Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Kargasekmez.. Bayan Roosevelt.. Gerede'de Dünya Starı..

Erdoğan Mühürcüoğlu

    8 Eylül 2014

          Yaşam, üzerine üzerine gelmeye başladığında onu zorlama, sorgulama.. Estekmiş, köstekmiş! fazla takılma, 'bir yerde bir sorun çıkmıştır belki' de ve bekle.. Zorlasan ne olacak? Olması gereken kendiliğinden olmuyor mu zaten.. Sana soran eden oluyor mu?.. İzle sadece.. İşte o zaman hem içindesin çemberin, hem de dışında.. Ne demiş Neyzen Tevfik, 'ya üç buçuk atarsın, ya da dört dörtlük yaşarsın' adaam sen de..
    ***
           Dar sokakların en fazla iki katlı ahşap evleri.. Sümerbank'ın basma perdeleriyle örtülü pencereler.. Ahşap direklerdeki güçsüz ampullerin anca köşe başlarını sarıya boyayabildiği' karanlık sokaklar.. Gölgelerin uzayıp acaip yaratıklara dönüştüğü Bolu sokakları.. Elinde Balıkçı Çakır'ın kuyruklarından birbirine bağladığı iki Palamutla Tevfik bey, öğretmen.. Ünal Karakaya vardı arkadaşım o ölmüş.. Hem de epey olmuş ben duymamışım.. Kendisinden bir kaç ay önce de eşi.. Dikkat ediyorum; çok evcil ailelerde böyle oluyor.. Fincanın biri kırıldı mı, ikincisi gecikmiyor..
    ****
           KARGASEKMEZ..
           Önden çevirmeli arabalar vardı bir zamanlar.. Bizim mahallede de vardı bir kamyon.. Çocukluk yıllarımız, o kamyonun çevresinde geçti hep.. Bozulduğunda sahibi altına yatar, motoru indirir, yağlar, siler, süpürür tekrar yerine takar.. Çalıştırdıktan sonra kulaklarını diker motorun sesini dinler, seste bir değişiklik var mı anlamaya çalışır.. Şarkıcı Yaşar Kurt'un şarkı yaptığı Cahit Külebi'nin ünlü bir şiiri var.. Şarkısını dinlemedim ama, şiiri her seferinde, kamyonları, kamyoncuları, şehirler arası otobüsleri falan hatırlatır bana.. Bir de Kızılcahamam'dan geçerken yol kenarındaki kavun karpuz sergilerini..
          Kamyonlar hep kavun taşır,
          Ben hep seni düşünürdüm..
          Bolu'da 1945'li yıllarda Ankara'ya haftada bir gün giden kamyondan bozma otobüsler varmış.. Kimi yerler kazma kürekle düzeltilmiş, kimi yerler kendi haline bırakılmış yollar.. Ahşap kasalı otobüsün gıcırtıları, macunları dökülmüş camların şangırtıları arasında aşılan dereler, tepeler.. Yaklaşık beş kilometre virajlarla dolu 'Karga Sekmez'de iki aracın birbirini sıyırarak geçebileceği kadar darmış yollar.. Bir de yol kenarlarında bugünkü kadar çok benzin istasyonu olmadığından, kokusu genizleri yakan benzin tenekeleri olurmuş otobüslerde..
    ***
            Bolu'da eski kapalı 'hal' in orada 'Özbesler'in yanında bir kahve'de denk gelmiştim.. Laf dönmüş dolaşmış Düzce- Ankara arası çalışan yerli kasalı 'Saraç' otobüslerine ve Şehrin arabacı esnafına gelmişti.. Koca Fehmi, yeğen Mehmet Kol, Ovabaşlı Sadettin, Hacı Mahmut, Ali Civan, Genco Hamdi, Cingan Ali.. Berber Fadıl abiden de dinlerdik o da kamyoncuymuş eskiden, anlatırdı 'Serkedaryan' marka bir sigara varmış o zamanlar, bir de, 'ayınga tütün..' Mola verdikleri çeşme başlarında bağdaş kurup hiç üşenmez onu sarıp içerlermiş..
    ***
            'Ohooo!, derdi Fadıl abi 'ne vartalar atlattı eski şoförler bu yollarda' Kamyonla Kargasekmez'e sardığında çıkamadığı bazı rampaları geri viteste çıkarmış 'Elinden bir halt gelmiyor n'apacan' derdi.. 'Bir çeşme vardı Kargasekmez'de, gürül gürül akan suyundan avuçlarımızı oluk yapıp kana kana içerdik.. İhtiyaçlar giderilip, motorun suyu muyu da tamamlandıktan sonra, arabanın önündeki kolun hızla çevrilmesiyle, motor öksürür gibi çalışmaya başlar, 'hadi bakam! sesiyle de herkes üşüşürdü otobüsün başına.. Rahmet olsun Fadıl abiye..
    ***
           BAYAN ROOSEVELT..
           Bir de yeni öğrendim; Bolu'ya gelen ünlüler arasında Amerikan Başkanı'nın Halazadesi Bayan Roosevelt var.. Kadını 'şanına yakışır bir biçimde' karşılamış bizimkiler.. Bolu dünyaca ünlü aşçı memleketi ya, kadın; o va mı? bu va mı? dedikçe dayamışlar Kedibatmaz'ı, ekmek aşını, ovmaç çorbasını..
    ***
          Ama enteresan! akşam olunca hiç beklenmedik bişey olmuş.. Kadın 'Ben Fırkayı çok beğendim' demiş.. Eee? "Geceyi burada arabamda geçirecem" "La gadun! demişler olacak şey mi şimdi bu? ele güne karşı? Koskoca Amerika başkanının halazadesi sokakta yatırılır mı? Kimden korkuyorsun?" İçine ilaç atacak gazozumuz bile yok o zamanlar.. Ne şifa gazozu var, ne de Yayla.. Edip Bey de yok arkadan habersizce yaklaşıp sarılıverecek.. Hahahaha.. Sonra 'at aygırı' gibi fiziğinle seni kim ne yapsın..? Taaa Avusturya'dan gelen bir kız vardı, daha önce yazmıştık, fareler üzerinde araştırmalar yapıyordu Bolu'da.. 'Cillop' gibi kız.. Kimse kılına dokundu mu? hayır, dokunmadı.. Akpınarlı bi ablanın dediği gibi 'Siydüükkklllüü..!
    ***
           Kadına yalvarıyorlar 'gel etme eyleme, aksi söz söyleme' seni kuş tüyü yataklarda yatıralım.. Bak! ilerde Natoya bile girmeden Kore'ye asker gönderecez.. Sonra 'Devlet parasıyla Çukurhan'da yatırdılar! diye diline dolayacak kimse de yok.. Ne Fakir Baykurt var ne de Çetin Altan.. 'Naayııırr ! diyor da başka da bir şey demiyor kadın.. 'Ben' diyor 'Arabamın içine kıvrılır yatarım' Öyle deyince ne yapsın adamlar? yüzüne karşı okunabilecek 'Allah belanı versin' şarkısı var da şarkıcı İsmail YK yok, henüz çiçeklerde polen bile değil..
         Allah belanı versin,
         Allah seni kahretsin,
         Hayatımı sen mahvettin,
         Acımadın neler çektim,..
         Allah belanı versin..!
    ***
           Ertesi günün Cumhuriyet Gazetesi'nde bu haber aynen şu şekilde çıkmış..
            'Bolu 8 (Hususi) Amerika Reisicumhuru M. Ruzveltin halazadesi Mrs. Leila Dons Şt Roosevelt Göynük üzerinden Bolu'ya gelmiş ve Cumhuriyet Halk Fırkasınca karşılanmıştır.. Geceyi burada geçirmesi için israr yapılmışsa da Mrs. Dons itizar etmiş ve Halk Fırkası binası önündeki meydanlığı çok beğendiğinden geceyi burada ve otomobili içinde geçireceğini söyliyerek kendisine cemile gösteren zevata teşekkür eylemiştir. Ruzveltin halazadesinin Bolu'ya gelişi Halkevi Reisi Şevket ve fırka vilayet azasından Emin Bey'i pek ziyade mütehassis etmiştir. Mrs. Dons bu sabah Gerede tarikile Ankara'ya müteveccihen hareket etmiştir.'

           ZSA ZSA GABOR..
           Kimlerin yolu düşmemiş Bolu'ya dedik ya; Zsa Zsa Gabor ünlü Amerikalı artist... O'nu filmlerinden tanıyan nasıl bir 'afet i yekta' olduğunu bilir.. Bolulular 1940 yılında onun Gerede'ye geldiğini duyunca dünya gözüyle bir görelim diye tahta sandalyeli, burunlu Scana Vabis otobüse doluşup çıkmışlar yola.. Üstelik şaka maka da değil kadın Atatürk'ten hamile olduğunu falan da iddia ediyor o zamanlar.. Hayır, bir de Atatürk'ün hasta olduğu yıllar zaten.. Tokalaşmayla olacak iş mi bu? Tövbe estağfurullah! Başka da bir ihtimal yok zaten..
    ***
          Ne diyorduk? Haa, bizimkiler Zsa Zsa Gabor'un Gerede'de olduğunu duyunca doluşmuşlar otobos'un içine düşmüşler yollara.. Peşlerinden kova ile su atan bile olmuş selametle gitsinler selametle gelsinler diye.. Esentepe'ye varınca bir de ne görsünler? Bizim Belediye Başkanı Baytar Reşat herkesten önce intikal etmiş, oturuyor! Hollyvood starının yanıbaşında.. Bi samimiyet bi samimiyet.. Elinde fötr şapkası, objektiflere poz veriyor.. Bir grup Amerikalı gazeteci ve diğer yanda da Gerede Belediye Başkanı İhsan Yalçın Bey var, Rahmetli Hayrettin Yalçın Bey'in babası..
    ***
           Başka kimler mi var? Ohhoooo kimler yok ki, duyan gelmiş, duyan gelmiş.. Yıllar sonra biz bile onun filmini izlemek için az mı bekledik Şehir Sineması'nın kapısında.. Ah o sinemalar..! Seyrettiğimiz bir kovboy filminden sonra, komşuya talaş getiren at arabasını bile kaçırttı bize bu sinemalar.. Çanşalı Sadettin Enişte'nin bir anlık gafletinden yararlanarak ve 'posta arabası' niyetine.. Ben John Wayne'yim arkadaşım da Şerif Robert Mitchum..
    ***
           Bir fotoğraf koyduk Sevgili Füsun Yalçın Varlık arşivinden.. Fotoğrafta en sağda oturan küçük çocuk Dr. Şükrü Bostancıoğlu, arkada beyaz şapkalı olan kişi Burhan Belge, Gabor'un ilk eşi.. Zaten kadının hayatının en göze çarpan tarafı evlilikleri.. Başından 8 evlilik geçmiş.. Fotoğrafta sağdan ikinci kişi Münire hanım.. Reşat Aker'in ilk eşi..
    ***
          Baktım bizimki gözünü bir yere dikmiş, dalmış gitmiş.. 'Ne oldu Şinasi' dedim 'hayrola! Abant'ta gayukların mı battı?' Bugün birisi canını sıkmış.. 'Bolu'ya giderken 'dikkat ayı çıkabülü' tabelası var mı gerçekten? diye sormuş.. Şinasi çok kızmış 'vay efendim biz ayı mıyız? adam alttan almış da durumu biraz düzeltmiş.. 'godumun deyüsü! diyor "Ne varmış ayıda? Yüz metreyi sekiz saniyenin altında goşuya..! Hahaha, Vallahi bilmiyordum ayının bu özelliğini.. İnsan gibi akıllıymış üstelik, bazı aletleri bile kullanabiliyormuş.. Keşke daha önce duysaydım..
    Hoşça kalın..
                                                      

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak