Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Uzun geceler III

Cumhur Bandakçıoğlu

    26 Aralık 2005

    Yılın son günlerini yine her yıl olduğu gibi İsveç?te geçiriyoruz ve yeni yıla bir kez daha buradan merhaba diyeceğiz. İlk 1992?de adım attığım bu ülkede, senenin son günlerini geçirmek adeta bir alışkanlık oldu bizim için. Maddi ve manevi gücümüz yettiği sürece de bu alışkanlığımızı her sene tekrarlamaya çalısacağız. Tabii bir kez daha söylemekte fayda var. Bizi İsveç?e asıl çeken unsur, çocukluk ve liseden sınıf arkadaşım Mustafa Yaman?dır. Uçağımızın Stockholm- Arlanda hava alanı için alçalmaya başlayıp yeri gördüğümüz andan itibaren, Stockholm un beyaz örtüyle kaplı olduğunu görüyor ve mutlu oluyoruz. Çünkü yılın bu döneminde kar olmazsa buranın tadı açıkçası pek çıkmaz. Hoş bir gün sonra beyaz örtü kalksa da bugün, yani 25 Aralık 2005 itibarıyla tekrar doğayı kaplıyor. Stockholm 14 adanın üzerine kurulmuş tarihi bir şehir, kuzeyin Venedik?i. Şehir 52 köprüyle birbirine bağlı. Avrupa?nın en büyük kültür merkezlerinden bir tanesi. Avrupa?daki en çok tiyatro bu şehir de bulunuyor. 42 tane kütüphanesi var. Bu yüzdende dünyaca ünlü birçok yazar ve çizer için adeta bir kültür limanı. Karşılama komitesinde her zaman olduğu gibi Mustafa Yaman ve Erim Yaman var. Hava çivi gibi, keskin ve soğuk! İstanbul?un egzoz gazı karışımlı havasından sonra temiz bol oksijenli hava ciğerlerimizi yakıyor. Her ne kadar alışık olsak da hava değişikliği bir iki gün sersemlememizi önlemiyor. Bir iki saat içersinde zaten hava kararmaya başlıyor. Yani uzun geceler başlıyor hatta hata en uzunu başlıyor tarih 21 Aralık 2005. Havanın karamasıyla yüzlerce evin camlarındaki üçgen ışıklar kapı kenarlarından yana büyük mumlar doyumsuz bir güzellik ve romantizmi başlıyor, Stockholm?un banliyölerinde. Galiba beni bu ülkeye çeken en önemli unsur mumlar ve ışıklar. Tabi duru, saf, orijinal sarışınları da unutmamak lazım! (Ah Cemil ağabey ah, neydi o eski günler! Cemil Doyran benim İsveç seferlerinin değişmez ortağıydı. Fakat son 3 yıldır birlikte gelemiyoruz.) Yaman ailesinin diğer fertleri Seçil Yaman ve İdil Yaman?la görüştükten sonra. Sevgili Sefa Hocamız?la (Sefa Tunç) görüşmek üzere SAFMAN?a gidiyoruz. SAFMAN Mustafa ile Sefa Hoca?nın geçen yıl kurduğu taksi şirketi. Çok kısa sürede 8 arabalık bir filoya sahip olarak ciddi bir başarıya imza attılar. Stockholm?de 2 büyük taksi koopeetifi var. Arabalarınızı bu iki şirketten birisinde çalıştırmak zorundasınız. Call center (Arama Merkezi) usulüyle çalışıyorlar. Taksi isteyen bu iki şirketten birisini arıyor ve merkez aranan noktaya en yakın taksiyi gönderiyor. Ciddi bir elektronik alt yapı olmadan bu sistemin çalışması mümkün değil. Medeniyetin farklı bir boyutu. Yani bize biraz uzak sistem! Yavaş, yavaş diğer hemşerilerimizle de yan yana geliyoruz. Sibel ve Serdar Özkan çifti de öncelikli görüştüklerimizden, Serdar gerçek anlamda bir Bolu sevdalısı, Bolu deyince gözlerinin içi parlıyor. Onlarla da yaklaşık bir yıl ardan son tekrar birlikteyiz. İsveç?in doğasıyla Bolunun doğası birçok yönden benzerlik içinde Buda Serdar?ın Bolu özlemini bir ölçüde karşılıyor. Tabi doğaya saygı ve doğayı koruma yönünde Bolu'nun ve Bolulu?ların öğreneceği çok şey var İsveç?ten. Bolu'dan gelen son haberlerde Göynük?e bir termik santral yapılacağını öğrenmiş bulunuyoruz. Fazla söze hacet yok. Bolunun doğasına bundan daha iyi hizmet yapılamazdı! Küçük bir not: İsveç de kullanılan elektrik enerjisinin %10?u Termik Santralden sağlanıyor. Yakın bir gelecekte bunu tamamen kaldıracaklarını biliyoruz. Soyadımızdan doğru gelen sorumlulukla buradaki hemşerilerimizin ilk sorularından biri Boluspor oluyor. Bizde fena olmadığını başarılı sonuçlar aldığını söylüyoruz. Zaten internet üzerinden de herkes Boluspor?u takip ediyor. Her zaman olduğu gibi Boluspor?un şanlı tarihinden hikâyeler ardı ardına patlıyor. Hoş, Necip abimiz 40 yıldır Boluspor?da yapılmayanları yaptık diyerek geçmişi yok sayar bir havada Boluspor?un tarihini 2004-2005 sezonuyla başlatsa da, buradaki hemşerilerimizin hafızaları gayet güçlü! Yani hafıza kaybı yok. Açıkçası sürekli ben ben havaları hafiften iticilik yaratıyor. Hoş, buna cevap vermesi gerekenler hali hazırda Boluspor yönetim kurulunda çalışan ve yıllarca çalışmış emek harcamış arkadaşlarıdır, ama herhalde pek üstlerine alınmıyorlar. Hepimiz biliyoruz ki; Gerçekleri tarih yazar, Tarihi de büyük adamalar, büyük olaylarla yazar.. İşte Fener örneği ortadır; 50 bin kişilik Türkiye?nin en büyük stadını yapmalarına rağmen hâlihazırda dünya futbol tarihine geçecek bir tarih yazamadılar. Sportif başarı olmadan maalesef tarih yazılmıyor. Yazılsa da bir sene sonraki tarih kitaplarında yer almıyor. 2 halı saha ve yeni soyunma odaları unutulur. Takımı 3 ligden alıp 2 lige oradan da 2 lig A kategorisine çıkarırsa o zaman unutulmaz ve tarihe yazılır. Bu arda bana sorulan sorulardan biride Necip Abi?nin başkanlığı bırakıp bırakmayacağı. Ben kendisinin açıkça başkanlığı bırakacağına inanmadığımı belirttim. Kaldı ki başta Belediye olmak üzere ciddi destekleri arkasına almışken, belki de tarih yazmaya az kalmışken.

    Uzun geceler III hafta, ya da Stockholm?den devam edecek. Bu vesileyle tüm bolununsesi okurlarının ve tüm kutsal toprak(Bolu) sevdalılarının yeni yılını kutluyor, 2006 da her şeyin gönüllerinizce olmasını diliyorum.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Cafe Koltukları Cafe Sandalyeleri Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak