Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Alaaddin Amca'nın katırı.. Hür Türkiye Adalet Partisi..

Erdoğan Mühürcüoğlu

    10 Mart 2014


          Siz 'Nazlı' eşeğin hikayesini duydunuz mu? İki turistin İstanbul'a gitmek için 300 Euro karşılığında bir eşek satın aldığını, Eşeğin sırtında yirmi gün yolculuk yapıp, Sultanahmet Meydanı'na geldiklerini.. Bir süre Sultanahmet Meydanı'nda eşekle gezip tozduktan sonra paralarının bittiğini ve 'Nazlı' eşeği satışa çıkarttıklarını..?
    ***
          Sultanahmet Meydanı'nda müşteri arayan iki turisti gören Fatih Belediyesi'ne ait zabıtalar bakmışlar ki, ortada bir eşek ve etrafında meraklı bir kalabalık var 'n'oluyo lan burda? diyerek olaya anında el koymuşlar.. İşte o zaman Nazlı'nın öyle sıradan bir eşek olmadığı, Türkiye eşekler arası güzellik yarışması birincisi olduğu anlaşılmış.. Eşek güzeli 'Miss Türkey' olduğu anlaşılınca vatandaşların ilgisi daha da bir artmış, bakanlar bir daha bakmaktan alamamış gözlerini.. 'ulan maşallah ne kadar güzel bir eşek hayvanı bu! demişler.. 'Allah nazarlardan saklasın..'
    ***
           Eee Ortada bir güzellik kraliçesi var ve etrafında da bir sürü insan.. Fatih Belediye ekipleri bu güzellik karşısında Nazlı' yı nasıl bıraksınlar, hem de korunmasız olarak ve orta yerde..? Mazallah, başına bir şey falan gelir belki diye düşünmüşler, yani çalınır malınır falan gibisine.. Aşık olduğu damacana ile asansörde yakalanan adam örneği de var tabii akıllarda.. Birileri eşeğe karpuz kabuğu falan verip ayartır belki diye 'Nazlı'yı ipinden çekerek alıp götürmüşler.. Hikaye bu kadar. Temmuz 2013 tarihli gazetelerde var bu haber, hem de çarşaf, çarşaf..
    ***
         Bir eşek hikayemiz daha var, Bu hikaye bizden, bizim coğrafyadan; Bolulu Alaaddin Amca'nın hikayesi.. Yanlız Alaaddin'leri karıştırmayalım lütfen.. Haberdeki Alaaddin Gökçe yetmiş yaşında bir ihtiyar, Hacca gidecek ama; 'boşa koyuyor dolmuyor, doluya koyuyor almıyor' denk getirip bir türlü gidemiyor adam.. E, gitmesin mi şimdi Alaaddin Amca Hicaz'a, hacı olamasın mı..? 'Yahu' demiş 'biz beygir tepesinde yedi düvele duman attırmadık mı? Attırdık..! 'peki biz 'kahraman bir ırkın ahvadı' değil miyiz..? 'evet öyleyiz! 'Köroğlu, Kiziroğlu Mustabey falan bizden değil mi? Evet, aynen öyle..!
    ***
          Ama Alaaddin Amca'nın ki Eşek değil, onunki katır, üstelik Türkiye güzeli de değil.. Olsun.. 'Hadi hanım seneye görüşürüz, kendine iyi bak ! demiş ve atlamış katırına Alaaddin Amca ve çıkmış yola.. Hanımı da bir kova su savurmuş peşinden; 'Hadi selametle git, selametle gel.. "Hadi bay bay, hacı cavcav..!" Neyse çok uzatmayalım, bu bizim yetmiş yaşındaki ihtiyar delikanlı, Bolu'dan çıktıktan elli gün sonra Halep'te polislere yakalanmış.. On sekiz gün ceza evinde yattıktan sonra Türkiye'ye iade edilmiş.. 'Valla yaren' diyormuş döndüğünde 'bu gadara yol gittim, goymadı da, hapis yatmak çok goydu bana..!
    ***
          'Canı yanan eşek yarış atını geçermiş..' Bu atasözü de benden olsun dedi arkadaşım.. Beygirli yazının altına koy oraya iyi gide..! Beşkavaklara da Kucak dolusu selamları varmış.. üzerimde kalmasın..
    ***

           Hür Türkiye Adalet Partisi
           Son bir bakış vardır ayrılıklarda; bir fotoğraf makinası deklanşörünün 'klik!' sesi kadar kısa bir an.. Ciğerin yanar, ne olduğu anlayamazsın, duyguların hislerin her şey 'karman çorman' olur.. Susarsın, güçlü görünmeye falan çalışırsın.. Gözlerini kaçırırsın.. 'tamam, tamam' falan diyerek geçiştirmeye çalışırsın.. 'uzaklar çare olur belki' dersin 'hadi kendine iyi bak..' ve yıllar geçer, bir gün; hiç beklemediğin bir gün, bir haber, bir selam gelir, kalbin yerinden çıkacak gibi olur..
    ***
           Çok eski bir gazetenin 'Kore'den Mesajlar' bölümünde Altmış dört sene önce gönderilmiş bir selam'a, bir asker selamına rastladım; 'Bolu'da bulunan anneme, babama, kardeşlerime ve dahi; tüm Bolulu hemşerilerime' diye başlayan bir mesaja.. Hemen tanıdım.. 'aaa ! dedim 'vallaha o!' 've aleykümselam' diye fısıldadım içimden.. Taa 1950 yılından sana bir selam gelmiş Kore'den; bir asker selamı.. O selam alınmaz mı hiç? 'Ben, oğlunuz Cemal Gökçesu, Seul'den Bolu'ya kucak dolusu selamlar' diyor son satırında.. Geç meç ! de olsa o selam, o asker selamı alınmaz mı hiç..? 'Yine yakmış yar mektubun ucunu' tarzı bir asker mektubu.. Takılmış kalmış besbelli bir yerlerde..
    ***
           Cemal Gökcesu'nun Seul'den Bolu'ya gönderdiği kucak dolusu selam bana dava vekili Ali Rıza Gökçesu ve yine dava vekili Osman Taşkınbaş ve arkadaşlarını hatırlattı.. Geçenlerde anlatacaktım, fırsat olmamıştı.. Dava vekili Osman bey ve bir kaç arkadaşı bir araya geldikçe 'Ne olacak bu memleketin hali' muhabbetleri yaparlarmış hep.. Bugün biz de yapıyoruz ya hani, onun gibi yani.. 50'li yıllarda oluyor bu dediklerim.. Yine böyle bir sohbet, muhabbet ortamında vatan millet Sakarya falan derken o kadar coşmuş, o kadar gaza gelmişler ki ; 'Parti kuralım anasını satayım' demişler; 'bu böyle olmayacak..'
    ***
          'Biz parti kuruyoruz ey ahali' diye ortaya çıktıklarında gülenler olmuş, dalga geçenler falan.. Ne yapıyorsunuz siz yahu, size mi kaldı bu işleri? diyenler.. Parti kuracaz diyorsunuz; tamam da, bu iş o kadar kolay mı? Önce izin mizin alacaksınız; sonra da dünya kadar para lazım.. 'Olsun' demişler 'kervan yolda düzelir, bu milletin başına Osman bey gibi bir başbakan lazım Bolu'dan' ve hakikaten de partiyi kurmuşlar.. Türkiye genelinde büyük de ilgi görmüş bu parti.. Yapılan bir törenle 'Hür Türkiye Adalet Partisi' tabelasını da asmışlar parti binasına..
    ***
          Daha önce Bolu'daki haşhaş tarlalarının varlığından bahsederken hiç değilse tek bir kare fotoğraf olsaydı demiştik, kırmızıya, beyaza, ya da eflatuna bulanmış bir Bolu fotoğrafı.. Ne güzel olurdu, nasıl da yakışırdı demiştik.. 'Hür Türkiye Adalet partisi' bina'sının da tek bir fotoğrafı bile yok.. Aslında çok eski bir tarih de değil.. Hani 'makina yoktu, film yoktu' diyeceğimiz kadar uzak bir tarih değil.. O yıllarda çekilmiş hepsi de birbirine benzeyen yüzlerce fotoğraf var halbuki..
    ***
          Ee, n'olmuş peki, bizim Hür Türkiye Adalet partisi..? Efendim, bizim bu partinin elamanları iki ay içinde birbirlerine düşüp gırtlak gırtlağa gelince, bazıları CHP'ye bazıları da DP'ye geçmişler.. Her ne kadar Genel başkan Osman bey 'Biz geniş halk kitlelerinin partisiyiz' falan diyormuşsa da; TBMM kayıtlarına göre partide Genel Başkan Dava Vekili Osman Taşkınbaş, Genel Başkan Yardımcısı Zabıt Katibi Ali Fevzi Sağlam ve Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Adliye'de Çaycı Kemal Anaç kalmış.. Topu topu üç kişi kalınca, parti olma özelliğini kaybettiği için resmen kapanmış..
    ***
        Evlerinde bir ipekten halı var
        Şeker yemiş dudağında balı var
        Bende bildim bir vefasız yarim var

         Ayıp derler kendi düşen ağlamaz
         Al üstüne karaları bağlamaz

         Bu bir Antep türküsü, gençliğimizde çok dinlerdik bu türküyü, çay bahçelerinde fırkada, Mahfel'de.. Biraz da arabesk bir havası var türkünün; belki de o yüzden meşhur olması, çok sevilmesi.. Meğer bu Antep türküsünü de bizim Emin Aldemir Hoca derlemiş, o havalandırmış türküyü, meşhur etmiş.. Nakarat bölümünü koro okurdu bu türkünün.. Dönemin yerli filmlerinde de çok dinlerdik..
    ***
         Neşet Ertaş'ın anılarında okudum.. Neşet Ertaş'ın sanat hayatına büyük katkısı olmuş Emin Aldemir'in.. Bir anısında; 'o gün radyo'ya gittim, beni elimde kocaman bir bağlama ile görenler "Emin Bey, o çocuk gene geldi, sizi görmek istiyor" demişler.. Emin Aldemir geldi, beni alt kata bir yere indirdi, bir sürü ünlü sanatçı'nın da olduğu bir bölüme..
    ***
          Bir köşede oturmuş, heyecanla bekliyorum; Emin bey bana "haydi bir şeyler çal bakalım' dedi 'şöyle Bolu'dan bir şeyler çal sabah sabah da keyfimiz yerine gelsin' Ben sazı akort ederken, Emin Aldemir de önümde dikilmiş, "hadi çal" deyip duruyor, akort etmeden nasıl çalayım..? Neyse çalıp söylemeye başlayınca, oradaki sanatçılar "ooo, bu çocuk güzel çalıyor, güzel söylüyor" dediler, "bu çocuğa radyo'da bir türkü söyletsene Emin bey..'
    ***
          Emin Aldemir'den bahsederken Ali Murat Karageyik'i de anmadan olmaz.. O da 1950'li yıllarda TRT'de Bolu Türküleri çalıp söyleyen Bolu ekibinin başındadır.. Ali Murat Karageyik, Ahmet Sevinç, Emin Aldemir, Genca ve diğerleri de vardır bu ekipte.. Emin Aldemir zaten TRT'dedir, ekibe Ankara'da katılır her seferinde.. Karageyik'lerin evi panayır yolunda ve bizim mahalleye çok yakın bir yerde olduğu için o evde zaman zaman yapılan müzikli toplantılara biz de yakından şahit olurduk..
    ***
         Hatta ellerinde bağlama, klarnet gibi aletlerle eve girip çıkan bir sürü ünlü sanatçıyı da görmüştük.. Araba tekerinden çemberlerimizi evin duvarına dayar, kaldırıma oturur o meşhur radyo sanatçılarından mikrofonsuz, çıplak sesle söyledikleri türküleri dinlerdik.. Geçenlerde Metin Karageyik Bey'in bir yorumundan bizim dinlediğimiz türkülerin radyo için yapılan provalar olduğunu, ve eve girip çıkanların da Saniye Can, Nurettin Çamlıdağ, Osman Özdenkçi, Nida Tüfekçi, Ahmet Sezgin, Ahmet Gazi Ayhan gibi ünlü sanatçılar olduğunu; Bolu'ya her gelişlerinde Ali Murat Hoca'dan bir şeyler öğrenmek bir şeyler kapmak için ziyaret ettiklerini öğrendik..
    ***
         Bu sanatçıların Bolu sokaklarında dolaşıp 'Karageyikler'in evinde zamanın meşhur türkülerini okumaları önemli bir olaydı o yıllar için.. Düşünün 1950 yılından, ara sokakların birinden ve bir ahşap evin ikinci katında toplanmış zamanın en ünlü sanatçılarından bahsediyoruz.. Hoş sohbet, esprili ve nüktedan insanlar'dan, usta müzisyenlerden.. Ülkenin her yerinde vatandaşların cikletlerden çıkan resimlerde görebildiği ve o resimleri özenle biriktirdiği sanatçılardan..
    ***
          Berber Fadıl Abi'nin de o eve girip çıkanların içinde olduğunu, sesinin güzelliği ile misafirlerin dikkatini çektiğini, radyo sanatçısı olmak için oldukça ciddi girişimlerde bulunduğunu da yeni öğrendim.. Bir başka gün de onu yazarız .. Hepsine de rahmet olsun..
    Hoşça kalın.. 
                                                       

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak Bolu Çatı Tamiri Bolu Kamera Sistemleri Tonet Sandalye