Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Kapanan Oteller ve Gerçek!

Cumhur Bandakçıoğlu

    22 Şubat 2017

          Kapanan Oteller ve Gerçek!
          Geçtiğimiz günlerde Medya 14 internet haber portalında okuduğum bir haberde Bolu'nun oteller bölgesi olarak adlandırabileceğimiz Belediye Meydanı ve yakın çevresindeki otellerin birer birer kapandığı ve bu duruma plansızca yapılan araç trafiğine kapatılan yolların sebep verdiği işleniyordu.
          Son 15 yılda ülkemizde ki birçok şehirde mecburiyet caddeleri olarak adlandırılan şehirlerin en önemli ve de ekonomik değeri en yüksek caddeleri araç trafiğine kapatılıyor. Adeta şehircilik modası, trendi olarak karşımıza çıkıyor. Dünya üzerinde gördüğümüz örneklerde ise trafiğe kapalı caddelerin büyük bölümü ana caddenin yan kolları veya tarihi dokuya sahip bölgeler! İstisnaları tabi ki var. Örneğin Almanya'nın Frankfurt kentindeki  'ZEIL' Caddesi. Tarihi 14. yüzyıla dayanan cadde, 19 yüzyıldan beri alışverişin en önemli merkezi. 70'li yılların başında araç trafiğine kapatılmış! Günümüzde 'Zeil', çok katlı (department store) mağazalara ev sahipliği yapıyor. Cadde üzerinde kafe ve restoran sayısı oldukça kısıtlı, otel ise hiç yok. Binaların üst katları kesinlikle konut olarak kullanılmıyor. Cadde'nin birinci paralelleri ve caddeye ulaşan ara sokaklar da başta katlı otoparklar olmak üzere marketler restoranlar ve oteller bulunmakta. Caddenin altında ise metro hattı yer almakta Ülkemizdeki durumla Almanya'yı karşılaştırmak pekte mantıklı sayılmaz.
          İkinci şehrim Uşak'ta Bolu ile benzer bir kaderi paylaşıyor. Şehrin en önemli caddesi araç trafiğine kapatıldı ve cadde üzerinde bulunan otellerin büyük bölümü kapandı. Kapanmayanlar ise ayakta kalabilmek için çırpınıyor. Otel işletmeleri zamanla yarışmak ve zamanı yakalamak zorunda, aksi takdirde en fazla 10 yıl içinde her anlamda eskiyor. Bir bakıyorsunuz ki, bir zamanlar sosyal hayatının en önemli ve prestijli mekanı olan bir otelin, gün geliyor kapısının içerisinden kimse adım atmıyor.
          Son yıllarda ülkemizde mantar gibi çoğalan uluslararası otel zincirlerinin franchising yatırımları ve bu otellerin piyasa şartları sebebiyle sundukları düşük fiyatlar, gelişen teknoloji ve mimariler vasıtasıyla oluşan yeni nesil otelcilik projeleri, yenileme yatırımından kaçan veya erteleyen otel sahipleri ve çalışanlarının kabusu olduğunu izlemekteyiz. Bir de bunlara araç trafiğine kapatılan yollar eklenince şehir otelleri hüzünlü sona çok hızlı bir şekilde ilerliyor.
         Şu bir gerçek ki yeni olan her şey daha çok ilgi çekiyor ve tercih ediliyor. Peki eskiler ne olacak? Şehrin en değerli merkezinde hayalet binalar olarak mı kalacaklar! Bir kısmı yıkılıp yeniden yapılacak, bir kısmı ciddi bir inşaat sürecinden sonra ya iş hanı ya da öğrenci yurdu olacak ve bir müddet daha hizmet verecek. İstanbul Taksim'deki Talimhane bölgesi eskiden oto yedek parçacılarının merkeziydi, şimdi oteller bölgesi olarak hizmet vermekte. Bölge trafiğe kapalı fakat otel müşterilerine ait araçlar ve tur otobüsleri için serbest geçiş sistemi mevcut. Bu da araç trafiğine kapalı bölgeler için bir alternatif. Yurt dışında da benzer uygulamalar yapılıyor yani otel müşterileri araçlarıyla otellerin kapısına kadar gelebiliyor.
          Sonuç olarak bu tip sorunların altında şehir planlamalarındaki eksiklikler yatmaktadır. Çözümü de bu planlamaların daha geniş perspektifli ve uzun soluklu olmasında yatıyor.
          Fotoğraflar; Frankfurt Zeil
                                           Cumhur Bandakçıoğlu 
     

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak