“Eleştiri belki güzel bir şey değildir, ama gereklidir. Ağrıyla aynı işi görür. Çünkü ağrı da vücutta bir arıza olduğunu haber verir.” Winston Churchill

Fosforlu Cevriye.. Koca Çetin Abi..

Erdoğan Mühürcüoğlu

Fosforlu Cevriye.. Koca Çetin Abi..
    13 Mart 2021

            FOSFORLU CEVRİYE.. KOCA ÇETİN ABİ..

             Meral Akşener'in dünkü konuşmasından sonra yeniden aklıma geldi.. Suat Derviş'in romanından uyarlanmış Fosforlu Cevriye diye bir film vardı hatırlar mısınız? Aynalı karakollara düşen, kolları damgalı, kara sevdası gözlerinden belli.. Sokaklarda büyümüş, evsiz, barksız.. Çevresinde yasa tanımaz kişiler olan; yankesiciler, kabadayılar, fahişeler..

    * * *

          Filmin iş yapması üzerine 'Kıtıpiyoz'a Tuzak' ve 'Fosforlu Oyuna Gelmez' filmlerini de yapmıştı bizim uyanık sinemacılar.. Ardından da 'Karakolda Ayna Var” ile 'Kız Kolunda Damga Var” filmlerini.. Aslında 1930'larda yaşanan gerçek bir olaydan yola çıkılarak çevrilmişti o filmler..

    * * *

          Filmde; hayat kadını biri vardı.. Polisten kaçarken bir sandala sığınan ve orada tanıştığı 'Entel' bir adama sevdalanan.. Konusu o kadar olağanüstü değildi ama; şarkısı güzeldi.. Belki sırf o yüzden bu güne kadar gelebildi Fosforlu Cevriye..

    * * *

          Yukarıda; ''aslında gerçek bir olaydan yola çıkılarak yapılmış'' dedik ya.. Biraz kurcalayınca çok şaşırtıcı bilgiler çıkmıştı içinden.. 1930'larda yaşanan bu gerçek olayda Bolu'nun da adı geçiyordu sık sık.. Hem de ne geçme..

    * * *

          Eline tutuşturulan eroin paketi ile yakalanınca, bir yıl hapis cezası almıştı Fosforlu Cevriye.. Cezaevi sonrası da Bolu'ya sürgün'e gönderilmişti.. Daha sonra da hep birlikte yaşamaya başlamıştık onunla.. Yokar çarşı, aşşa çarşı, Bolu pazarı, panayır.. O sıralar bizdeki Abi'lerin de hepsi o biçim; hiç yabancılık çektirmemişlerdi Fosforlu'ya..

    * * *

          Dedem İsmail ağa vardı mesela.. Yaylı arabasını gözden uzak bi yerde görmesin zaptiyeler.. Anında basarlarmış orayı; ''eller yukarı İsmail Ağa cepler dışarı..! Bir bakarlarmış ki, şehirde ne kadar eski kulağı kesik varsa orda.. Orta yerde tombulca bir apla; çevresinde İsmail ağa ile arkadaşları.. 'Hamam tası gümüşten / Yeni çıktım ben işten.. Teey teeey teeeeytt..!

    * * *

          Ilcaya yolcu taşırken bile ıslıkla çaldığı türküye, omuzlarını oynatarak eşlik eden biri İsmail ağa.. Keyfine düşkün, iki köfte için mangal yakan adam.. Lazlar'ın fırınından karneyle ekmek alır, arka bahçede kuyunun başında mangal yapar..

    * * *

           Neyse uzatmayalım; Fosforlu Cevriye'nin cezası dolmadan, bizim kamyonculardan birini kafaya alıp Bolu'dan kaçması var.. Kaçması ve tekrar kanun kaçağı durumuna düşmesi.. ''Şimdi'' diyorum, ''o kamyon şoförü aranıp bulunmaz mı sayın okur.. Kimdir? Kimlerdendir? Neler yaşanmıştır aralarında; sorulmaz mı..?

    * * *

           Film deyince, Fosforlu Cevriye gibi 60'lı yıllarda izleyip unutamadığım bir kaç film daha vardır benim; Sidney Poitier'in 'Sevgili Öğretmenim'i, Charles Bronson'un 'Yağmurla gelen adam, Dustin Hofman'ın 'Köpekler'i gibi.. Bir alman kanalında rastlayıp yeniden izlediğim Sevgili öğretmenim'in üzerinden de kırk yıl geçmiş nerdeyse..

    * * *

          Filmde asıl mesleği mühendislik olan Sidney Poitier'in bir lisede öğretmen olarak işe başlaması anlatılıyordu.. Genç ve deneyimsiz bir öğretmen ile çeşitli okullardan kovularak gelmiş bisürü haylaz öğrenci.. Ve onlarla arkadaş olmayı, sorunlarına eğilmeyi deneyen Sidney Poitier..

    * * *

           Öğretmen olmak; üstelik bir lisede öğretmen olmak; zor iş.. Kimse evinde bir tanesiyle baş edemezken sen her sınıfta en az 30-40 kişiyle uğraşıyorsun; Ukelası var, benim gibi problemlisi var, cıvığı var.. Var oğlu var..

    * * *

           Bolu Lisesi'nde yaşanmış çok komik bir olay dinlemiştim; Teneffüste usulca yaklaştığı arkadaşının hayalarını sıkarak cıyak cıyak bağırtan biri vardı.. Ve aynı şakayı ertesi günü gri takım elbisesinden tanıdığı arkadaşına yaparak intikam almak isteyen diğeri.. Gri takım elbiselinin okula yeni atanan Türkçe'ci olduğu anlaşılınca da okulda kızılca kıyametin kopması.. Ne zaman, eşşek şakaları ve rahmetli Neşet konusu açılsa hep bu olay gelir aklıma..

    * * *

          Ve o gün önüme konan fotoğraf gelir.. Mehmet Özkoç'un, Sabri İnceler'in ve Amerikalı karı koca ingilizceci'nin olduğu.. Ve çoğu liseden kızlı erkekli arkadaşların.. Bir çoğunun isimlerini bile unutmuşuz.. Bazıları da kanatlanıp uçtular aramızdan.. "Hani eski bir resme bakarken" diyordu ya Erol Evgin, "Hani yılları sayar da insan" diyordu ya.. "Hani gözleri dolar ya birden.." İşte öyle bir şey..

    * * *

          ÇETİN ABİ..

         "Dinle" diyor Çetin Abi.. ''Güzel başlamışsın ama, bir kaç motif daha eklersen süper olur bu yazı.. Hayri abi'nin Hicran Abla'ya olan aşkını yazabilirsin mesela.. Yanık Hayri Abi iyi gider buraya.. Bizim millet sever böyle şeyleri.. Hayri Abi'nin, Hicran Abla'yla evlendiğini yazarsın, Vural isminde çocukları olduğunu..

    * * *

           ''Aşklarına nazar değdi, boşandılar'' dersin mesela.. ''Hayri abi vefat ettiğinde Hicran Abla'nın geldiğini, cenazeyi uzaktan izlediğini filan yazarsın.. Boşluklara da bir şeyler serpiştiririz.. Sende yalan çok nasıl olsa.. ''Oha ! diyorum.. ''Oha ya! Sen benim için koca götlü Çetin derken iyiydi..

    * * *

           ''Borazanlardan Sakallı İsmail vardı onu da yazalım'' diyor.. ''Konuşmalarına ''anam avradım olsun'' diye başlayan Sakallı İsmail'i.. Sonra Atlı Karıncacı Talat var Akpınar'dan, Sümer mahallesinden Garip Kardeşler var.. Konudan çok ne var tontiş..''

    * * *

          ''Garip Kardeşleri duymadım'' diyorum yalandan.. ''Olmadı işte'' diyor ''Panayırda motosiklet gösterisi yapıyorlardı.. Nasıl duymazsın ! 8-10 metre yüksekliğindeki bir fıçı' nın içinde fırıl fırıl dönüyordu adamlar.. ''

    * * *

           Yunis Bayram ve abisi İdris Bayram'mış Garip Kardeşler dediği.. Gösterinin sonunda, seyirciye iyice yaklaşıp öyle bir dönüyorlarmış ki motosikletle; görsem feleğim şaşarmış.. Yüzlerini bayrakla kapatarak hem de..

    * * *

           Ben Garip Kardeşleri yazdım aslında.. O gösterilere Alamet-i Üstüvane ya da Ölüm Duvarı'' dendiğini de.. Hatta o yazı vesilesiyle Ekşi Sözlüğe bile konu olduk geçenlerde.. ''Duymadım'' demem, belki yeni bir şey daha duyarım diye kendisinden..

    * * *

          ''Reşat Aker'in bir 'Taşoluk' türküsü var'' diyor, ''onunla kapat bari.. Bizim köyün de namı yürüsün biraz..'' Ayıp ettin dedim.. Yazdım gitti..

    *

         Taşoluğun pınarları harlayor,

         Mehmet efenin de silahları parlayor,

         Gökte melek yerde insan ağlayor..

         Amanın ağalar böyle zulüm olur mu?

    *

           Hoşça kalın arkadaşlar.. Kendinize iyi bakın.. Maskeyi de mesafeyi de unutmayın.. Aşı bulunca da hemen aşlanın..

           Erdoğan MÜHÜRCÜOĞLU.. 13. 03. 2021

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak