Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Yine Bayram, yine Bolu

Cumhur Bandakçıoğlu

    28 Temmuz 2014
         İlk haftayı saymazsak, oldukça sıcak bir temmuz ayında yaşadık Ramazan Ayı'nı İstanbul'da. Günler uzundu. Hani zorlanmadık desem yalan olur. Her zaman olduğu gibi hiç bitmeyecek gibi geliyordu. Bir bakmışız ki sonuna gelmişiz. Ramazan Ayı'nın sonu demek rotanın Bolu'ya çevrilmesi demektir. Bir iki günde olsa Bolu'da iftar yapabilmek, topun sesini duyabilmek, çocukluğa dönebilmek, 47 yaşında tekrar çocuk olabilmek demektir. Sahur vakti balkona çıkıp Bolu'nun kendine özgün o serin havasını hissedebilmek demektir.
           Geçtiğimiz Cuma gecesi, gece yarısını, 15 - 20 dakika geçe İstanbul Bahçelievler'den, Bolu Bahçelievler'e direksiyonu kırdığımızda, sahuru Bolu'da yapmayı hayal ediyorduk ki kendimizi bir kabusun içinde bulduk. Gebze'den D-100 çıkarak, yan yolarlı da kullanarak kısmen TEM'e göre daha iyi bir zamanlamayla, saat 03.35 de İzmit Şehir merkezini geçtik. Sapanca kıyısında Eşme Beldesi'nde oruç için niyet edebildik. Bolu'ya vardığımızda saatimiz 05.30'u gösteriyordu. Bunca yıldır bayramlarda bu güzergâhı kullanan biri olarak böyle bir keşmekeşi ilk defa yaşıyorum. Buradan bir kez daha söyleyebilirim ki, İstanbul insanların zoraki yaşadığı, daha doğrusu yaşamak zorunda bırakıldığı, nefes alamadıkları ve ilk fırsatta uzaklaşmak için çırpındıkları elzem dolu bir şehirdir.
          Ve Bolu; Cuma gecesinin yorgunluğu, bizi Cumartesi akşamına kadar eve hapsetti. Cumartesi akşamı iftardan sonra Kent Meydanı'ndan Şanzelize'ye doğru yürüyüşe çıktık. Kent Meydanı'nda. Burger King kompleksi, Belediye Sanat Merkezi'ni ciddi anlamda gölgeliyor. Bu yapıları mimari olarak Belediye Sanat Merkezi'yle uyumlu bir hale getirmek, meydanı daha çekici hale getirecektir. Ufak tefek detaylar dışında Kent Meydanı'nın Bolu'ya bir hava kattığını söyleyebiliriz. Yılardır bu köşede 'Kent Papağanları'nı dile getirmiş, çekirdek satışının yasaklanması gerektiğini savunmuştum. Bu sefer çekirdek çitlenmesinde ciddi bir düşüş olduğunu gözlemledim sevindim. Zabıta bu işe biraz eğilirse bu sorun kökten çözülecek gibi. Ve Şanzelize; Ben Börekçiler Sokağı'na kadar dayanabildim. Bolu Panayırı adeta caddeye taşınmış.  Bayramlarda ve festivallerde anlayabilirim ama onun dışında durum böyleyse ben almayayım. Bunun adı modern şehir hayatı değil! 
          Pazar günü soluğu Gölcük'te aldık. Arife olması sebebiyle Gölcük oldukça sakindi, hava enfesti, ta ki yağmur yağana kadar. Gölcük'e yapılan yeni giriş oldukça isabetli olmuş. Eski giriş ciddi anlamda tehlikeli ve kazalara yol açabilecek nitelikteydi. Gazelle Kır Gazinosu'nun arkasındaki araç park yerinden göle çıkan kestirme yol kapatılmış. Buna pek anlam veremedim.  Özellikle çocuklar için ve eli dolu piknikçiler için ciddi bir eziyet. Gölcük sakin olduğu zamanlarda ciddi bir terapi merkezi. İnsanın kendini dinleyebildiği ve deşarj olabildiği doğa harikası bir yer. Zannediyorum sevgili kardeşlerim,  kadim dostlar, Bolu'nun sevilen genç işadamları, Fatih Yamaner ve Savaş Sakarya da benim gibi düşünüyor olmalılar ki, arife gününde bir nefes almak için onlar da Gölcük'ü seçmişler.
           Bayram Namazı'nı mahallemizin Camlı Camii'nde eda ettik.  Çocukluk arkadaşım Fuat Kartekin'le beraber. 35-40 yıl önce okullar tatil olduğunda Camlı Camii'de yine Fuat'la Kuran Kursu'na giderdik. Ben kursun üçüncü dördüncü günü firar ederdim. Fuat ve yine çocukluk arkadaşımız, gazetemiz köşe yazarı Esra Yıldız sonun kadar devam ederlerdi. Camlı Camii, bugün, adının çok uzağında kalmış bir camiidir. Bu özel caminin adıyla tekrar bütünleşmesi benim hayalimdir. Mevcut teknolojiyle adına yakışır bir camii olabilmesinin çok da zor olmadığını düşünüyorum. Bu hayalim inşallah bir gün gerçekleşir.
         Namaz sonrası, Şehir Mezarlığı'nda bu dünyadan göçmüş büyüklerimizi ziyaret etik. Her ziyaretimizde bu son yuvamızın, son toprağımızın da, aynı Bolu gibi büyüdüğünü ve kalabalıklaştığına şahit oluyoruz. İçimizi bir hüzün kaplıyor. Oradaki hüznü evimizdeki kahvaltı masasında dağıtıyoruz ve Bayramın tadını çıkarmaya başlıyoruz.
         Bu vesileyle, tüm büyüklerimin, dostlarımın, arkadaşlarımın, bu köşeyi okuma zahmetini katlanıp beni onurlandıran sevgili okurlarımın Ramazan Bayramı'nı en içten dileklerimle kutlarım. Her şey gönlünüzce olsun.
     

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Cafe Masa Sandalye Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak