Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Enver Bey.. Aşk Hikayesi.. Gölköy.. Şeref Berberoğlu..

Erdoğan Mühürcüoğlu

    16 Aralık 2016

         Enver Bey.. Aşk Hikayesi.. Gölköy.. Şeref Berberoğlu..
          Memlekette olup biten hiçbir şeye şaşırmıyoruz artık! Tuncay Özkan'ın kitabındaydı galiba.. 'Böyle kritik durumlarda bol bol yazın' diyordu.. 'Not tutun.. Yorum yapın.. Mektup yazın.. Size mektup gelmiyorsa, oturun kendinize mektup yazın.. Ertesi gün açıp okuyun.. Korkunuzu yazarak aşarsınız.. Anlatın.. Anlatacak kimse bulamazsanız, kendinize anlatın'.. Hahaha.. Tam bana göre.. Deli işi.. Öyle yapıyorum bende.. Ne halim varsa görmekle meşgulüm bu sıralar.. 
    * * *
           Bolu'dan gelen bazı kitaplar dergiler falan vardı.. Bir kaç gündür onlarla meşgulüm.. Geçtiğimiz yolların, karış karış tanıdığımız sokakların, evlerin fotoğrafları var, onlara bakıyorum.. Çocuklar var sokaklarda, onlara.. Akpınar'dan, Gölyüzü'nden, İmaret'ten.. Kimi kasketli, kimi takkeli, hatta kimi fesli.. 
    * * *
          Orman İşletmesi, Devlet Hastanesi, bahçesinde tencere, tava görünümlü tuhaf aletlerin olduğu yer; Meteoroloji.. Biraz aşağıda eski Postane.. İsmail Uslu bey, Erdem abi, Seyfi bey.. Üst katta iş önlükleriyle santralci bayanlar.. Üzerinde 'Telgraf' yazan yuvarlak pencere ile bahçedeki fıskiyeli havuz.. Yatacak yerimiz yok bizim.. Şehrin geçmişi ile ilgili ne kadar sembol varsa yok etmişiz..
    * * *
          ENVER BEY..
          Tartışma programı değil laf sokma yarışı sanki.. On dakika içinde sinirlerim alt üst oldu.. Hayır protesto edeyim, böyle programları izlemeyeyim diyorum ama hangi birinden kaçacaksın.. Eskiden Ramiz Paşa'nın katıldığı programlarda oluyordu bu tür şeyler.. Şimdi hepsinde.. Kükremeler, sehpa yumruklamalar.. Aslında benim tek isteğim, Ramiz Paşa'nın; Mehmet Metiner ile Rasim Ozan Kütahyalı'nın katıldığı bir programı basması.. Geçenlerde okudum Nagihan Alçı'yı az kalsın dövecekmiş Ramiz Abi, Yiğit Bulut'u reklam arasında masaların arasında kovalamış..
    * * *
         Ben de 'Küçük Hanımın Şoförü' filmi vardı bir kanalda, ona takıldım.. Filmin konusu her zamanki gibi; Zengin kız, fakir oğlan.. Bu filmde oğlan yakışıklı bir Üsteğmen.. Yoksa Yüzbaşı mıydı? Yok yok! Üsteğmen.. Siyah beyaz filmlerin rahatlatıcı bir etkisi var galiba.. Bir de insanı içine çeken bir sihir.. Filmi izlerken Eczacı Muzaffer Hanım geldi aklıma.. Onun Gölköy'deki sayfiye evi ve özel şoförü Afer abi..
    * * *
          Filmde.. Ayhan Işık'ın Babasının uçak kazasında ölmesi falan var.. O tür filmleri severim ben.. Göksel Arsoy'un oynadığı 'Şafak Bekçileri' de öyleydi.. Şehir sinemasında en arka sırada izlemiştim.. Salih abinin yer bulamayanlara verdiği taburelerden birinde..
    * * *
          Bu filmde Göksel Arsoy'un rol arkadaşı olan subay Bolulu Üsteğmen Enver Candemir'miş.. Balıkesir 9. Ana Jet Üssü'nde görev yapıyormuş o sıralar.. Arkadaşı Akpınar Mahallesi'nden Zekai Aydın da aynı şehirde beden eğitimi öğretmeni.. Geçenlerde 'Film'i anlattığım bir arkadaş, Enver Candemir Bey'in, 1979 yılında İzmir'de intihar ettiğini söyledi.. Çok üzüldüm..
    * * *
          AŞK HİKAYESİ..
          Ne filmler izledik orada! Ali MacGraw ile Ryan O'Neal'in oynadığı Love Story, Ömer Şerif'in Dr. Jivago'su.. Makine dairesinden perdeye uzanan ışıkların büyüsüne kapıldığımız yıllar.. Antrag'da önünde biriktiğimiz büfe.. Elindeki açacakla gazoz şişelerine vurarak; 'Hadi başlıyoor!” diye bizi uyaran Salih abi..
    * * *
          Adnan Koçlu geçenlerde sinemanın oturma planını paylaştı.. Bakarken dalmış gitmişim.. İnanın, o kadar tanıdık geldi ki o plan.. Hangi koltuklarda oturduğumu bile hatırladım..
    * * *
         Parklara, ağaçlara çakıyla isimler kazıdığımız yıllardı.. Mahfel'de masalara, Fırka'da banklara.. Reklamın iyisi kötüsü olmaz deyip, taze betonlara bastık ayak izimiz çıksın diye.. Falanca falancayı seviyor diye yazdık her tarafa.. 'Rahmetli şu dünyada sayısız eser bıraktı' diyen birileri olsun istedik ardımızdan..
    * * *
           Geçenlerde Ryan O'Neal ile Ali McGraw'ın fotoğrafları yayınlandı.. Baktım da; Gençlik hayallerimizi süsleyen o kızdan hiç bişey kalmamış; yakışıklı oğlan ise ağır sıklet Sumo güreşçisi gibi.. Ben Ryan O'Neal dendi mi hep rahmetli komşum Mehmet Cop'u hatırlarım.. Onun trafik kazasında kaybettiği güzel kızı Nazan'ı..
    * * *
         GÖLKÖY..
         Eczacı Muzaffer Hanım'ın Gölköy'deki sayfiye evinden bahsedince;
         Ziraat Müdürü Şadan Bey'in de bir süre bu evde oturduğunu, tavşan beslediğini söyledi arkadaşlar.. Ben Şadan Bey'i Konuralp Caddesi'ndeki 'Birlik Apartmanı'ndan hatırlıyorum.. 'Bizimkiler' dizisinin 'Şale Apartmanı' gibiydi orası.. Rahmetli Şadan Giray, Şefik Arıkan, İlhami Şener, Fuat Zorlu, Muslihittin Türkmen, Kemal Erpaçal.. Önce apartman sakinleri gitti tek tek, sonra da 1999 depremiyle apartmanın kendisi.. 
    * * *
          Şehrin orta yerinde, evinin bahçesinde geyik yetiştiren Refik Bey'i duydum da, Gölköy'de tavşan yetiştiren Şadan Bey'i ilk defa duyuyorum.. Tabaklar Hamamı'nın önünden Deve ile geçerken görüntülenen Hotağın Salih abi de şaşırtmıştır beni..
    * * *
         ŞEREF BERBEROĞLU..
         Sabaha karşı telefonum çaldığında "Eyvah!" dedim "Vallaha o!" Kontör bitene kadar konuşur artık.. "Hayırdır abi? dedim gece gece' Bir kaç hafta önce Kaleci Mehmet Abi'den bahsettik ya, İfrit olmuş..
    * * *
          'Galatasaray'da Turgay'ın yedeği olarak bir sene top oynadı adam, onu yazsana! diyor.. 'Sonra Çetin Salur var, onu niye yazmıyorsun? Kadri Aytaç ayrılınca 'Onun yerine sen gel' dediler ama gitmedi adam.. Yazsana bunları be mübarek..!' Terzi Şefik abiyi yaz, Tin Tin'i yaz.. Çekirdekten yetişme süper ustalardı bunlar.. Zikrullah kalfa vardı Kılıçarslan'ın yanında.. Bir pantul diksin giymelere kıyamazsın.. Papaz Oktay'ın diktiği yelekleri de benim diyen terzi dikemezdi.. Müşteriyi masaya yatırıp ölçü alanı bile gördü bu gözler.. Adam terziliği askerde öğrenmiş, önce kumaşı yatırıyordu masaya, sonra müşteriyi..' 
    * * *
          Abartan insanların bazılarını severim ama; bu bambaşka.. Tuna kahvesindeki bir kavgayı anlattı.. 2 kişi vardı diye başladı, giderek sayı 15 kişiye kadar çıktı.. Orman okulunda bir maça rastlamış.. Sahada Bahattin Sipahi, İsmet Taşkın var.. Şerafettin Şenyüz'ün kayınbiraderi Sedat, Baytar mektebinde okuyan Cumhur, Ziraatçi Nihat, Çetin Salur.. Bir de Köse İsmail abinin bacanağı Şeref abi ile iki tane de misafir..
    * * *
         'Resmen şov yapmış o iki misafir.. Şeref abi ile önceden anlaşmış gibi şov yapıyorlarmış sahada.. Birlikte hücuma kalkmalar, vücut çalımları, ver- kaç lar, top saydırarak yürümeler.. Maç bittikten sonra bir bakmışlar ki; misafirlerden biri Lefter, diğeri de Metin Oktay.. Sonra? 'Sonrası iyilik, güzellik..'
    * * *
         Daha Boluspor bile kurulmamış.. Yalan olur da bu kadar mı olur yaw.. İş inada bindi.. Şahit gösterdiği Lütfi Erkan'ı aradık telefonla.. 'Durum böyleyken böyle Lütfi kardeş' dedik.. Biz burada birbirimize girdik.. Nedir bu işin aslı? 'Valla' dedi 'kim anlattıysa doğru anlatmış.. Hatta biraz da eksik.. Seyircilerin arasında Metin Oktay'ın eşi Servet hanım da vardı..' Hadi ya..?
    * * *
         Morsladık..! Telefon edip; 'Haklıymışsın arkadaş, kusura bakma' falan diyecez; diyemedik.. Küt diye kapattı telefonu.. 'Hassiktirin lan! dediğini duyabildik sadece.. Dahası da var da, yazamam..
    * * * 
          Hoşça kalın.
                                                      Erdoğan Mühürcüoğlu 
     

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Cafe Koltukları Cafe Sandalyeleri Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak