Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Cahit Hoca.. Ahmet Özhancı.. Zatülhareke..

Erdoğan Mühürcüoğlu

    3 Kasım 2017

         Cahit Hoca.. Ahmet Özhancı.. Zatülhareke..

          Ağrı'da Kıraathane işleten biriyle tanıştığımı yazmıştım, hatırladınız mı? Hani adam Cahit Sinan'ın Hacettepe'de asla ve kat'a oynamadığını iddia ediyordu.. İş inada binince de 'Hacettepe formalı bir fotoğrafını getir' demişti 'hepinizin gözü önünde yiyecem o fotoğrafı..'

    * * *

          İşte o fotoğraf İzmir'den e-mail olarak geldi dün.. 26 Eylül 1959'da İstanbul'da çekilmiş.. Nasıl helecan yaptım, nasıl elim ayağıma dolaştı.. Atladım bi taksiye gittim doooğru Mustafendi'nin kıraathanesine.. Uzattım cep telefonunu 'Hadi' dedim 'ye bakam şimdi bu fotoğrafı çaycılar kıralı..!

    * * *

         Fotoğrafın sahibi İzmir'de yaşıyormuş.. 1958- 60 yıllarında Ankarada'ymışlar.. 'Cebeci Çayırı'ndan Kurtuluş'a giderken yazlık bir Sinema vardı' diyor, 'Akşamları orada çalışırdı Hacettepe.. Futbolcuların hepsi Ankaralı'ydı.. Dışardan bir tek Cahit Sinan vardı santrafor olarak.. Kaleci Cihatlar, Turgaylar, rahmetli Selahattin Torkallar hep orada yetişti..' Yazılarımı takip ediyormuş.. 'O kahveci bozuntusuna kızmasam asla aramazdım' diyor..

    * * *

          Telefonu kapattıktan sonra Bolu'nun en renkli kişilerinin1920 ile 1950 yılları arasında yaşadığına iyice emin oldum.. Şehrin bir köşesinde gazete çıkaran var, başka bir köşesinde Tevfik Efendi ney üflüyor, bir başka köşede Deli Refik kendi ürettiği rakının dağıtımını yapıyor eşek arabasıyla.. Eski bir evin giriş katında Nazire Şendil'e ait matbaa var.. Bir başka köşede fotoğrafçı Suphi beyin sinema makinası..

    * * *

          Bolu'ya gitmek gelmiyor içimden' diyordu telefondaki arkadaş.. 'Biraz da kırgınım galiba' diyordu.. 'Özlem yok mu, var tabii.. Dedemin gündüzleri eşeğini bağladığı yazlık sinema bile geliyor aklıma.. Fıratlı, Baykan.. Kadir Turan'ın işlettiği Safa Kıraathanesi.. Mustafa Tekin Bey'in Fırka'daki Aile Sineması..

    * * *

          AHMET ÖZHANCI..

          Kazım ve Besim İkizünal'ı bile hatırlattı bana.. Kazım ve Besim İkizünal..  Tek yumurta ikizi.. Bizim kuşaktaki erkek populasyonun ya saçını kesmiş, ya çükünü.. Operasyona gittikleri çantayı bile hatırlarım.. Bitişiğindeki otobüs yazıhanesini de.. Sigara yanığı masa örtüsü, kenarından süngeri çıkmış iskemle, bir ayağını altına almış yazıhane görevlisi.. Hem içerde hem dışarda yolculara ait sepet, zenbil, çanta ve valiz türü eşyalar.. Karşısında Belediye nikah salonu.. Kapısında rahmetli Cos Ahmet'in annesi..

    * * *

          İsmail Özer Arap Sabunuyla yıkatsın dursun Hürriyet Caddesi'ni.. Hükümetin önünde 20'nci Piyade Alayı çalsın dursun marşları.. Biz Küçük IIıca'nın bahçesinde Zeki Müren dinlerdik dedemle.. Oturduğumuz yerden Sadık Ağa'yı görürdük.. Gölgesinde mevsimler boyu oturduğu ağacın altında.. Önünde ispirto şişesi, elinde saz.. Balta ağacın dalında asılı.. Yanımızda Aktaş'tan Hasan Özhancı.. Gecelerin efendisi.. Onsuz ne çalgı oluyor şehirde, ne de çengi.. Atatürk'ün 'Bu akşamki Balo'ya Hasan da gelsin' dediği kişi.. 'Gelsin de, karşılıklı bi zeybek oynayalım' dediği..

    * * *

          TAŞHAN..

          Zor yıllar.. Ağır kış şartları.. Atına kızak taktıkları öküz arabalarıyla dağdan odun getiren köylüler, duvarlarda asılı verem savaş afişleri.. Her gün tükürüğünde kan görecekleri korkusuyla yaşayan insanlar.. İlçelerden Verem savaş dispanserine diye gelip yatacak yer bulamayan hastalar..

    * * *

           Şehirde doğru dürüst otel mi var.. 25 yataklı Abant oteli, 16 yataklı Belediye Oteli, 15 yataklı Gerede Oteli ile 20 yataklı Süreyya Oteli var sadece.. Bir de Nuri Aka'nın 15 yataklı Çukurhan'ı ile Ahmet Bulut'un 5 (beş) yataklı Yenihan'ı.. Bir de hiç yatağı olmayan Şermet Hanı var.. Atların bağlandığı bölümden at kişnemeleri eşek anırmaları gelmese, sabahçı kahvesi falan zannedersin..

    * * * .

          Taşhan'ı zaten yok farzet.. Orada ne yatak var ne de yorgan.. Gerçi Ömer efendi ile Kerim ağa bir kaç gün kalmışlar ama, taa 1957'de ve film icabı.. Ömer rolünde Ayhan Işık, Kerim ağa rolünde Nubar Terziyan.. Bir de o sıralar 17 yaşında olan Pervin Par var..

    * * *

           Taşhan, benim gözümde Yüzbaşı Tommiks'in Kulver Kalesi o zamanlar.. Avluda Tommiks; yani ben, yanımda sevgilim Suzi.. Doktor ve arkadaşı Konyakçı'da üst katta Hamdi Genca'nın çantacı dükkanında.. Dışarda ateş dansı yapan Kızılderililer..

    * * *

          "Ayının kırk türküsü var, kırkı da armut üstüne" diyor benim Dadıçlı Kollege.. 'Endi gün kazayla paylaştığın bir fotoğrafta vardı senin Suzi' diyor 'farketmedik sanma, bizden kaçmaz..!'

    * * *

           ZATÜLHAREKE.

          Zor yıllardı gerçekten.. Acil bir durumda hastaneye gidecek vasıta bulamazsın.. At arabası var, öküz arabası var, fayton var.. Bir de Damgacıların sepetli motosikleti.. Daha ne Üzeyir usta var piyasada, ne de Landrover cipi ile 'Eşşekçi Nurettin' abi.. Nurettin abi Hicran ablanın babası, Yanık Hayri Abi'nin de kayınpederi..

    * * * *

           Teppetciler, Esetbeyler, Alaboyunlar, Kepekciler, Mehmetali Hocalar.. Evlerinin altındaki dehlizden komşu bahçelere geçmeye çalıştığımız Taşoluklular.. Ne o eski evler kaldı şimdi, ne de o sokakları dolduran çocuk sesleri..

    * * *

            Babam bizim ahalinin Üzeyir Usta'nın arabasından pek hazzetmediğini anlatırdı... Bir şeye benzetemedikleri için de 'zatülhareke' dediklerini.. Yani kendi kendine hareket eden.. En çok da, dedem 'Arabacı İsmail ağa' gıcık kapmış bu garip arabadan.. Daha karşıdan gelirken eli ayağı boşalıyormuş 'zerhoş' dedemin.. Atları ürküp de zapt edilemeyince, başlıyormuş sövüp saymaya.. 'Godumun zatülhareke'si' diyormuş 'gidişin olur da dönüşün olmaz inşallah..'

    * * *

          O yıllarda zerhoş dedemin en has arkadaşlarından biri de Zerhoş Ali Çavuş.. İki tek attı mı, çıkar kapının önüne hadise çıkarır.. 'Şerefsizler, godoşlar, eşşoğlu eşekler..! Kara kuru biriymiş ama deli kuvveti varmış adamda.. 'İllallah" demiş mahalleli,"bi ölse de kurtulsak.. "

    * * *

            Delirecektim az kalsın.. Gece olmuş üç buçuk, adam telefonda Seher Hanım'ın udunu soruyor bana.. 'Kınalarda def çalan Nafiye kimdi? Seher hanımın udu ne oldu? 'Hemşerim' dedim 'sen deli misin yaw? Bu saatte adam aranır mı? Ne bilecem ben Seher Hanım'ın udunun nerede olduğunu..

    * * *

           Kafasına takılmış, çok pardonmuş.. Uykumun bölündüğüne mi yanayım, zorla uyuttuğum torunun uyandığına mı.. Hanım desen kalkmış "Hay ben senin yazacağın yazının" diye söyleniyor..

           Hoşça kalın..

    * * *

              Erdoğan Mühürcüoğlu.. (03.11.2017)

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak