Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Standa bak şehri gör!

Cumhur Bandakçıoğlu

    18 Şubat 2008

    Her yıl Şubat ayında İstanbul?da düzenlenen Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı (EMITT), artık ilimiz için klasikleşmiş bir etkinlik haline gelmiştir. Yerel basınımızdan takip ettiğimiz kadarıyla hazırlıklar aylar öncesinden başlamakta ve ilimizin en iyi şekilde tanıtımı için çaba sarf edilmektedir. Adından anlaşılacağı üzere fuar, turizm amaçlı yapılan bir organizasyondur. Konu fuarcılık ve Bolu olunca doğal olarak ciddi anlamda ilgimi çekmektedir. Devamlı okuyucularım bilirler ki, fuarcılık konusunda bu köşede birçok yazım çıkmıştır. Yine yerel basınımızda çıkan haberlerden edindiğimiz bilgiye göre ilimiz standı büyük bir ilgiyle konuklarını ağırlamış ve göz kamaştırmıştır. Açıkçası benim açımdan pek tatmin edici bir açıklama değildir. Çünkü bugün fuara katılan bütün vilayetlerin yerel gazetelerini okuduğunuzda her ilin fuarın en iyi standı olduğunu okuyacaksınızdır. Gazeteciler, bu tip organizasyonlara katılımcılar tarafından davet edilir; götürülür, yedirilir ve içirilirler. Sonrada gazeteciler cici bici haberleri gazetelerine haber olarak geçerler. Davet sahiplerinin birinci dereceden amacı da acaba gazeteciler bizim için ne yazmış olur.

    Sevgili arkadaşlarımız alınmasınlar, düzen bu şekilde işlemektedir. Ulusal basında da aynıdır. Ekonomi, spor, magazin haberlerinin büyük bir bölümü bu şekilde oluşmaktadır. Yine daha önce çok kez yazdığım üzere fuarcılık ve fuar katılımcılığı çok ciddi bir iştir. Fuar için bir senaryo yazılmalıdır. Amaç-hedef belirlenmeli ve belirlenen hedefe ulaşmak için kullanılacak araçlar profesyonelce seçilmelidir. Sayın Valimize, konu için emek harcayan bütün yetkililere özür dileyerek ve üzülerek söylüyorum ki, yerel basından gördüğüm resimler, ayrıca tek tek incelediğim 10 kadar resme baktığım zaman, Bolu standının çok kötü ve baştan sağma hazırlanmış olduğunu açıkça söyleyebilirim. Hiç bir bütünlüğü ve estetiği olmayan bir stantla ilimizi temsil etmişiz. Aslında bunu da çok garip karşılamamak lazım! Bolu'daki şehircilik anlayışının fuara yansıdığını görebilirsiniz. Minyatür bir İzzet Baysal Caddesi?yle fuarda da karşı karşıyayız. Plastik, çirkin saksılarıyla ortalıkta duran çam fideleri, merkezdeki özensiz parklarımız ve refüjlarımızı hatırlatırken, döner tezgâhları ile iç içe olan elişi stantlarımızı, adeta güzel vilayet konağımızın sol tarafındaki lokantalardan dış cephelere çıkan, lokanta bacalarına benzetebiliriz. Yine stant içindeki her istasyonun ayrı bir havadan çalmasını, Bolu'daki binaların dış cephelerindeki renk curcunasına benzetebiliriz. Bu açıdan baktığınızda Bolu dört dörtlük abartısız gerçek şekliyle tanıtılmıştır. Fuarda dağıtılan döner ekmeğin, Bolu turizmine ne getireceği ise gerçekten merak konumdur. Çok özür dilerim ama sanki turizm fuarı değil de gıda fuarına katılmışız gibi bir durum mevcuttur. Sponsorların abartılı bir şekilde bu kadar kendilerini ön plana çıkarması, Bolu turizmine nasıl bir katkı sağlamıştır bilemiyorum. En basitiyle 65 m2 standın önüne küçük bir Bolu pazarı kurdurup arka tarafı tamamen turizme dayalı görsellerle kaplasaydınız, standımız çok daha ilgi çeker ve gerçek amaca hizmet edebilirdi. Gerçekten hiç anlam veremiyorum. Neden profesyonel bir yardım alınmıyor? Yönetimlerde her şey parayla çözülmez! Burada bir kardeşiniz var. Başta Kültür ve Turizm Bakanlığı?nın yurt dışı fuarlarının stant projesi olmak üzere birçok ülkenin resmi turizm stantlarının projelerini çizen ünlü bir Alman firmayla son derece içli dışlı olan, Bolu için bir stant projesinde her türlü yardımı alabilecek potansiyeli olan bir kişi. Hemen yanı başınızda neden görülmez anlayamıyorum. Hiç kendimizi kandırmayalım. Standımız maalesef çok kötüydü. Başta Sayın Valimiz olmak üzere Belediye Başkanımız ve BTSO Meclis Başkanımızın karizmatiklikleri ve yakışıklılıkları da standımızı kurtarmaya yetmemiştir. Umarız 2009?da Bolu'ya çok daha yakışan bir stantla hedefi ve amacı olan bir stantla karşı karşıya geliriz.

    Mezarlıklarımız

    Geçtiğimiz hafta Bolu sevdalısı bir abimizden, Feza Kurutlu?dan bir mail aldım. Kendisinin üzüntüsü ve şikâyeti, Soku Mezarlığı?nın durumuyla ilgiliydi. Kısaca mezarlığın bakımsızlığı ve başıboşluğunu yazmış, yakınlarının kabirlerinin orada olmasından dolayı da üzüntü duyduğunu benimle paylaşarak konuya eğilmemi istemiştir. Maalesef ülkemizdeki mezarlıkların çok büyük bir bölümü bakımsızlık ve ilgisizlik kurbanıdır. Avrupa?da gördüğümüz adeta parklar kadar bakımlı ve huzurlu mekânlar olan mezarlıklar, bizleri kıskandırmaktadır. Bu dünyadan ahirete göçmüş büyükleri şehir mezarlığında yatan bir kişi olarak, mezarlığımızın her dönem diğer mezarlıklara göre daha bir bakımlı olduğunu gözlemlemişimdir. Bu konuyla ilgili yaptığımız araştırma sonucunda diğer mezarlıkların da Paşaköy, Çığırtkanlıklar gibi son dönemde geçmişe nazaran çok daha iyi duruma geldiğini öğrenmiş bulunuyoruz. Zannediyorum Bolu Belediyesi Mezarlıklar Müdürlüğü, belli bir program ve plan içerisinde il sınırları dâhilindeki mezarlıkları tek tek elden geçiriyor. Bu bağlamda Soku Mezarlığı?nın da bakımı yapılacak mezar-lıklar kapsamında olduğunu zannediyorum. De-ğilse bile buradan kendilerine çağrı yapıyorum.

    Nice yıllara bolununsesi!..

    Nihayet bizde bolununsesi?nin bir kuruluş günü kutlamalarına katılabildik. Yurdaer Otel?de keyifli bir akşam yemeğinde, bütün gazete çalışanları ve yazarlarıyla yan yana geldik. Mustafa Tenekeci ağabeyimizin enfes müziği ile keyifli bir gece geçerdik. Gazetemize daha nice yıllar diliyoruz. Önümüzdeki yıl kutlamalarını umarım Norveç?de yapmak zorunda kalmayız!

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak