Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

KİMLİKSİZ OLMAK

Cumhur Bandakçıoğlu

    7 Haziran 2004

    Geçtiğimiz hafta başında, hafızalarımıza bayrağımıza benzeyen bayrakları, Osmanlı tarihinden Cezayirli Hasan Paşasıyla kazınan, İngilizlerin ALGERIA, Fransızların ALGER olarak, bizlerin ise Cezayir olarak bildiği, Afrika kıtasının 2 büyük yüzölçümüne sahip ülkesine demir attık.

    Yaklaşık 7 yıldır ticari ilişkiye sahip olduğumuz Cezayir?e bu ilk gidişimdi. Gitmeden önce beynimde oluşturduğum, komşu ülke FAS?ın bir benzer şekli veya başka bir türeviydi. Gerçi çeşitli kanayan yaralarının odluğunu bilsem de pek fark olduğunu düşünmemekteydim.

    Tarih boyunca sıkıntılardan kurtulamayan Kuzey Afrika?nın Akdeniz kıyılarına dayanmış bu memleketi Arap istilası,Osmanlı hakimiyeti, Fransız sömürgesi, Sosyalizm dalgası, radikal İslam modası(terörü ) ve Cunta darbesini yaşamış, tarih boyunca topraklarını ve kumlarını kanla beslemiş, kimliğini hala bulamamış bir ülkedir Cezayir. Daha önce gördüğüm Etiyopya ve Senegal?den sonrada en köhne hayatın yaşandığı topraklardır.

    Ülkeye giriş yaptığımız havalimanı nerdeyse Bolu şehirlerarası otobüs terminalinin büyüklüğüne eşit. Alandan çıkana kadar sürekli olarak her beş metrede polis ve gümrük kontrolü yapılıyor. Kısaca Cezayir havalimanı anlatılamayacak kadar olumsuz bir yer. Ülkeyle aynı ismi taşıyan başkent CEZAYIR, deniz ile orta yükseklikte bir yamaç arasına kurulmuş tipik Akdeniz ve Fransız mimarisinin hakim olduğu beyaz badanalı ve mavi panjurlu apartmanların, varyantların dar virajlı yolların hurma ve palmiye ağaçlarının bol olduğu bir şehir. Şehrin tüm girişlerinde 24 saat polis kontrolü var. Aşırı dincilerin terörü henüz engellenebilmiş değil. Geceleri sokakların pek güvenli olduğu söylenemez. Cezayir de bakımlı boyalı bir bina bulmak çok güç. Hemen hemen bütün binalar köhne ve eski. Karışık bir halk Nüfusun büyük bir bölümü Arap (%75) daha sonra iç kesimlerde gerçek Cezayirli olan Kabily (Berberi ) Tuaregler yaşıyor. Tuaregler en ilginç ve etnik olanları, çöl kıyafetleri ve soğuk bakışların altındaki hafif gülümserleri son derece ilgi çekiyor. Fransızların izlerine her yerde rastlıyorsunuz. Bana göre ana dil de artık Fransızca olmuş. Cezayir?de peçelisinden beli açık mini eteklisine, sarıklı, feslisinden jöleli saçlısına her tür insanı görmek mümkün. Ülkede Fransız, İtalyan ağırlığı oldukça yüksek, hali hazırda sömürü devam ediyor. Hırsızlık korkunç yüksek düzeyde, her an her şeyinizi götürebilirler.(Etiyopya dünyanın en fakir ülkesi olmasına rağmen orada hırsızlık görmedim. Gecenin geç saatlerinde sokaklarında yürüdüm hiçbir tehlike hissetmedim. Fakir ama gururluydular.Tarih boyunca hiçbir ülkenin sömürgesi olmamışlardı.)

    Açıkçası Cezayir beni şoke etti. Halkın % 99,8 Müslüman olduğu bir ülkede bunları görmek gerçekten çok üzücü.

    Hele, hele %45 ihracat fazlası veren aslında zengin olan, Dünyanın sayılı doğal gaz üreticilerinden biri olması ,1.5 Milyon varil günlük petrol üretim kapasitesine sahip olması nasıl bir tezadın yaşandığını göstermektedir. Yani tarih boyunca sömürenler, yiyenler, hortumlayanlar ve de bunlara seyirci kalanlar olduğu için, daha doğrusu kimliklerini bulamadıkları için zengin olmalarına rağmen fakir bir hayata mahkum yaşamaktadırlar. Fakirliğin verdiği olumsuzluklarla da çalmak bir yaşam tarzı olmuş.

    Bence tek güzel şey Cezayir?de Türklere karşı bir sempatinin olması.(Ortadoğu?daki Arap ülkelerinde bu sempatiyi bulmanız çok zordur) Ülkede hiçbir Osmanlı eserine rastlamasam da(Fransızlar tarafından tarumar edilmiş) Bir taksicini sözleri gurur verici; Sizlerde bu ülkeyi yönettiniz ama dilinizi kültürünüzü insanlara zorla öğretmediniz. Öğretseydiniz belki şimdi Fransızca yerine Türkçe konuşurduk.

    Umarız, Cezayir sahip olduğu zenginliği eşit bir şekilde halkına dağıtır. Gerçek kimliğine, özüne döner ve Fransa sömürüsünden bir an önce kurtulur. Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere güzel ülkemizin tarihini yazanlara, canını, kanını vererek bizlere sömürü yüzü göstermeyen tüm yüce şahsiyetlere bir kez daha şükürler olsun.

    Maalesef Cezayir?de henüz bir Boluluya rastlamadım. Bu sebeple bu haftaki yazı biraz Bolu dan uzak oldu. Cezayir?de hemen hemen her dalda büyük açık var. Ülkedeki vergiler yüksek olsa da kısa bir zaman içinde Dünya ticareti ile entegrasyonunu sağlayacaktır. Petrol ve tarım dışında üretim çok düşük seviyede olduğu için Bolulu iş adamları Cezayir pazarını düşünebilirler.

    Not: Fas ile Cezayir arasındaki en büyük fark, Fas?ın turizm gerçeğini yakalamış olması ve bu sektörün nimetlerinden yararlanmasıdır.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak Bolu Çatı Tamiri Bolu Kamera Sistemleri Tonet Sandalye