden nasıl bulunur anlamak mümkün değildir. Bilgi çağının doruğunda yaşıyoruz. Bir tuşla ulaşamayacağınız hiçbir şey olmamasına rağmen, gördüklerimiz inanılır gibi değil. Beşkavaklar Mahallesi?nde bir apartman yapılmış, dış cephe yanılmıyorsam rengârenk BTB ile (Cam Seramik) kaplamış. Birde kocaman cep telefonunu yazılmış kullanılan malzemeyle iki katın arasına. Bellikli yapan kişi yaptığı işin çok iyi olduğuna inanıyor ve telefon numarasını koyarak yeni müşteriler bekliyor! Ne yapacaksınız.. Beyefendinin zevki misin? Canı ne isterse yapar.. Yapar mı yapar! E böyle olunca da memlekete özgü bir tarz beklemek, ancak benim gibiler için bir fantezi olur.

    Memleketin Belediyesi, Mimarlar Odası, İnşaat Mühendisleri Odası bir şeyler yapsın bu işe bir tarz stil getirsin. Tabiî ki müteahhitlerimizde güzel eserler için uğraşınlar. Sadece ticari düşünmesinler. Yaptıkları eserlere telefon numaralarını değil imzalarını çaksınlar. Memleketi güzelleştirsinler. İşte güzel bir örnek; Börekçiler sokakta yeni tamamlanan İka İş Merkezi.. Herhalde Sevgili Hüseyin çok daha düşük maliyete sıradan bir bina yapabilir ve amacına ulaşabilirdi ama Bolu'ya hem de ara bir sokağa herkesin örnek alabileceği teknolojik bir yapı yapmayı tercih etti. Yani o aslında Memlekete örnek alınabilecek bir imza attı. Darısı sadece ticareti değil, Bolu'yu yürekten seven herkesin başına.

    14 Şubat Sevgililer Günü!

    Birkaç rivayette bilinmektedir. En mantıklısı, kimsenin evini bırakıp savaşa gitmek istememesinden dolayı kendisine savaşacak asker bulamayan Roma İmparatorunun, evliliği yasaklaması ve dönemin meşhur din adamı Peder Valentine?nin gizli gizli insanları evlendirmesi, ardından bunu duyan Roma imparatorunun Peder Valentine (Ms 270)14 Şubatta öldürmesine dayananıdır. Olaydan 226 yıl sonra dönemin Papası 14 Şubat?ı Aziz Valantine günü ilan etmiştir. Daha günümüze yakın olarak anlam kazanması da, Amerikalı Esther Howland adlı bir kadının yukarıdaki olaydan etkilenerek 14 Şubat?ta, sevgilisine attığı kart ile başlamıştır(1800). Balkanlar üzerinden de bizim kültürümüze girmiştir! Bendeniz bu günle, 1987 yılında Büyük Britanya?daki öğrenciliğim sırasında müşerref olmuştum. Demek ki bu iş bizim kültürümüze, benim gibi yurt dışında belli bir müddet ilim irfan eğitimi görenlerle ve misyonerler aracılığıyla (Özellikle yabancı okullarla) girme tezi kuvvetlidir. Herhalde bundan 10-15 yıl önce memleketimizde bu faaliyetin çapı bu büyüklükte değildi. Tüketim toplumuna dönüşümün bir göstergesi olarak ülkemiz bu günü çok sevdi ve sahiplendi. Milli gün ve tatil ilan edilirse şaşırmayın. Hani çok da karşı olmama rağmen, bizden bizim tarihimizden olan günlere de buna benzer bir ilgi göstersek nasıl olur? Neyse ben fazla konuşmayım. Sevgiliyi bilmem ama, kimse sevgisiz kalmasın. Ha bir de unutmadan? Benim bu işi öğrendiğim yerde bayanlar, baylara ya kart gönderir, ya da hediye alırdı. Küçük bir ayrıntıdır ama hemcinslerim açısından faydalı olduğuna inanıyorum!

    Nice Yıllara bolununsesi!

    bolununsesi 16?ncı yaşına kutluyor. 3 yıldır ben maalesef bu günü gazetemle kutlayamıyorum. Yine bir seyahat arifesine denk geldi ne yapalım inşallah bir dahaki seneye. Bu vesileyle tüm bolununsesi ailesinin 16?ncı yılını kutlarım.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Cafe Masa Sandalye Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak