Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Eskilerden..

Erdoğan Mühürcüoğlu

    8 Aralık 2016

         Eskilerden..
          Sen dün ne yediğini hatırlayamıyorsun ama senin bahçedeki Erik hiç bir şeyi atlamıyor.. Geceyi biliyor gündüzü biliyor, dört mevsimi biliyor.. Hesap makinası falan yok elinde.. Önce çiçekleniyor, sonra yapraklanıyor, meyve veriyor.. Sonra bir bakıyor ki, yaz bitmiş.. Hani şarkıda da var ya; 'konfeti gibi' dökmeye başlıyor yapraklarını.. Her şey ezberinde yani.. Nedense Erik ağacı dendi mi; Kerime Nadir'in 'Erikler çiçek açtı' romanını hatırlarım ben.. Kitabın kapağındaki bol çiçekli erik ağacı resmini..
    * * *
          1963 Tabaklar Mahallesi yangınını konuştuk İsmail abiyle.. 4-5 evin yandığı; mahalle sakinlerinin pijamalarıyla sokaklara döküldüğü yangını.. Abaza Kudret'in o gece şahlanarak, alevlerin arasına daldığı; ellerinin ayaklarının yanması pahasına komşularının eşyalarını kurtardığı; ve bir komşu kapısı önünde yanık yerlerine zeytin yağı falan sürülmeye çalışıldığı.. 
    * * *
           HAMİT ÇAVUŞ.. 
           Şimdi işler değişti, işler bi başka oldu şimdi.. Adam toplamış başına kıraathanede 8- 10 kişiyi; anlatıyor da anlatıyor.. Öyle bir askerlik yapmış ki; öf, öf, öf.. Siper kazmış, tüfek çatmış, nöbet tutmuş.. Adam Burdur'da bir kaç ay paralı askerlik yapmış, ama öyle anlatıyor ki, Yunanı İzmir'de denize döken kendisi..
    * * *
          Hatırlar mısınız? Bolu'lu bir Hamit çavuş vardı, Çanakkale'de İngilizlere esir düşen, Myammar'daki esir kampından kaçarak kurtulan.. Sonra, ha orası, ha burası derken kendini Çin'de bulan.. Bilmem kaç milyarlık memlekette elleri cebinde bir garip Bolu'lu.. Hamit Çavuşa; 'sen' demişlerdi, 'hiç buralarda oyalanma, şu gördüğün sınırlar Türkmenistan'a ait, oraya geç, bir çare bulurlar sana..' Geçiş o geçiş.. Tam 46 yıl sürmüştü buradaki yaşamı.. Evlenmiş çoluk çocuk sahibi olmuştu.. 
    * * *
           Çocuklarından biri; Büyükelçi olanı babasına pasaport çıkartmış; 'Hep anlatıp dururdun, Bolu'luyum derdin, al bu pasaportu, git memleketine hasret gider' demişti.. Pasaportu kaptığı gibi, atlamıştı Hamit Çavuş teyyarenin birine..
    * * *
           Hani, Alpağut Köyü'nde, evinin önünde dolaşan yabancıyı görünce ev sahibi bayan kapıya çıkmış 'Hayırdır!” demişti, 'birine mi baktınız?”  'Evet' demişti yabancı 'Burada Hamit diye biri oturuyordu ona bakmıştım..' 
    * * *
          'Ohoooo ! demişti ev sahibi 'Hamit öleli yıllar oldu.. Benden başka kimse kalmadı onlardan.. 'Ee, demişti yabancı; 'Bir kız çocuğu olacaktı bu evde, ismi Hacer, şu ceviz'in altında abisiyle oyun oynarlardı, o da mı yok, o da mı gitti..? Kadın bakakalmıştı yabancının gözlerine.. Sendelemiş ve 'Abi! diye bir çığlık atmıştı.. 'Abi sen misin? Hamit abi sen mi geldinn..! Çanakkale Savaşını da anlatan bir belgesel yapmış Taha Akyol.. İzlerken hep bunlar geldi aklıma.. Bolu'dan askere diye çıkan, 46 yıl sonra anca dönebilen Hamit Çavuş.. 
    * * *
          MEZARLIK..
          Üniversitenin kurulduğundan bu yana epey değişmiş Bolu.. Büyümüş, farklılaşmış.. İçerdeyken pek anlaşılmıyor ama dışardan gelince hemen fark ediyorsunuz.. Kurban bayramıydı galiba, gezdim, dolaştım, yolumun üzerinde dikkatimi çeken ne varsa fotoğrafladım.. Şöyle dönüp bir baktım da, Akpınar, Gölyüzü, Karaçayır, hala şehrin tarihi dokusunu en iyi gösteren semtler.. Sokaklar evler bahçeler aynen duruyor.. 
    * * *
          Çığırtkanlar'a gitmez miyim? En sevdiğim yerlerin başında gelir mezarlıklar.. Ağaçlar, sıra sıra mezar taşları, çeşme.. Elli sene önce ölenle, beş gün önce ölen yan yana.. İlerde görkemli bir mezar.. Belli ki çok kalantor birinin.. Ama yan yatmış.. Her şey defnedildiği güne kadarmış belli.. Gelen acele acele birşeyler okuyup çıkıyor.. Baklava tepsisi arabanın bagajında, fiyonklu kutu şeker küçük kızın elinde.. Mezar taşlarının en hoş olanı da hemen girişteki.. Daha girerken dudaklarımı ısırmaya başladığım 'ölmez ailesi'.. Tamam da, ölmüşsün be abi.. Bu inat neyin nesi....
    * * *
           Neyse, bir tanıyan falan çıkar da.. Itri'nin Segah tekbirini mırıldanarak yürüyorum kabristanda.. Sağımda Aktar Arif Efendi'nin oğlu 'Kadife Kemal' abi.. Şehrin en renkli kişilerinden.. Eşi Mine Hanımla Mahvel'de yapılan düğünlerin en iyi dans eden, en güzel vals yapan çifti.. İstanbul'a gittiklerinde Çiçek Pasajı'na uğramadan dönmeyen.. Şefleri Haydar olmak üzere bütün garsonların etrafında fırıl fırıl döndüğü..
    * * *
           Nasılsa kızamaz, arkamdan seslenip, kalbimi kıramaz.. 'Oh olsun! diyorum.. 'Haydar kokoreç getir!, Haydar midye tava getir!, Haydar kalamar getir..! Gördün mü şimdi gününü..? Bir çiçek bırakıp ayrılıyorum yanından.. Altan Doyran Abi'yle yan yanalar.. El sallıyorlar.. 
    * * *
          Ve son mezar.. 'Bak! diyorum; 'Peşin söyleyeyim; Beni dinlemek zorundasın.. Valla çeker giderim, kalırsın tek başına.. Hiç bir şey de yapamazsın artık.. Ağlattın beni herkesin içinde.. Doktorlarla aram açıldı senin yüzünden.. Karslıoğlu'nun yüzüne bakamadım aylarca.. Gürkan Beyle desen; eh işte, şöyle böyle.. Nasıl çiçekleri beğendin mi bari? İlerdeki mezardan çaldım..! Neşet Başbuğu'nun mezarından.. Bir tane sana, bir tane de Kadife Kemal Abi'ye..
    * * *
         ZERDE BIYIK..
         Adama bir bakıyorsun iki dirhem bir çekirdek.. Simokin giymiş, papyon takmış.. Ama yazdıklarını okumaya başlayınca; şaşırıyorsun.. Eski belediye reisi Reşat Aker Bey'den bahsediyorum;
    *
        Bizler geldik takla makla
        Aç karnına yenmez bakla
        Benim ağam aşçıbaşı
        Bize biraz tatlı sakla.. 
    *
         Hahahaha, Böyle de bir Bolu Türküsü olduğunu hiç duymadıydım.. Notası da var internette, bugün gördüm..
    * * *
         Çok köklü meşhur bir aile var çıkınlar Mahallesi'nde; Azmi Bey'ler.. Aslında Birkaç kez yazmaya niyetlenip de cesaret edemediğim bir konu.. Tam anlatacam; anlatılması gereken bir sürü olay ve kişiyi görünce yarıda bırakıp kaçıyorum.. Konak sahibi Azmi Ağanın TRT kayıtlarına geçen birkaç türküsü var.. Biri şöyle mesela;
    *
         Gurbet ele gönderdim salma yenlimi,
         Gerdeni beş karış çifte benlimi..

         Azmi beyler 'Adanalı Zerde bıyık Hasan Bey sülalesinden geliyor.. Çok, çok eskiden kız ala ala taaa Bolu'ya kadar gelip dayanmışlar.. Bolu Beyi Tevfik Bey var bu aileden.. Onun midilli cinsi 'cüce' atıyla bir geçişi varmış ki kapalı hal binasından; ömre bedel.. Başında arkaya ittiği kasket, kulağının kenarında cigara.. Bir elinde dizginler diğer elinde kamçı.. Vahşi Batı'nın efsane kovboylarından biri gibi.. Gerçi at çok küçük.. Ayaklar yere değiyor haliyle.. Ama, olsun.. At attır gerisi fasa fiso..
    * * *
         GENCO ERKAL..
         Genco Erkal'ın Bolu'dan, Şerbetçiler'den olduğunu da bugün öğrendim.. Bolu Gençlik takımında oynayan 'Cöp Cöp Turan abi vardı, ona bakayım derken Genco Erkal çıktı karşıma.. Adam ana tarafından Bolu'luymuş meğer.. Sık sık gelir, yağını, yoğurdunu, keşini, cevizini alır tekrar dönermiş İstanbul'a.. 
    * * *
          Baktım da; Bir Bolu damarı da var zaten ailede.. Geçenlerde küs olduğu biladeri gelip evi köyü yakmış gitmiş.. Çok dertli Genco abi.. Ben şeyi diyordum; Cöp Cöp Turan abiyi.. Nerde kaldığımı da unuttum.. Halk Bankası Genel Müdürlüğü'ne kadar yükselmiş Turan abi.. Tabaklardandı, Çavuşlar tarlasının olduğu mıntıkadan.. Oradan iyi futbolcular yetişti hakkaten.. 'Yandım Ayşe' Abla'nın 'İnersem aşağıya!” tehditleri altında yapılan mahalle maçlarında yetiştiler.. Mehmet Başaygün abinin annesinin.. 
    * * *
          İsmail abim 'Senin anlattığın Hastanenin arka sokağına uçuşan zümrüdü anka kuşları vardı ya' diyor.. 'Eee? 'Orada, Ziraat Bankası evlerinin sahasında da çok maç yapardı bunlar.. Yüksel Kırmusaoğlu, Turan abi, Karaçayır tarafından Köse İsmail.. Bunları da yaz' Tamam yazalım da, hastaneden firar eden kuşlar zümrüdü anka kuşları değildi ki İsmail abi, Tavus kuşlarıydı.. Başka bi yerde deme diye yani.. Barış Akarsu'nun bir şarkısı vardı ya;
    *
         Zümrüt-ü anka bir kara karga
         çağırma gelmez kendisi darda..
    *
           Keşke demeseydim.. Çok bozuldu.. Bolu'ya gelirsem yanına oturtup bi yazı yazdıracakmış bana.. 'Bakacam' diyor 'sen mi yazıyorsun bu yazıları..? Yazıklar olsun..! Bir de Nescafe ısmarladık adama..
            Hoşça kalın..   (30 Mart 2015)
                                                  Erdoğan Mühürcüoğlu 
     

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Cafe Masa Sandalye Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak