Basın Konseyi dışında, hiçbir gasteci cemiyetine üye değiliz

Rampa.. Ne hayatlar yaşandı..​​​​​​​

Erdoğan Mühürcüoğlu

Rampa.. Ne hayatlar yaşandı..​​​​​​​
    13 Ocak 2024

          RAMPA.. NE HAYATLAR YAŞANDI..

          Hani ''Herkesin bir gideni vardır içinden bir türlü uğurlayamadığı'' diyor ya şair.. Ben de bizim 'rampa' ya uğradım yine.. Rampa'dan alemlere aktığımız yere, Çığırtkanlar'a.. Bizim rahmetli bu defa hafif yan yatmış.. İlgi bekliyor.. 'Öyle acele acele birşeyler okuyup kaçmak yok' demek istiyor.. 'Tut bakam şu taşın ucundan kerhanacı..!” Baktım, her şey 1986'da bıraktığım gibi mezarlıkta.. Ağaçlar, mezar taşları, çeşme.. Mezar taşlarındaki doğum ve ölüm tarihlerinden kaç yıl yaşadıklarını anlamaya çalıştım mezarlık sakinlerinin.. Her şey çok aceleye gelmiş gibi geldi bana.. Ve çok şey yarım kalmış gibi..

    * * *

           Veremden ölenlerin mezar taşlarında "müteverrimen vefat'' yazarmış ya, Dilber Teyzeyi arıyorum.. Delilikse delilik.. Bir de,1961 yılında 19 Mayıs provalarında vefat eden bir öğrenci vardı, onu.. Şehirde ne kadar çok konuşulmuştu o çocuk.. Suçlamalar, suçlanmalar, müfettişler, tahkikatlar.. Rahmetli Orhan Bahri Ersoy Hoca da bir şiir yazmıştı o olay üzerine..

    * * *

          Itri'nin Segah tekbirini mırıldanarak yürüyorum ağaçların arasında.. Kadife Kemal abiye bir ''Turist Ömer'' selamı çakarak geçiyorum yanından.. Ağaçlar, sıra sıra taşlar, eski yeni.. Elli yıl önce ölenle, beş gün önce ölen yan yanalar.. Biraz ilerde çok görkemli bir mezar.. Belli ki kalantor birine ait.. Çok görkemli ama o da yan yatmış.. Her şey defnedildiği güne kadarmış belli.. Kimse gelip ucundan tutmamış düzeltelim diye.. Gelen başucunda acele acele bir şeyler okuyup çıkmış..

    * * *

          Dilimde Çinuçen Tanrıkorur'un şarkısı; Çinuçen Tanrıkorur da tası tarağı erkenden toplayanlardan;

    *

          Yakut, mine, zümrüt bana birdir kayalarla..

          bir gül dikeninden kanayan el neme yetmez?

          kaşane, sedir, sırma, ışık onların olsun

          bir köhne kitap, bir sarı kandil neme yetmez?

    *

          Bir çölde biten dal gibi ıssızsa bu gönlüm,

          dost aleminin ettiği kem söz neme yetmez?

          vardır anacak bir gün olup ismimi elbet

          bir servinin altında dolan göz neme yetmez?

    * * *

           Şehrin en zengini ile en garibanı yan yanalar mezarlıkta.. Yanına salavatla varılan Beyefendi'nin yanında bir gariban.. Odasına ceketini ilikleyip, kravatını yoklayarak girdiğin müdürün yanında bir başkası.. Abantspor lokalinde bilardo oynarken gördüğümüz arkadaş da orada.. Yavaşlayan topları üfleye üfleye hedefe götürmeye çalışırken hatırladığımız.. Hepsi bir aradalar.. Kimse kimsenin umurunda değil..

    * * *

          NE HAYATLAR YAŞANDI..

          Düşünüyorum da; ne hayatlar yaşandı fark edemediğimiz.. Nurten Yalçın'lara, Sedat Turgay'lara uyandık bazı günler.. Aycan'ın eczanesinde sohbet edip gülme krizlerine girdiğimiz Yavuz abi'lere uyandık.. Çukur mahallenin yakışıklısı, Hoca İsmail'in kankası..

    * * *

          Neredeler şimdi hakkaten? Avlacıoğlu nerde?, Hamamcılar? Arıcan abi? Ördekçiler.. Kimse kalmadı.. Balıkçı Yılmaz'lar, Kibarlar.. Kadriye Ablalar, Şıhların Ayşa'nımlar..? Ragıp Abi nerede? Ya Deli Hamide? Fırka'da bir bankta otururken yanımıza gelip "cürmümeşhut halinde yakaladım" diye bizi azarlayan., Arkadaşımı ''Gız ben seni bubana demez miyim! diye korkutup ağlatan..?

    * * *

          Nerede lale'li sümbüllü bahçeler.. Hercaili, menekşeli ara sokaklar..? Erguvanların terkedilmiş bir 'Anadol'un içinde dallanıp budaklandığı sokaklar.? Nerede Skodacı Ömer usta, Cevat usta, Kaynakçı Ali usta..?

    * * *

          Babama; 'Bak! diyorum; 'Beni dinlemek zorundasın.. Valla çeker giderim.. Ağlattın beni herkesin içinde.. Doktorlarla aram açıldı senin yüzünden.. Karslıoğlu'nun yüzüne bakamadım aylarca.. Gürkan Bey'le desen; eh işte, selam aleykümselam.. Karslıoğlu da vefat etti senden sonra, biliyor musun? Geçen geldiğimde söylemiş miydim? Geçenlerde de Gürkan Bey'i uğurladık..

    * * *

           Çiçekler nasıl? Neşet Bey'in mezarından çaldım.. Bir tane sana bir tane de Kadife Kemal Abi'ye.. Sen şatafatı seversin diye Çelenk bile aradım mezarların arasında.. Bulamadım.. Komşunun bahçesine de gitmiyorum artık biliyorsun.. Geçen sefer de dedim, görür mörür de; ''benim bahçeye dadandı bu Möhürcüler'' der.. Onun çiçeklerine mi kaldık.!

    * * *

           ''Sıkılıyor musun yoksa burda? Boş ver, sıkma canını.. Bak, herkes burda.. Sıkma canını.. 'Kemal papucu yarım! diye seslensen Kadife Kemal amca çıkar gelir karşıdan.. Yanında tapucu Hüsnü Bey'in oğlu;.. Kim bilir ne onbirler yaparsınız artık mezarların arasında.. ''Forvette 'Yamalı Maharem, kalede Şalvar Talip! diye başlayan ne onbirler.. Şalvar Talip de vefat etti biliyor musun..? Allah bilir onu da duymamışsındır.. Bir gözün mezarlığın kapısındadır Allah bilir.. Kim geliyor kim gidiyor? Güzel hanımlar filan..''

    * * *

           Trakya'da Süloğlu'nda yapmış babam askerliğini.. "Atlardan anlar mısın? demişler ilk gittiğinde.. Babam "ohooo!" demiş.. Aslında hayatında eşeğe bile binmiş adam değil.. İki defa düşüp kaburga kemiklerini kırmış orada.. At'ın solundan yaklaşıp üzengiye de sol ayağını koyarak sıçrayacakmışsın üzerine.. Kural buymuş.. Babam ata sağdan yaklaşıp üzengiye de sol ayağını koyup sıçrayınca; hooop ! Nasrettin Hoca gibi ters oturmuş atın üzerine.. Yerlere yatmış herkes gülmekten.. Kendisiyle dalga geçmeyi severdi rahmetli..

    * * *

           Ne bypass var o yıllarda, ne de kalbe stent takma gibi zamazingolar.. Komşumuz Aynur Hanım (Göksel) "Bir de benim Hocama gösterseniz" demişti kulağımıza eğilip.. "Bir de İskender Bey görseydi amca'yı.." Kısmet değilmiş Randevu da aldık ama olmadı, zaman yetmedi..

    * * *

          Babam.. Gece bir şey olur da annem korkar diye kaldığım evde ''ölü taklidi'' yapıp ödümü patlatan, ertesi gün gerçekten vefat eden..

    * * *

           Neyse, Kendinize iyi bakın dostlar.. Hiç bişey için üzülmemek, hiçbir şeyi kafaya takmamak lazım.. Bugün bir fotoğrafa rastlayınca anladım ki, bir mezar bulup içine girmek bile nasip meselesi.. Üzerinde adının yazılı olduğu bir mezar taşı bile nasip işi..

           Hoşça kalın..

           Erdoğan Mühürcüoğlu.. 13.01.2024

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    GÜNÜN SÖZÜ

    Şüphe etmek, bilmeye atılan ilk adımdır.

    SON YORUMLAR
    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak