Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Boşanalım!

Cumhur Bandakçıoğlu

    24 Haziran 2016

        Boşanalım!
         Basit kelimelerle anlatmak istiyorum. Birlikte yaşamayı artık beceremiyoruz. Birbirimize saygı duymuyor, birbirimizi sevmiyoruz. Hatta birbirimizden nefret ediyoruz. Birbirimize sürekli zarar veriyoruz. Bu çatı bize dar geliyor. Bu şekilde birlikte yaşamak gelecek adına bize umut vermiyor. Şu kısa ömrü birbirimize zehir etmeden dostça ayrılalım dediğimiz anda bir Avukat'ın yardımıyla ve de durumun vahametini gören bir Hakim'in kısa kararıyla herkes mutlu olan sona ulaşabilir.
           Evet ben artık bu ülkenin bir an önce bölünüp, herkesin kendi doğrularına inandığı şekilde yaşamasını isteyen taraftayım. Bu toprakların öyle kolay kazanılmadığını bu sınırların masa üzerinde çizilmediğini, şehit kanlarıyla bu ülkenin varoluş savaşını kazandığını biliyorum. Ama bu kavga bitmeli! Yok yok bu ayrılık sadece Türk- Kürt bölünmesi değildir. Bu bölünme, Yeni Türkiyecilerle, Eski Türkiyeciler, Yeni Osmanlılarla Türkler, Laiklerle Anti Laikler arasında da olmalıdır. Zaten uzun zamandır manen ayrı düşmüş durumdayız. İş sınırların belirlenmesine kalmış. Çok kısa zamanda yaşadığımız basit örnekler bile her şeyi açıklıyor, 10. Yıl Marşı ve sonrasında olanlar, Prof. Yaşar Nuri Öztürk'ün rahmete kavuşması sonrası yaşananlar gösteriyor ki artık biz birbirimizi sevmiyoruz ve birlikte yaşamanın çok uzağındayız.
          Nasıl olur ? Zor olur ama imkansız değil. Nasıl Yugoslavya bölündü bir çok devlet çıktıysa, bizde de olur. Her ilde referandum yapılır. Hangi Türkiye'de yaşamak istiyorsunuz sorusuna 3 şık konur. Laik Türkiye Cumhuriyeti, Türk İslam Cumhuriyeti veya Yeni Osmanlı Devleti son olarak Anadolu Kürdistan Devleti! Herkes dilediğini seçer, Dış güçlerinde yardımıyla sınırları belirleriz. Biraz süreç alır ama bu sürecin sonunda 'Tak Sepeti Koluna, Herkes Kendi Yoluna' mutlu mesut fani dünyaya devam ederiz. İşte o zaman herkes enerjisini kavgaya değil kendi mutluluğuna harcayabilir. İl Milli Eğitim Müdürü yeni ülkesinde 10. Yıl Marşı'nı yasaklama gibi bir eyleme girmez zaten kimse söylemez. Veli, özel okula verecek param yok çocuğumu İmam Hatip yazdırmaktan başka çarem yok demez. Hasta, Doktor konuştuğum dili anlamıyor diye Türkçe öğrenmek zorunda kalmaz! Herkes kendi yandaşını dilediği kadar besleyip istediği kadar kendi zenginlerini yaratabilir. İsteyen heykel diker, isteyen istediği kadar gökdelen diker. Uzun lafın kısası herkes kendi ülkesinde birbirini üzmeden gülücükler içinde yaşar. Aramızda ikili anlaşmalar yapar, birbirimize rahatlıkla gider geliriz. Birbirimize vize uygulamayız. Tek şart herkes gittiği ülkenin genel kurallarına uyacaktır. Yani Laik Türkiye Cumhuriyeti'nden, Türk İslam Cumhuriyeti'ne giden kadın başını örtecektir. Ramazanda sokakta bir şey yiyip içmeyecektir. Türk İslam Cumhuriyeti'nden Laik Türk Cumhuriyeti ne gelen kadın başını kapatabilir. Ramazan da oruç tutabilir ama bunun aksini yapanları hiç bir şekilde eleştirmeyecek yan gözle bakmayacaktır. Laik Türkiye Cumhuriyet'inden Anadolu Kürt Devletine gidenler üzerlerinde Türk Bayrağı ve benzeri sembolleri yanında taşımayacaktır. Son derece basit! Ne dersiniz?
          Evet, ben bir ironi yapmaya çalıştım. Fakat ortada bir gerçek var ki o da yaşadığımız bölünmüşlük. Biz birbirimizi artık sevmiyoruz. Birbirimizi sevmenin tek yolu kendimiz gibi düşünmekten geçiyor. Farklı düşündüğümüz için de olmuyor. Bu durumda da yaptığımız ironi özünde ciddi bir çözüm yolunu da alternatif olarak ister istemez karşımıza çıkarıyor.
                                                     

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak Bolu Çatı Tamiri Bolu Kamera Sistemleri Tonet Sandalye